• Sus söyleme! söyleyecek tek bir cümlen ve yalanın varsa...
  • Herkese iyi geceler! Biz bugün kitap buluşmalarımızın 7.sini geride bırakmış bulunmaktayız. Ve yine bir yeraltı edebiyatı okuduk hem de nefis bir eser olan "Dövüş Kulubü" nü :) Haliyle üzerinde konuşacak çok şeyimiz vardı. Işte bugunden fotoğrafımız:
    https://i.hizliresim.com/5yXp7L.jpg
    Bir sonraki buluşmamız 15 Eylül Cumartesi günü, saat 14.00'te Engelsiz Cafe'de olacaktır.
    Okunacak kitabımız: Zülfü Livaneli Huzursuzluk
  • Hacı Agalansak da mı Hacılansak, Hacılanmasak da mı Hacı Agalansak?

    Efendim? Peki, peki yeterince anlaşılmadı farkındayım… Biraz daha açık olmakta fayda var...

    Kitaba tam 35 alıntı yapmışım. Daha fazlasını pek ala yapabilirdim. 105 Sayfalık bir kitap nasıl bu kadar anlam yüklü olabilir, nasıl bu kadar halimizi ve ülkemizi anlatabilir size tam olarak bunu anlatmaya çalışacağım. İncelemelerimi bildiğiniz üzere, kitap kritiği yapmıyorum. Bana ne verdiyse, ne hissettirdiyse sizlere onu aktarıyorum. Biraz alıntılardan yararlanıp sizlere ufakta olsa bir fikir veriyorum. Kesinlikle spoiler yok, gönül rahatlığıyla okuyup, kitabı alıp almamaya karar verebilirsiniz. Kesinlikle kitabın çizgisinin dışına çıkmayacağımı bildireyim.

    Hazırsanız, nasıl güdülüyoruz, nasıl kandırılıyoruz, nasıl inançlarımızla dalga geçilmesine izin veriyoruz bir bakalım. Bakalım ki, belki kafamız da birkaç soru işareti oluşturur, acaba dedikten sonra bir şeyleri araştırma yoluna gideriz.

    Sadık Hidayet’in okuduğum ikinci kitabı. İlk Kör Baykuş’u okumuş, istediğimi alamamıştım. Ama bu kitapta düşündüğümden de fazlasını aldım. Bana neler hissettirdi, neleri hatırlattı bir bakalım. Baştan uyarayım, eyyam yapmadan ve hiç kimseden çekinmeden “Gaddar” bir inceleme yapacağım.

    Günümüz: Türkiye - 27.06.2018 18:00

    En çok yakındığımız şeylerin başında ne geliyor? Dinin, devlet işlerine karıştırılması ve Din üzerinden maddi-manevi kazanç sağlanması. Mustafa Kemal Atatürk 1930 yılın da “Softa sınıfının din simsarlığına izin verilmemelidir. Dinden maddi çıkar sağlayanlar iğrenç kimselerdir. İşte biz bu duruma karşıyız ve buna izin vermeyeceğiz.” demiştir. Hacı Aga işte bu sözün tam olarak karşılığıdır. Kısa bir tanımlama yapalım;

    - Parayı çok sever,
    - Din ile ilgisi yoktur,
    - Borç verir faizi ile alır,
    - Kaçak mal satar,
    - Kumar oynar,
    - Şarabı çok sever,
    - Birden fazla kadına sahiptir, haremi var desek yeridir,
    - 80 yaşını geçmiş olmasına rağmen sokaktan geçen kadınları keser,
    - Aşırı derece de cimridir,
    - Dönem adamıdır. Kim iktidardaysa, o fikre bukalemun gibi bürünür,
    - Bilgi eksikliğine rağmen, kendisini bilgili gösterir,
    - Yaydığı yalanlar ile geçmişi nüfuslu biri olarak bilinir,
    - Rüşvet alır,
    - Rüşvet verir,
    - Etrafındakilere gram para koklatmaz, erik çekirdeğinin hesabını yapar…

    Bu tanımlalar uzar da gider. İşte bu çerçeve üzerinden ve günümüze uyarlayarak Hacı Agaların ülkemiz de ne kadar fazla olduğunu sizlere anlatmaya çalışacağım.

