Kan ma sakın
9/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 22:26
Neye kanmayalım? Van helsing ve arkadaşlarının iyi olduğuna kanmamalısın okurken. Onların kötülük dediği şey tamamen farklı ve bambaşka bir yaşam formunun doğası gereğiydi. Drakula hayatta kalmak için insan kanı ile beslenmek zorundaydı. İnsanlardan saklanıyordu evet çünkü kendisini açık ettiği zaman insanların onu yok edeceğini biliyordu empati yapan her insan drakula gibi davranıp hareket edeceğini gayet iyi bilir. Doğası gereği bir aslanı kötü saymıyorsan drakulayı da kötü bir karakter olarak sayamayız. Aksine insanlar bu hayatta kalma mücadelesi veren varlığı diğer bütün varlıklar gibi yok etme eğilimindedir. Çünkü homo sapiens istilacı bir türdür. Günümüzde olduğu gibi dünyadaki bütün yaşam formlarını hızla yok etmekteyiz. Kitabın hemen başlarında Drakula Alman bir şairin şiirinden alıntı yapar "Denn die totden reiten schnell" bu ölüler hızlı sürer anlamına geliyor, ölümün kaçınılmazlığını ve yaşamın zamana kaçınılmaz olarak yenik düştüğünü simgeliyor. Kitabın sonunda da drakulanın hızlı bir şekilde uzun soluklu kaçması ve sonunda ölmesi kitabın başı ve sonu hakkında harika bir köprü kuruyor bu söz ile birlikte. Kitabın başından beri ve genelinde vurgulanan batıl inançlara ön yargı geliyor. Günümüzde bulunan merdiven altından geçme falan gibi şeyler yani. Burada yazar Bram Stoker insanların ön yargısını sunuyor ve kitabın bir kısmında da anlatmak istediği batıl inanç olmasa bile insanlar kafalarındaki eski inandıkları bilgiyi daha sağlam ve güvenilir bir bilgi olmasına rağmen ona her zaman şüpheyle yaklaşmasıdır. Zamanında Albert Einstein Isaac Newton'un dünyada kabul görmüş zaman mutlaktır ilkesini yıkıp zaman görecelidir dediği zaman dönemin aydın bilim insanları bile buna şüpheyle yaklaşmış. Aynı bizlerin de günümüzdeki batıl inançlara ya da batıl inancı olanların modern
Edebiyat
DrakulaBram Stoker · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236,3bin okunma
İnsanlar ölüyor ve mutlu değiller ..!
Puan vermedi·74 syf.··
2026 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 01:30
Camus'un bu kitabını ilk kez okuyorum .Kitap sarsıcı bir tiyatro oyunundan oluşuyor .Oyun Caligullanın hem kız kardeşi hem de sevgilisi olan Drusillanın ölümüyle başlıyor .(Kafam hala almadı hem kardeş hem sevgilisi olması Netfilx deki bir dizi gibi ).Neyse ne zaten konumuz yas da değil .Ölümle gelen aydınlanma .Dünyanın ne kadar boş ,adaletsiz ve mantıksız olduğunu fark etmek. Karşımızda deli bir imparator var ve sıradan bir yönetim şekli yok .Tam bir zorba diyebiliriz. Yönetirken kader gibi acımasız keyfi zulm ediyor ,zengin ediyor , sebepsiz öldürüyor .Fakat amacı zulm etmek acı vermek zalimlik yapmak değil.Kaderin gerçekte ne kadar mantıksız olduğunu anlatmak. Sonunda dünya boştur lo diyorsunuz:) Oyundaki özgürlük tanımı da epey sarsıcı özgürlük =herşeyi yok edebilme gücü . Soyluların mallarına el koyup eşlerini fahişeliğe zorluyor .Sebebi de sahte ahlaklarını ve çıkarcılıklarını ortaya çıkarmak ... Ve sonunda da öldürülüyor bizim deli ama öldürüleceğini bile bile engel de olmuyor diyor ki "Benim özgürlüğüm doğru özgürlük değilmiş." Evet bizim özgürlüğümüz başkalarının özgürlüğünün yok olduğu yerde bitiyor ,bu daha doğru bir özgürlük tanımı bnce . Oyunun kahramanı bize nihilizmin acı gerçekliğini sunuyor yalnızlık ,yalnızlık ve intihar...
