Sinekli Bakkal

8,0/10  (162 Oy) · 
1.302 okunma  · 
138 beğeni  · 
4.000 gösterim
Can Yayınları, büyük yazar, düşünür ve tarihsel kişiliği ile Türk kadınına önderlik etmiş eylem kadını Halide Edib Adıvar'ın bütün yapıtlarını yeniden, özenli bir biçimde yayınlamaya başlıyor. Adıvar'ın bugüne kadar defalarca basılmış, milyonlarca okur tarafından okunmuş ve güncelliğini hiç yitirmemiş romanı Sinekli Bakkal, Türk romanı içerisinde özel bir yere sahip. "Roman," dendiğinde aklımıza helen ilk kitaplardan biri olan bu yapıtı Selim İleri'nin yazdığı sonsöz eşliğinde sunuyoruz.

Defalarca basılmış, kuşaklardan kuşaklara ulaşabilmiş Sinekli Bakkal, II. Abdülhamid dönemini bir geçmiş zaman dekoru önünde yansıtarak, eskiden yeniye devralınması gereken kültür, sanat ve töre değerleri üzerinde durur. Bir anlamda, yazar ve eseri, tarihi süreklilik arayışı içerisindedirler.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2016
  • Sayfa Sayısı:
    480
  • ISBN:
    9789750721663
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Başucumda Kitap 
08 Tem 2015, Kitabı okudu, Beğendi, Puan vermedi