    "Vazifemiz halkı ahmak bırakmak. Böylece başları önde olur ve birbirleriyle didişir dururlar." Sy.96

    Her sakalı olanın, her cübbesi-takkesi olanın bir ilim, bir bilgi yaydığı sanılır toplumumuz da. Cemaatler oluşur, tarikatlara evrilir, topluluklar oluşur ve bir lider seçerler kendilerine. Bu liderler, el etek öptürür, yalan ile bir şeyler yaptığına inandırır, tam bağımlı müritler yaratır, onların oyunları ile insanları kandırarak “Şifacı” bile olurlar. Tek şifaları uçkurdur bilinenin aksine.

    Bu Hacı Agalar, Din’i kullanarak insanları korkutur, Kur’an-ı Kerim dışında kendi vahiylerini aktarırlar. Birçoğu gizliden gizliye başladığı bu durumu, daha sonra müritlerinin artması ile aleni olarak yapar. O öyledir, bu böyledir, şu şöyledir demeye başlarlar. Kadınların sadece evde oturması gerektiğini, istedikleri kadar kadına sahip olabileceklerini aktarırlar. Cennet ‘te şarap bahçelerinin onları beklediğini, 100 erkek gücünde olacaklarını ve kendilerine ait haremlerinin olacağını anlatırlar. Bu söylemlerimin hayali olduğunu sanmıyorsunuz değil mi? Tabi ki değil, onca video var. Her gün bir yenisi ekleniyor, her bir yeni görüntü de yerin dibine bin kez daha giriyoruz.

    Bu topluluklar insanları bilime yönlendirmezler. Tam tersi bilim düşmanı olurlar. Televizyon Şeytan icadı derler, evlerinde en büyük ekranlarda neler neler izlerler? Dünya genelinde bu hacılar her zaman para ile desteklenir. Yerli ya da yabancı fark etmeksizin bu yapılır. Halkın cahil olduğu ve sorgulamadığı her devlet istediği başarıya ulaşır. Cahillik bulaşıcıdır ve fanatizm doğurur. Bu kimseler, toplumda söz sahibi olurlar. Sözleri ile kitleleri harekete geçirebilirler. Din üzerinden verebilecekleri en alakasız söz ile, insanları isyana, ayaklanmaya sevk edebilirler. Arka planda ise; paracıklar, paracıklar, paracıklar…

    Şimdi sizden bir ricam var ve söylediklerimi Kafanızda bir canlandırın. Bu tarz işleri yapan birkaç isim var ama adlarını vermeyeceğim tabi ki. Bilinenin aksine az bilinen medyatik olanları bir düşünün. Bu Hacı agaların hangisi fakir? Hangisi zorluk çekiyor? Hangisi kötü bir muhitte yaşıyor? Hangisi Mercedes’le BMW ile gezmiyor? Ama durun, dış görünüşleri çok basit? Basitlikten kasıt, bir kavuk, bol bir şalvar, üstte bol bir gömlek vs, ayakta ise genel olarak kara lastik. Şimdi bu görünüşe bakarsanız, ne kadarda halkın içinden ve doğal değil mi? Değil! İşte ilk olarak toplumu kandırdıkları nokta görünüşleri. Tam bir Hacı Aga motto’su. Ne kadar basit giyinirsen, o kadar az paran olduğunu sanırlar. Senden borç para istemezler tam tersi para vermek için yarış ederler.

    "Para ayıpları örter. Para çalıntı ise helale çevirebilirsin; ananın ak sütü gibi helal olur. Öbür dünya için de namazı, orucu, haccı satın almak mümkündür." Sy.51

    Hacı Agalar, Dünya üzerinde en lüks yaşayan kimselerdir. Dışarıya gösterdikleri fakir edebiyatı, içeri de ise bambaşka bir şeye dönüşür. Fakir fukaranın parasını yerler ve hiçbir şekilde hak, hukuk düşünmezler. Onlar düşünmez düşünmesine de, buna izin veren toplum neden düşünmez? Neden, Hoca dedi, Hacı dedi yapmamız lazım derler. Soruyorum efendim, Neden KUL’a, KUL olur bu millet? Bu insanlara KUL olmamaları, hür düşünmeleri için bir Cumhuriyet hediye edilmedi mi? Neden Eğitimi, Bilimi rehber edinmezler de, şarlatanların peşinden koşar ve çocuklarının beyinlerini de bu şarlatanların yıkamasına izin verirler?