CaligulaAlbert Camus · Berfin Yayınları · 19931,452 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·210 syf.··
2026 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 18:58
__Kitap köy köy gezerek halk şarkıları derleyen bir gezginin Figui ismindeki ihtiyarla tanışması ile başlıyor. Kitap, ihtiyarın hayatının gençlik ve yaşlılık dönemlerini anlatıyor (1940-1970 ler arası olmalı çünkü Mao'nun devrimlerinin oldugu Büyük İleri Atılım ve Kültür Devrimi yıllarındaki koşulları kapsıyor). Gelelim hikayeye: (Spoiler içerir!) Figui, zengin bir toprak sahibinin, sorumsuz, ahlak yoksunu, kumarbaz oğludur. Yine çok zengin bir şehirlinin kızı olan Jiazhen ile evlidir. Ancak hamile kadına yaptıgı psikolojık ve fiziksel zulm*n yazılacak bir tarafı yok. Bir gün kumarda atalarından kalan son malları ve evi kaybetmesi ile hayatları değişir. Babasını ve annesini kaybeder. Mao'nun Büyük İleri atılımı ile aılesıyle sıfırdan yaptıgı küçük tarlasına el konur, kominerler aracılıgı ile toplu işlenir. Hıkayeyı çok özetlemek istemıyorum. Bundan sonrası talihsiz olaylar silsilesidir. Kalan hayatında Oğlunu, Kızını,Karısını, Damadını ve torununu bir bie topraga verir her birinin ölümü de ayrı sarsıcı. Kitap o dönemde Çin'in sosyolojik yapısını öyle içten anlatmıs ki 1993 te yayınlandıgı gibi yasaklanmış, bununla kalmamış 1994 te filmi yapılmıs, ödüllere doymamıs ancak o da yasaklanmış. Çin edebiyatının en etkileyici iki romanı arasında kabul edilmiş. Kitap adı ile müsemma aslında, insan gençliği, zamanı, sağlıgı, parası hiç bitmeyecek gibi yasıyor. Sonra ımtıhanlar geliyor. Ve ömür kayıplarla beraber nihayete dogru ilerliyor. Hikayenin basında yaptıklarının bedelini yasayacak herhalde diyorsunuz, ama bu bedeli hangi terazi kaldırabilir ki? Çok acı ve bir o kadar da insanı düşündüren, hayatına ayna tutan, sorgulatan, uzaklara daldıran bir kitap. Yaşamımda böyle bir kitaba yer verebildiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Okuyacaklara güzel bir hayat dileğiyle...__
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,4bin okunma
Bir damla …
Puan vermedi·560 syf.··
2026 9. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 11:27
Narin , Artur , Züleyha …. Üç kahramanın masalımsı hayat hikayesi , bir o kadar akıcı , üzücü ve duygusal yaşamı … Mezapotamyanın tarihine dokunmusluk , su damlasının yolculuğu ve bunun yanında ezidilerin yaşamış oldukları zülm anlatılmış. Su damlaması kimine göre yaşam kimine ölümü getirmiş.