Kitabı sonunda bitirebildim. Oradaki "sonunda" kelimesinin benim için birçok manası var. Çünkü kitabı hastalığımdan dolayı, arkadaşlarım ve geçirdiğim güzel zamanlardan dolayı tamamiyle iki buçuk haftada bitirdim. Siz de katılırsınız ki her yutkunduğunuzda boğazınıza binlerce iğne saplansa, yürürken kemiklerinizin üzerinde bir bıçak dolaştığını hissetseniz okurken zorlanırdınız. Velhasıl iki buçuk haftada bitirmemin faydaları da her zamanki gibi yorumladığım gibi içimde hissetmem. Sinekli Bakkal edebiyat dersinde töre romanı olarak öğrendiğim, almam gereken bir eser ve yorumlamam lazım gelen bir şaheserdi. Normalde Töre romanlarını televizyonda gördüklerimiz gibi kanlı manlı, doğu romanları gibi hayal etmiştim fakat öyle değilmiş. İnterneti gene bir kitap için kullandım. Her zaman da dediğim gibi; Bir kitap için üşenmeyip araştırma yapmak o kitabı çok sevdiğinizin ve o kitabın siz de önemli kalıntılar bıraktığının göstergesidir. Ayrıca Halide Edib kitaplarını denemek, en sevdiğim yazarlardan biri olan Ayşe Kulin'in "ustam" olarak tanımladığı bir yazarla tanışmak istiyordum. Yazarın kalemine de aşık oldum, cümlelerine de aşık oldum, üslubuna ve tecrübesine de aşık oldum. Bu denli mükemmel yazabilmek, bir sokağı, insanlarını, yaşanan olayları, dönen entrikaları bu şekilde aksettirebilmek anca bir ustanın işi olsa gerek. Dediğim gibi kitabı iki buçuk hafta da bitirdim ve hemen hemen hergün oturup bu kitap hakkında düşünme zamanım oldu. Rabiayı, kişiliğini, hal ve davranışlarını en uzun zamanda değerlendirme şansı da bulabildim. Hatta kitapla o kadar bütünleşmiştim ki bitirip arka kapağını kapattığımda bir boşluk hissi, yokluk hissi sardı bedenimi. O kadar alışmışım ki bir an tekrar başlayıp okumak istedim. Fakat bu kişiye yeni kitaplar, yeni deneyimler de lazım :) Konusuna gelecek olursak; Sinekli Bakkal aslında bir sokaktır. Burada yaşayan, herkes tarafından korkunç olarak tanımlanmış, cennetten çok cehhenemi ve gazabını anlatan, eğlenmenin haram olduğunu düşünen bir imam yaşar. Kızı Emine bir gün parasını tiyatroyla kazanan, işi sebebiyle kadın kılığına giren ve zaman zaman birçok insan tarafından böyle çağırılan, çocuk ruhlu bir adamla evlenir. Tevfik evlendikten sonra da çocuklarla çocuk olmaya devam etmiştir. Bu durum Emine'nin hoşuna gitmez. Bir süre sonra kapı dışarı olan Tevfik sürülür. O sürgündeyken bakarlar ki Emine hamile! Doğar çocuk. Rabia doğar. Akıllı kız, geleceğin billur seslisi, erkek gibi kızı, söz geçirilmeyen ve diğer kızlar gibi muamele yapılamayan nur topu gibi bir kız. Kız İmamın verdiği "eğlenmeyin, haramdır" öğütleriyle ve korkutucu vesveselerinle bir hayli dine sarmıştır ve sesinin billurluğu burada şekil bulur. 6 yaşında bile konaklara, mevlitlere Kur-an okumaya çağırılan bu kız herkesi sesinle bayıltır. Zaman geçer ve Rabia dönemin paşasının konağında Vehbi Dede gibi alim birinden ders almaya başlar. Sürekli konağa gidip ders alan ve onların ev işlerine yardım eden Rabia bakkalın içinde bir adam görür. Babasını anımsar. Onu tanımıyordur ama içten bir yerden gelen "bulma" duygusu tüm vücudunu sarmıştır. Bunun sonrasında babasınla tanışır ve yeni bir hayata atılır. Onunla yaşamaya başlar. Burada durmak istiyorum. Tüm kitabı anlatabilsem buraya okuması güç, yazması güç. Ayrıca çok da fazla kitabın olaylarını anlatmak istemiyorum. Sonra kitabın içine çeken yazımı mahvolur. Ayrıca buralarda -yorumlarda- okuduğuma göre kitapta doğu - batı çekişmesine yer verilmiş.Ben kitabın içinde sürekli Doğu-Batı tartışmasını aradım ama pek de bulamadım. Tamam elbet ki var ama ben bu konunun üzerinde çok durulduğunu sanmıştım çünkü yorumlar da hep doğu-batı çekişmesi görülüyor diye yazılmıştı. Sonraları bu karşılaştırma sahnelerini beynimde birleştirip sıraya koyduğumda anladım ne kadar fazla üzerinde durulduğunu. Buna ek olarak kitap, birçok konuyu ele alıyor. Aşktan tutun insan psikolojisine kadar. Bu yüzden töre romanı, aşk romanı,psikolojik roman gibi örneklerin hepsinde Sinekli Bakkalı önereceğim. Kitabın hikayesi 2.Abdülhamid zamanını ele alır. Bazı sayfalarda dönemin siyasal olayları da ele alınmıştır. Bu dönemde yeni yeni yapılmaya başlanan özentilikler bariz betimlenmiştir. Alıp okumanızı tavsiye ediyorum. Sonuna kadar da tavsiye ediyorum. Kitabın içinde bulunan ve anlaşılması güç eski kelimeleri pek de dert etmenize gerek yok çünkü yeni baskılar alt tarafında anlamlarıyla birlikte veriyor. Bazı yerlerde günümüzde kullanılan bir kelimeyi bile yazıyorlar ve bu da sıkıcı bir durum ama bir süre sonra okuya okuya kelimelerin anlamlarını öğreniyorsunuz ve alt tarafa bakma ihtiyacı duymuyorsunuz. Bu da insana öğrenmişliğin verdiği gururu tattırıyor. Ben çok yazdım. Malum uzunca zaman düşününce bir kitap hakkında böyle sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Ben kitabı pek bir sevdim. İyi okumalar...

Kadir 
10 Eyl 2015, Kitabı okudu, 9/10 puan

Yeni Türk Cumhuriyeti' nin en önemli kadın yazarlarından birisi olan Halide Edip Adıvar'ın bu kitabı benim çok hoşuma gitti. Çok sürükleyici ve güzel bir kitap herkese öneririm.

Halil Yavuz KAYA 
04 Ara 2014, Kitabı okudu, 8/10 puan

1942 de CHP den roman edebiyatı ödülü almış bu kitabı, rahmetli kayınpederin babasından kalma aynı yıl baskısından okudum. Bana mı öyle gelmek de yoksa gerçeğimi bu. Tam ifadelendiremiyorum. İlk baskılardan , nostaljik bir teneffüsle okumak, kitaba bir başka tat veriyor. Kendimi o günlerde kitabın için de yaşar gibi okudum. harikaydı...