    Hristiyan olsun, Müslüman olsun, Yahudi Olsun… Bu dinleri eleştiren yazarlar, düşünürler hep bunlardan gem vurmaz mı? Kutsal kitaplar üzerinden bir dine vakıf olan bu insanlar, neden bu dini kitapları okumaz da, bu şarlatanların her kelimesine inanır? Çünkü böylesi daha kolaydır. Çünkü elinde sopası olan birine itaat etmek daha kolaydır. Neden dini değer ve bilgileri değil de, Papaz’ı, Hoca’yı, Haham’ı kendilerine rehber edinirler?

    İnsanlar birileri tarafından yönlendirilmekten ve sorgulamadan itaat etmekten aşırı derecede haz duyarlar. Bunları reddeden ve kendisini bu basit topluluklardan arındıran insanlar ise doğru inanmanın nasıl olduğunu öğrenir ve maneviyatı nasıl yaşayacağını bilir. Dini öğretileri, doğru ve gerçeğe en yakın şekliyle öğretir. Ama diğerleri? Gerçekleri öğretmek bir kenara, tek kelam etmezler. Çünkü bilirler ki, kul korkusunu değil de, Allah korkusunu öğretilerse kendileri hiçbir şey elde edemezler.

    Toplumumuz cahil bir toplum. Çok gerilere gitmeyin, Cumhuriyetimizin “gerçek” kuruluş aşamalarını iyi bir şekilde araştırırsanız, tam olarak bu Hacı Agaları öğrenmiş olursunuz. Günümüzde ise, yer altında, kıyı da köşe de olanlar, yakın zaman da inlerinden çıktı ve gayet te pişkin bir şekilde yalan dolanla insanları kandırmaya, bir şeylere düşman etmeye ve bu işten parasal olarak karlı çıkmaya başladılar. İki konu var. PARA ve KADIN! İnanın başka hiçbir şey yok. Bu ikisini çekip alın, geriye hiçbir şey kalmıyor. Asla ellerini sürmezler. Desinler, aylık asgari ücrete bu bilgileri yay, yaymazlar. Kıllarını bile kıpırdatmazlar. Bu topluluklar, kendilerine çıkar sağlarlar ve en ufak bir köşeye sıkışma durumlarında en yakınından olmak üzere hemen herkesi satar ve diğer tarafa yakın olurlar. PARA bu işin ana PAROLASI’dır. Para varsa varlar, yoksa yoklardır. Bir televizyon programına çıkıp, halkı aydınlatmanın bedeli 500 Bin TL olabilir mi? Ne yaptı da 500 Bin TL? Emeğin karşılığı mı bu? Nerede din? Nerede iman? Nerede Hak, Hukuk? Nerede fakir insanların yaşam şekli? Nerde komşusu açken yatamama ilkesi? Hepsi hikaye değil mi? Tabi ki hikaye, iki masal anlat, paralar cukka, ondan sonra ise evde cukka cukka. Efendim maalesef, bunlar gerçekler. Gerçekler acıtır. Din, istismarın ana parçasıdır. İnsanları sömürmek için kullanılan en moda konudur ve hiçbir zaman modası geçmemiştir. İşin arka planını göremeyenler, sadece düşünemeyen ve sorgulayamayan insanlardır. Her insanın kendi aklı vardır. Çok rahat kullanabilir, üstelik bedavadır. Bu örnekler kabile hayatı yaşayan, balta girmemiş ormanlarda yaşayan insanlar için değildir. Bu örnekler, her zaman bilgiyi edinebilecek imkanı olan ve bunu reddeden kişileredir.

    "Fazla okumak lazım değil. İnsanı delirtir ve hayatın gerisinde bırakır. Ama matematik dersinde dikkatli ol. Dört işlemi bilmen yeter. Para hesabını becerebilirsem kazıklanmazsın, anladın mı? Hesap önemli; en kısa zamanda hayata atılman lazım. Gazeteyi okuyabiliyorsun ya, kâfi." Sy.50

    Ne demiştik? Her şey para…

    Bizim Hacı Agamız, aşırı derece de Kadın düşkünü.