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak · Doğan Kitap · 20251,736 okunma
8/10
·611 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 23:33
Rabıta çok uzun zamandır kitaplıkta duruyordu. Uğur Mumcu'nun eserlerini düzenli bir şekilde okuyamasam da yıllar içinde dolaylı yoldan anlattığı her şeye bizzat yaşayarak vakıf olduk. Tıpkı bugün de Uğur Mumcu'dan anlattığı kadar vahim olayları ve haberleri okuyor, görüyor ve yaşıyoruz. Değişen bir şey olmadı. Eskiden belki de bu tür haberler meclisin gündemine taşınıyor, geç de olsa araştırılıyordu. Bugün ise MHP ve AKP'nin oyları ile kamuoyuna mâl olmuş tüm günahlar ve yasadışı eylemler oy çokluğu ile örtbas ediliyor. Kitap tuğla gibi olmasına rağmen o kadar hızlı okunuyor. Okurken gazete başlıkları ve o günlerin kahramanları film şeridi gibi gözlerinizin önünden geçiyor. Cemalettin Kaplan, Süleyman Hilmi Tunalı ve Süleymancılar, Rabıta örgütü, Milli Selamet Partisi, Erbakan hoca, 80 darbesinin cuntacıları, Almanya'daki gurbetçiler... Türkiye'de düşünce, inanç ve toplumsal olarak nerede bir boşluk oluşursa, o boşluk bir şekilde dolduruluyor. Bu bazen önemli siyasi şahsiyetler oluyor, kimi zaman kurumlar, dernekler ya da tarikatlar oluyor. İnsanlara propaganda yapılıyor. Para toplanıyor. Özellikle Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle bu durumlar artık ülkenin makus talihi olmuş. Yıllar yılı aklı, bilimi, kamu vicdanını ön plana almak yerine insanların fakirliği, çaresizliği ve dini duyguları siyasi bekââlar uğruna sömürülüyor. Gelinen noktada muasır medeniyetler yolculuğunda bir milim ilerleyebildiğimizi düşünmüyorum. Sadece mağdur edenlerin siyasi kimliği ve ideolojisi değişti. Dünün mağdurları bugünün zulm edenleri olmuş.
Araştırma-İnceleme
RabıtaUğur Mumcu · UM:AG Araştımacı Gazetecilik Vakfı · 2020544 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 00:00
"Söyüdlü Arx" İlyas Əfəndiyevin qələmindən oxuduğum üçüncü əsər idi və yenə də əvvəlkilərdə olduğu kimi bu əsəri də çox bəyəndim. Diqqətimi çəkən ən maraqlı məqamlardan biri də o oldu ki, oxuduğum hər üç əsərdə baş obraz qadındır. Yazıçının kişi olmasına baxmayaraq, qadınların daxili dünyasını, düşüncə və hisslərini bu dərəcədə məharətlə işləməsinə heyran qalmamaq mümkün deyil. "Söyüdlü Arx" əsərində baş obraz Nuriyyədir. Onun saflığını, ülvi hisslərini, təmiz və geniş qəlbini, incə və mülayim xarakterini çox sevdim. Amma oxuduqca onun çəkdiyi iztirablar mənim də qəlbimi göynədirdi. Düşünürəm ki, bir insan üçün bu dərəcədə fədakarlıq etmək, əslində, özünü incitməkdir. Nuriyyənin böyük ürəyi ilə yanaşı, nə qədər ağıllı bir qız olması da diqqətimdən yayınmadı. O, özünü Murad və onun ailəsi üçün fəda etməkdən savayı, Səadətə də ən düzgün yolu göstərdi. Doğrudan da, cəmiyyətdən ayrı düşən insanlar həyatdan da kənarda qalırlar. Səadətin hissləri bayağılığa bürünmüşdü. Mənasızlığa yuvarlanan bir həyatda hansısa dərin və ali hisslərdən söhbət gedə bilməz. Əsl insan kimi yaşamaq və zəhmətin bəhrəsini görmək üçün mütləq bir fəaliyyət lazımdır. Yoxsa ancaq özünü düşünməklə, ətrafındakı insanlara fayda vermədən xoşbəxt olmaq mümkünsüzdür. Bunun üçün ilk öncə istək, sonra isə insanlarla yaxın olmaq, başqalarına can yandırmağı bacarmaq və cəmiyyətin bir parçasına çevrilmək lazımdır. Yalnız bu zaman insan nələr edə biləcəyini görməyə başlayır. Var-dövlət sahibi olmaq günümüzü fərəhli keçirməyə kifayət etmir. Mədəni və mənalı həyata can atmayan insan bu sərvəti ancaq yeyib-yatmağa sərf edəcək ki, bu da zövqsüz həyat tərzi deməkdir. Bayağılıqdan qurtulub ali mərtəbələrə yüksəlmək üçün həyata qaynayıb-qarışmaq və taleyin açdığı yollarla yürüyərək məna qazanmaq lazımdır. Səadətin
1000Kitap
Söyüdlü Arxİlyas Efendiyev · Qanun Nəşriyyatı · 20201,308 okunma