Zeynep Öztürk 
29 Tem 21:52, Kitabı okudu, 8 günde, Beğendi, Puan vermedi

Öncelikle kitap ilk olarak 1935 yılında, Londra'da "The Clown and His Daughter" adıyla basılmış.Kitabın Lonra'da basılmış olması benim dikkatimi çekmişti.Kitabın yazıldığı dönemden ve zamandan dolayı Osmanlıca kelimeler fazlaydı.Bilmediğim kelimeler çok fazlaydı evet, ayrıca bu durum kimi zaman dikkatimi dağıtıp okuma hızımı da düşürdü, hevesimi kaçırdı ama o dönemde yazılan eserlerin ortak olumsuz noktası bu.Bu yüzden de uzun bir süre elimde gezdi ama sonunda bitirdim.Ama bir yandan da bir sürü yeni kelime öğrendim kitap bana çok şey kattı.Kitap çok akıcıydı.Gelelim konusuna;

Abdülhamit döneminde İstanbul’un Sinekli Bakkal semtinin İmamı İlhami Efendi’nin kızı Emine, aynı mahallenin bakkalı Tevfik’le evlenir; ama ortaoyununda zenne rolüne çıktığı için “Kız Tevfik” lâkabı takılan kocasıyla geçinemeyip, gebe olduğu halde ayrılır ve Tevfik de sürgüne yollanır taklit yaptığı için.Emine'nin Rabia adında bir kızı olur ve dedesi İmam olduğu için ve kızının sesinin güzelliğinden dolayı onu hafız yapar.Rabia Selim Paşa'nın sarayında öğrenim görmeye başlar.

Neyse daha fazla spoiler vermemek için devamını yazmayacağım.Muhteşem bir kitaptı ben çok etkilendim.Ayrıca kitapta Doğu-|Batı çatışmasıda vardı.Eğer okumadıysanız mutlaka okuyun.

Vildan eyupoğlu 
23 Eyl 10:54, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Kitap başlarda biraz sıkıcı gelebilir fakat sonradan insanı öyle bir içine çekiyor ki elinizden bırakamıyorsunuz.Eserin başkahramanı hafız kız Rabia'nın çalkantılı aile hayatı, kendinden büyükçe bir insana aşık olması ve aşkının peşini bırakmayıp sonuna kadar gitmesi... Okumayı erteleyenler mutlaka okuyun.

ihtiyar 
25 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Siyasal, toplumsal, dinsel sorunları işleyen bir roman diyebiliriz. Fakir kenar mahalleler, zengin konaklar ve saray çevresi romanda yer alır. Kitap iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda devrimciler ile ilgili olayların gelişmesi ve devrimcilerin sürgüne gönderilmesi, ikinci kısımda ise Rabia ile Peregrini’nin ilişkisi ve evliliği yer almaktadır.

Ahmet Hamdi Tanpınar: “Kitabın asıl güzel ve büyük tarafı, yerli olması, bize ait şeylerle dolu olması ve cemiyet hayatımızın çok mühim dönüm yerinde, ondan kesilmiş bir nokta gibi canlı, belirgin ve türlü içten gelmeyenlerden uzak bir aynası olmasıdır” diyor.

Sinekli Bakkal Mahallesi gelenekleri ve insancıl değerleri sürdüren halk sınıfını, Zaptiye Nazırı Paşa’nın oğlu ve arkadaşları devrimci aydınları, saray çevresi ise yozlaşmış yönetici sınıfını temsil ediyor.
Yazar, devrimci görüşleri dile getirirken; “Devletimizin sıhhatini muvazenesini bozacak her kuvvetin kafasını ezeceğiz” düşüncesini Saray nasıl halkı eziyorsa, yerine gelmek isteyenler de aynı şeyi yapacaklar tezi ile devrimcilere sıcak bakmamakta, ayrıca devrimcileri Avrupa’ya hayran, doğu uygarlığını toptan reddeden kişiler olmaları ve ilerici her harekete dinin engel olduğunu inandıklarını göstererek onaylamamaktadır.