    "Hacı'nın evlilik bilançosu kabarıktı. Altı karısını boşamış, dört kadının başını yemişti? Hayatta olan diğer yedi karısı onun ailesini oluşturuyordu." Sy.43

    Doyumsuzluk.. Paraya ve Kadın’a sonsuz bir doyumsuzluk!! 1k Özel mesajları gibi?! 300 Yıl önce de durum buydu, günümüzde de durum bu. Nedir bu uçkura düşkünlük? Nedir bu salya akma durumu? Hacı Aga’nın kadınları gördüğünde salyaları akıyor, neden? Bunların hepsi, kendilerine bu doyumsuzlukları hak görmeleri ve maalesef ki kadınların buna izin vermeleri. Gelişmiş bir toplum, bilinçli bir toplum buna izin verir mi? Keser atar efendim. Neyi mi? Lütfen… Biraz hayal gücü…

    Anlattıklarım bilinmeyen şeyler değil, ama halı altına süpürülen şeyler. Yakın zaman da olanları unutmadınız değil mi, yurtlarda ki çoluk çocuğa tecavüz olaylarını? Bu olayları savunanları ve oy çokluğu ile aklandıklarında gülücükler dağıttıklarını? Sanıyorsanız ki sadece biz de oluyor. Hayır efendim. “Spotlight” filmini kesinlikle izlemelisiniz. Hacı Aga’nın dini yoktur. Sadece topluma ulaşması yeterlidir. Film gerçek bir öyküdür ve Amerika’da yer yerinden oynamış, Dünya’ya sıçramıştır. Papazların kız-erkek ayırt etmeden çocukları nasıl cinsel olarak kullandıklarını ortaya çıkarmışlardır. Bu cümle her ne kadar basit olsa da bu haberin yapılması ve kanıtlanması bir o kadar zor. Bizim ülkemiz de basit bir şekilde geçiştirilen olaylar, o dönem de Dünya’yı sarsmış ve müthiş bir av başlatmıştır. Filmi kesinlikle izleyin, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

    Ülkemiz de neler yapılıyor?

    Din istismar ediliyor, siyasete alet ediliyor. Hocalar camiler de OY propagandası yapıyor, cemaate sesleniyor. VİCDAN üzerinde yaşanması gereken DİN Özgürlüğü, şarlatanların ellerinde ve dillerinde yaşanıyor. Bir çok hücre tipi evlerde, gerçek değil yalan öğretiliyor. Cumhuriyet bir düşman gibi lanse ediliyor. Kurucuları düşman ve şeytan olarak tanımlanıyor. Kadınlar aşağılanıyor, örtülü olmayanlar günahkar ilan ediliyor. Kadınların evde kalması dışarıya çıkmaması söyleniyor. Çocuk yaşta evlilikler normal görülüyor ve teşvik ediliyor. Resmi nikah ile değil dini nikah ile bir den fazla eş almaları söyleniyor. Aldıkları rüşvet ile iş yerleri açıp, ticaret yapıyorlar. Bu işler büyüyor ve söz sahibi oluyorlar. Bu tipler, yeni bir nesil yetiştirmek için finanse ediliyorlar. Bu nesil CAHİL ve YOBAZ düşüncenin ürünü olarak, dışarıda gezerken, dondurma yiyen çocuğa vaaz veriyor, şort giyen çocuğa günahlardan bahsediyor. Kızlı erkekli birilerini gördüklerinde bir şeyler demeyi kendilerine hak görüyorlar. Örtünmeyen kadınları Şeytan olarak görüyor ve söylemekten kaçınmıyorlar…

    Şimdi bunlar böyle yapıyor da her toplum ya da ülke tamamen bunlara mı inanıyor ya da ayak uyduruyor? Asla? Öyle bir şey olamaz. Bu küçük topluluk, yer altı örgütü gibi. Sadece belirli bir kitleye hitap ediyor ve zehir bulaştırıyor. Bu kitle bazen, bazı konularda etkili oluyor. Ama düşünebilen toplumlar her zaman bunun üstesinden geliyor ve çekinmeden TOKAT atıyorlar. TOKAT sonrası kaçacak delik arıyorlar. Tam olarak HACI AGA’nın yediği tokat gibi….

    Kitabı okuduğunuz da ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız.

    “Hitler'in müslüman olduğu söyleniyor. Kolunda "Lâilaheillallah" yazıyormuş.” Sy. 37

    Yazıyor tabi neden yazmasın. Her Cuma Cami de görüntülenirmiş. Tek amacı Üstün Alman ırkı değil, üstün Müslüman toplumunu ortaya çıkarmakmış. Hatta Himmler ile birlikte Müslüman Kardeşleri ilk kuran kişidir. Efendim, Hacı Agalar gerçeği saptırarak, yalanlar üzerinden GÜÇ ile işbirliği yapmaya çalışırlar. GÜÇ onların limanlarıdır ve her zaman sığınacak bir liman bulurlar. Bu limana demir attıkların da ise işte böyle yalanlar üreterek toplumu kandırırlar. Hitler i sevmesinin tek nedeni ise Bolşevimz in işlerini yok edeceğine inanmasıdır. Hitler Müslümanmış, tabi tabi Stalin de Müslüman dı, Mussolini de zaten Vahdettin i sever sayardı, o da Müslümandı çünkü... Neyse,,,

    Şu ana kadar okuduysanız teşekkür ederim. Bilginiz olsun, tam olarak 5 word sayfası okudunuz.

    İncelemeyi yavaş yavaş bitireyim. Her toplumda, her ülke de din üzerinden istismar vardır. Olmayan ülke yoktur. Bazıları sadece bu topraklarda var sanıyor, hayır. Amerikan tarikatları çok daha pistir. Araştırınız derim. Bu topraklarda sadece GÜÇ çevresinde toplanırlar. GÜÇ olmayınca yeraltına inerler ve fırsat kollarlar. Bu şarlatanlar her dönem, birilerinin ADAMI olurlar. İsimler değişse de fikirler ve yapılanlar değişmez. Kendinize sorunuz, Devletin yaptığı cami de, Devletin bolca maaşlı memuru, neden sürekli bağış toplar? Bu bağışlar nereye gider? Kimin cebine gider? Kim hangi fikirleri yaymak için kullanır? Çıkar şimdi içimizden birileri hayır için kullanılıyor der. Biz onlardan bahsetmiyoruz güzel insan, biz yapılandan çok yapılmayandan bahsediyoruz. Takdir et ki, düşündüğün gibi olan az, diğer türlüsü daha fazla. Bir gün babam demiş Hoca Efendiye “Her Cuma para topluyorsunuz, Çatıyı yaptıracaktınız, kaç yıl oldu yaptırmıyorsunuz, bu paralar nereye gidiyor?” Hayır işlerinde kullanıyor der…? Hocamız arka bahçeden çıkardığı Mercedes le öğle yemeğine gider. Neyse!!! Hayır işi yahu…!!!

    Genelleme yaptım, Genellemenin de haklı olduğunu biliyorum. Ne demişler, istisnalar kaideyi bozmaz. Maalesef bu istisnalar kötü değil de iyi istisnalar. Kaideyi bozmayan da kötü örnekler... İncelemenin başında Gaddar davranacağımı söylemiştim. Birilerini kızdırdıysak, lütfen kusura baksınlar. Olacaksanız Allah’ın KULU olunuz, İnsanların değil… Özgür düşünün. İnancınızı vicdanlarda yaşayınız. Cami de fotoğraf çektirmekle, inançlı olunmaz, unutmayınız.

    Sağlıcakla kalınız!
    Kitabı kesinlikle öneriyorum!
    İyi okuma ve aydınlanmalar!!!
  • ‘Öteki Şehir’ Hakkında Bir Öykü

    Yürüyerek yaklaşıyordu. Önce çok uzaktaydı, bir nokta işareti gibi. Giderek nokta içinde hareket eden şekiller halini aldı. Önce baktığınızda göremeyeceğiniz çok uzaklarda olduğu için dikkat etmeyeceğiniz önemsiz, saf bir biçimsellikten ibaret görünüyordu doğallıkla. Yanınıza ulaştığında onun sizin gibi biri olduğunu elinde kitap poşeti taşıdığını sıradan ama sahici giyinen biri olduğunu, siluetini tavırlarını bildiğinizden duyguları ve düşünceleri olan bir insan olduğunu hemen anlayıveriyordunuz.