Yazar şiddete karşı görüşlerini, Hilmi karakteri aracılığıyla şöyle aktarmaktadır: “İçinde her zamandan ziyade şiddete, cebre, zulme, ıstırap veren her şeye karşı bir isyan, bir öfke duyuyordu. Şimdi bile bu çirkin şeyler – bir zulüm abidesi yıkmak için dahi kullanılsa- gene zararlı, gene nefret edilecek şeylerdi. Dünya ona çirkin bir boğuşma meydanı gibi geldi. Padişaha, hükümete isyan edenler, ihtilal yapmak isteyenler, hepsi aynı çirkin hamurdan yoğrulmuş insanlar ve teşekküllerdi, yalnız fert masum, yalnız fert zavallı ve bazen de iyi idi…”

Romanda yine belli kesimin alafranga hayranlığına da değinilmektedir. Avrupa’dan gelen her fikir yüzde yüz doğrudur anlayışıyla Fransız mürebbiyelerin elinde yetiştirilen, Türkçe okutmaya bile gerek duyulmayan kızlar, babaları gibi her şeye dudak bükerler.

Berna Moran “ Sinekli Bakkal iyi başlayan ama bir şeyler kanıtlamak kaygısının romancılık kaygısına üstün geldiği yerde başarısını yitiren romanlarımızdandır” demiştir.

Özetle romanın birinci kısmı ikinci kısmına göre çok daha iyiydi, birinci kısımda yaşananlar daha akıcı bir şekilde kitabın okunmasını sağlıyordu. Yazar o günün yaşananlarını okura aktarırken, ezilen halkı göstermiş, Saray tarafından yapışan yanlışları, devrimciler tarafından yapılan yanlışları özellikle şiddet içeren durumları, meşrutiyetten sonra makam ve mevki sahibi olan ahlaksız ye yeteneksiz kişilikleri gözler önüne sermiştir. İki tarafa karşı çıkarken çözümün adresini göstermemiş lakin tasavvuf yolu ile bireysel huzurun her şeyi çözebileceğini ifade etmiştir. (Bence)

Meşrebi Kalender 
09 Nis 2015, Kitabı okudu, 7/10 puan

Erkek,kırılgan,naif,kedi gibi koltuğunun altına giren kadından hoşlanır.Güçlü,ayaklarının üstüne basan kadın pek işine gelmez.Şu Ağzını Kırdığımın dünyasında,Kendi gücünü kadının üstünde hissetmeye deli gibi ihtiyaç duyar.Kadın dersen daha beter.Kadın güçlü kadından nefret eder ( Ama olmuyor feminist ablam.Ağzınıza küfür hiç yakışmıyor.)Sonuç olarak da nur topu gibi global dünyamda kadın kahramanları ne kitaplarda ne de filmlerde görmekten pek de haz etmiyoruz.Kitaptaki Rabia Ablamıza gelince keçi gibi inatçı,yaşadığı tüm zorluklara rağmen kimsenin karşısında eğilmeyen bir hafız. Adıvar' ın sürgünde yazdığı bu kahramanının da akibeti pek farklı olmadı.Sevdiremedi kendini ama farklı nedenlerle.Cumhuriyetçi bebeler, hafız ve kapalı olduğu için uzak durdu ( Kızıyorsun ama öyle...),Muhafazakar bebeler ise, erkeklerle bu kadar sıkı fıkı olmasını ve müziğe olan ilgisini beğenmedi.Bakmayın siz hiç birine efenim.Rabia iyi kız hem de çok kafa kız.Cebren okutalım (amma Can yayınlarından çıkan 13.baskıyı okuyacaksanız işiniz zor.Özüne sadık kalalım demişler.Pek iyi etmemişler.Ortaya çıkan ne deve ne de kuş.O kadar çok dipnotla bölünüyorsunuz ki kitabın tadını tam çıkaramıyorsunuz.Tahammül edememek kelimesinin bile dipnotla sayfanın aşağısında açıklanmasına, tahammül edebilecek misiniz çok merak ediyorum.)

Ta çocukluk yıllarımdan adını duyduğum ama okumanın bir türlü kısmet olmadığı bir kitaptı.Herhalde kitabın adında Sinek ve Bakkal kelimelerinin geçmesi beni farklı şeyler düşündürüyordu ama kitabı okumaya başlayınca düşündüğüm şeyle öğrendiğim şeyin hiç alakası olmadığını öğrendim şaşırmadığımı söyleyemem :)
Kitabı;karekter ve kurgu açısından ele aldığımda romandan bir tat aldığımı söyleyemem vasat olarak değerlendiriyorum.Ama bir dönem romanı olarak okunabilir diye düşünüyorum...