    Vlogger: ''Merhaba Blogger, umarım çok bekletmedim sizi?'' diye sordu süzerek, ''Umarım?''

    ''Hayır,'' dedim kol saatime bakarak, ''saat şu an tam 10:00 geç kalmadınız endişelenmeyin. Biraz beklemiş olsaydım bile kapris yapmazdım herhalde.''

    Kitap okurlarına özgü duyarlılıkları olan kentli iki insanın buluşması dostane bir havaya bürünmüştü, bir biçimde. İnsani ilişkinin yansısı olan bu durum; kar yağışının atıştırmaya başlaması ile gökyüzünden püsküren karın rüzgârla birlikte dans ederek yumuşak düşüşü kadar gerçekçi ve bir o kadar naifti. İkimizde kapüşonlarımızı başımıza çekmiştik. Seyrek atıştıran kar beş dakika içinde yolları sarmış ince kar birikintisini kalınlaştırmadan durmuştu bile. Şehir merkezine yakın (...) sinema salonuna en yakın otobüs duraklarından birinin önündeydik.

    Vlogger, Zeynep’ti. Youtube'da söyleşi içerikli vlog'lar yayınlayan bir kanalın sahibiydi. Ben ise kurduğum blog üzerinden kitap eleştirileri yayınlıyordum.

    İkimiz birbirimizin ismini biliyorduk, ben onun ekran yüzünü tanıyordum, fakat öyle bile olsa yüz yüze tanışmak bambaşkaydı tabii. Tam elimi uzatıp tanışma faslına geçeceğim sırada o benden önce davranmış elini uzatarak ismini söylemişti. Ben de aynısını yaptım, el sıkıştık ve önümüzde uzanan şehir merkezi istikameti yolunda, sabahla öğle arası bir saatte (güneş her zamanki gibi şeffaf bulutların arasına gizlenmişti) yürümeye başladık. Kar yolu cansızlıkla parlıyordu, kimi köşeler gölgelerle doluydu, kış soğuğu hissedilebilir düzeydeydi.Yürüdük yürüdükçe nefes alışverişimiz artırmıştı ısındığımı hissetmiştim.

    Zeynep elinde cep telefonu ile kamera kaydına çoktan başlamıştı bile. Telefonunu kastederek ''Elinden kamerayı hiç düşürmez misin?'' diye sordum, ''Hayır.'' diye cevapladı. Benden son okuduğum kitap hakkında fikirlerimi duymak istiyordu, sonra bunu Youtube kanalında yayınlayacaktı. Benzer nitelikteki videoları internet ortamında bir kaç bin kez beğeniyle tıklanıyordu. Onu baştan sağma iş yapmakla eleştiren mükemmeliyetçilerde vardı bu arada. Lakin ben yapılan işin doğasını, basit ve samimi olmasından ötürü anlamlı buluyordum. Kendimi sağlam bir edebiyat okuru olarak gördüğümden aylık çıkan bir iki edebiyat kültür dergisini takip etmenin yanı sıra müptelası olmasam da bazı edebiyat blog’larını okumayı severdim, kendimi bildim bileli. Zeynep’in çektiği edebiyat içerikli sayısız onlarca vlog videosunu izlemişliğimde vardı.

    Kendi blog’umda söyleşimin yayınlanacak olması, bunun düşüncesi de çekici gelmişti sanırım. Bu yüzden Zeynep’ten öneri geldiğinde teklifi pek de düşünmeden kabul ettim. Onun teklifini kabul etmemem mümkün değildi velhasıl. Vlog'un formatıysa şöyleydi. Genellikle Vlog kısa süreli bir gezintiyle başlar bu sırada soruları cevaplar takip ederdi. Finalde de önünde sonunda bir 'Caffee’de son bulurdu söyleşi. İnternet ortamından davet edilen okur konuğa verilen hediye bir kitapla.

    Zeynep, ''Şimdi anlatmaya başlayın, son okuduğunuz yazar ve kitabı? ‘’ diye sorduğunda, düşmemek için bir yandan beyaz muşamba gibi esnemiş önündeki eğri büğrü yola dikkatle bakıyor, soru dolu bir gülümseme geçiyordu yüzünden ''Söz sizin.'' diyordu.

    Ben ''Nereden başlamalı diye daha önce hiç düşünmedim,'' dedim sanırım önce yazardan ve kitabından bahsetmeliydim. ''yazarın (Michal Ajvaz) kitabına kitapevinde tesadüfen rastladım. Daha önce yazarın başka bir kitabını okumuşluğum yoktu. Önce bilirsiniz, çoğunlukla olduğu gibi kitabın sayfalarını çevirdim, bir kaç sayfa okudum kitabı, çevirisi, yazarın anlatı üslubu vs. dikkatimi çekti. Beğendim kitabı hemen aldım tabii o dakika. Kitabı sunan yayınevinden başka kitaplar almıştım daha önce, teknik bakımdan hiç bir kusuruna da rastlamamıştım güvenim tamdı ne de olsa. Kısacası, Ayrıntı yayınları: Belki çok büyük bir yayınevi değil, ama kitap piyasasında, okurlar nezdinde, tüm ülke çapında saygın bir yayınevi olarak biliniyor. Öyle değil mi?'' Zeynep öne atılarak düşünceli bir sevecenlikle kafasının bir hareketiyle beni doğruladı, ''Öyle tabii canım,'' dedi hatırlamaya çalışarak ''Chuck Palahniuk'un, ‘Dövüş Kulübü’ kitabını ben oradan bilirim'' dedi hatırladığına sevinerek. ‘'Biliyor musun ben o kitabı henüz okumadım. Fakat filmini izlemiştim.'' ''Okuyacaksın ama değil mi Selim?'' ''Okurum, okurum tabii ama ne zaman ben de bilmiyorum.'' diye cevapladım. Bir süre suskunluk oldu, bir tek karda yürürken çizmelerimizin çamurlu suyollarına batıp çıkarken çıkardığı hışırtıları duyuyorduk. Zeynep elindeki cep telefonu ile önce çevredeki ıssızlığı çekti, bu sırada tek tük bir kaç yaya ağır adımlarla kaldırımı arşınlıyordu. Sonra kendisini kameraya odaklayarak ve kameraya doğru konuşarak '' Özür dilerim seyirci, şimdi kaldığımız yerden anlatmaya devam edecek, Selim,'' dedi ''lütfen devam edin sözünüzü kesmiş gibi oldum.'' Ben, ''Ne münasebet canım,’' dedim ‘’rica ederim. Karşılıklı konuşursak bundan ben de keyif alırım ve daha lezzetli bir söyleşi gerçekleşmiş olur bundan izleyici de keyif almış olur.'' Zeynep yüzünü kameraya çevirip ''Duydunuz.'' dedi, ''Bazı okurlar beni yorumcunun yorumunu sorularımla bölmekle ikaz ediyor da. Sonra bana dönerek ‘’Yayınevinden bahsettiğimiz kısımda kalmıştık.'' ''Evet,'' dedim ''aklımdaydı unutmamıştım, Chuck Palahniuk'un daha önce başka bir kitabını okumuştum, ben de. Fakat son okuduğum 'Öteki Şehir' kitabına dönecek olursak, yazarın Çek olduğunu, 1949 yılında doğduğunu büyülü gerçekçilik akımının en önemli temsilcilerinden biri olduğunu filan öğrendim kitabın girişinde hakkında yazılanlardan daha başka bilgilerde vardı, konumuz değil. Fakat okurken gerçekten gerçeği büyülü biçimde anlatıyor, dedirtiyor yazar. Gogol'un, Delinin Anı Defteri & Palto-Burun kitabını okuyup sevenlerin, dahası ‘Distopya’ türüne ilgi duyanların onların da seveceği muhakkak geliyor bana. Fantastik karakterler barındıran edebiyatı sevenler bu kitabı kesinlikle seveceklerdir. Çünkü tümleşik bir kitap bu karşımızdaki, hepsinden bir parça var.'' Yürürken konuşmak, karla kaplı çamurlu suyollarında bazen zor olabiliyordu, tam bu esnada bunu yaşıyordum.