Damla Özdemir 
23 Şub 2015, Kitabı okudu, 7/10 puan

Olay örgüsü geniş,okuyucuyu sıkmayan bir kitap.Dönemin şartlarını,yıllardır süre gelen doğu-batı çatışmasını farklı bir gözle ele almış Halide Edip.Okunması gereken kitaplardan.

NesliKA 
02 Ara 01:58, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Çok beğendim. Sinekli bakkalı çok duymuştum okul kütüphanelerinde hep karşılaşmıştım ama adından mıdır itici gelmişti. İlkokuldayken bir bakkal var ve içinde sinekler var herhalde mide bulandırıcı böyle kitap ismi mi olur diye kafamda derin iz bırakmıştı hiç unutmam :) geçenlerde yine bu kitapla karşılaştım, aldım, bir bakayım diyip sürükleyiciliğine kapıldım. sinekli bakkalın aslında bir sokak adı olduğunu gördüğümde kendime çok güldüm. Çocuk aklı işte. Keşke o zaman Türkçe öğretmenime sorsaymışım. Belki de benimle dalga geçecekti evet bir kelimeyi yanlış söylediğimizde bile dalga konusu yapan bir öğretmen belki de beni çok aşağılayacaktı. İyi ki sormamışım...!

3 /

Kitaptan 36 Alıntı

Bir kere annem beni dünyaya getirdi, bir kere de sen bambaşka dünyaya getiriyorsun Rabia.

Sinekli Bakkal, Halide Edib AdıvarSinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar
Hatice Aldemir 
13 Oca 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

"İçinde korku var, ölüm korkusu...Yaşamak o kadar tatlı ki...Hatta gözyaşları, ıstıraplarla dolu olduğu zaman bile güzel. "

Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar (Sayfa 437)Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar (Sayfa 437)
Ceren 
22 Tem 23:05, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Kainat
"Kainatta ne varsa hepsi vehim ve hayal; yani aynalara vuran akisler veyahut gölgeler."

Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar (Atlas Kitabevi)Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar (Atlas Kitabevi)
Başucumda Kitap 
04 Tem 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Aşk ve kin, bunlar karanlık, aydınlık gibi birbirini itmam eden hakikatler... Bir taraftan öbür tarafa sallanan bir rakkasın ucu. Rakkasın üstünden geçtiği başka şeyler hep ikinci derecede. Yalnız aşk ve kin edebi...

Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar (Sayfa 346)Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar (Sayfa 346)
Hatice Aldemir 
07 Oca 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

"Bir zaman konuşmadılar. Altı seneyi geçen dostukları, onları bir araya gelince mutlak lakırdı söylemek mecburiyetini hissettirmeyecek kadar birbirine alıştırmıştı. "

Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar (Sayfa 249)Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar (Sayfa 249)
Başucumda Kitap 
04 Tem 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Sevdiğimiz her şey esasen bizimdir. Kalbimizin içindedir. Ona o kadar sahibiz ki, dünyanın orduları kalbimizden onu koparıp atamaz...

Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar (Sayfa 237)Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar (Sayfa 237)
Başucumda Kitap 
04 Tem 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Sevmeyi, sevilen şeye tek başına sahip çıkmak gibi telakki etmek ne vahşi bir şeydi. Aşık bir esirci mi ? Dünyadaki servet, güzellik, sevgiler ve sevgililer herkese yeter, herkesin hakkı...

Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar (Sayfa 293)Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar (Sayfa 293)
Özgür Türk 
06 May 10:17, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Sanat
Eğer Tevfik, meramını anlatabilseydi sanatın yazıda değil, her an değişen hayatta olduğunu söyleyecekti.

Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar (Sayfa 141)Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar (Sayfa 141)
Başucumda Kitap 
04 Tem 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Günah diye düşündüğün hata... Sevmek hiç bir zaman günah değildir. Sebeb-i vücudumuz bu... Biliyorum, bir şeyler söylemek istiyorsun. Evet, sevmenin de marazi tarafı olabilir. Fakat o da gelir, geçer... Ona galebe -üstün gelmek- senin elinde. İnsan cambaz olmak için vücuduna akla gelmeyecek marifetler yaptırıyor. Ruhuna da riyazetle, irade ile tahakküm edebilir. Emin ol bir gün bu perhiz, bu riyazetten dolayı insan mükafatını da görür. Gönlünün eski alevlerine, karlı dağdan volkan seyreden serin bir gönülle bakar.

Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar (Sayfa 236)Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar (Sayfa 236)
4 /