    ''Hayli ilginç,'' dedi Zeynep ‘’peki herkese önerir misiniz yani?'' ‘’Hayır,’’ dedim, ''yazar karmaşık bir dil kullanıyor. Bazı kimseler okurken anlamakta güçlük çekebilirler, çünkü Pessoa'nın, 'Huzursuzluğun Kitabı' gibi zaman, zaman felsefi metinler türünde paragraflar çıkıyor karşısına okurun. Ben okurken o şekilde deneyimledim. Anlaşılmayı bekleyen bir yazar var kaşımızda.''

    Şehir parkına gelmiştik. 50 adım kadar ötede ‘Starbucks’ vardı, karşı ki bulvar üzerinde.

    Anlamıştım, oraya doğru gidiyorduk. Güneş çıktı. Kapüşonlarımızı çözdük. Zeynep kamerasını hala çalıştırıyordu. ‘’Video düzenlemesi epey zor olmalı?’’ dedim, ''Video'da uzayan kısımları, gereksiz bölümleri kesip çıkarmak sonra Youtube’a yüklemek filan.'' yersiz mi konuşmuştum acaba? Sonra cevap vermesini beklemeden ekledim, ''Fakat siz bu işin uzmanı olmuşsunuz besbelli.'' ''Evet.'' dedi manalı bir biçimde gülümseyerek. Şehir parkındaki ahşap banklardan birini işaret ederek ''Biraz oturmaz mıyız?'' dedim, ''Ama Starbucks!'' ''O kolay,'' dedim. Seyyar çay satıcısını işaret ederek, biraz uzaktan onun duyabileceği şekilde ''heey'' diye seslendim. Bardakları hayrat çeşmesinde yıkayan traşsız genç bir adam dönüp baktı. Elimle işaret ederek ''İki çay'' dedim. Tavşankanı sıcak çaylarımızı ince belli bardaklarda keyifle yudumlarken, Zeynep yanında taşıdığı kitap poşetinden Palahniuk'un, ‘Dövüş Kulübü’ kitabını çıkarıp hediye etti. ''Sizin Blog’dan hangi kitabı okuyup okumadığınızı biliyordum, onun için size bu kitabı seçmiştim.’’ dedi. Karşılıklı gülümsedik.

    Son.
  • Özgen Berkol Doğan ismini çoğumuz 2007 yılında 'Türk Hızlandırıcı Merkezinin Teknik Tasarımı ve Test Laboratuvarının Kurulması' başlıklı DPT projesinin IV. Çalışma toplantısına katılmak üzerine Isparta’ya gitmek için bindikleri uçağın kaza yapması ve 6 bilim insanın hayatını kaybettiği uçak kazasıyla tanıdı. Ancak kendisi Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’ne (CERN) kabul edilen birkaç Türk fizikçiden biriydi. Özgür Berkol’un bilim dışında bilim kurgu romanlarla oldukça fazla ilgilenmekteydi. Hatta okumak dışında bilim kurgu eserlerini çevirerek Türk okurların beğenisine de sunmaktaydı. 30 Kasım 2007 yılında bir uçak kazasıyla aramızdan ayrılan bu bilim sevdalısı genci ailesi adının yaşatılması için adına Türkiye’nin ilk ve tek Bilimkurgu Kütüphanesi’nin kurarak okurların hizmetine sundu. “Amaçlarını, bilimkurgu, fantastik ve korku edebiyatı alanlarında Türkiye’de yayınlanmış eserlerin tümünü ve mümkün olduğunca diğer dillerdeki eserleri edinerek; bu eserlerle, bu eserlere ulaşmak isteyen okuyucuları buluşturmak olarak sunan kütüphane sadece Türkçe değil diğer dillerdeki eserleri de bünyesinde barındırmaktadır. Başta bilimkurgu ve fantastik edebiyat olmak üzere, Türk ve Dünya Edebiyatı, sosyal bilimler, fen bilimleri, teknoloji, sanat, spor, sinema, felsefe ve psikoloji gibi farklı birçok alanda kitap ve süreli yayın bulunmaktadır.” Kütüphane Caferağa Mahallesi, Safa Sk. No:20 Kadıköy /İstanbul’da Pazartesi günleri hariç haftanın her günü 11:00 – 19:00 saatleri arasında açıktır.
    Not: İlk kurulduğu zaman gittiğim kütüphane’nin yeni yeri bir harika. Sadece kitap okumak için değil gidip görülmesi gerekir. Geçen gün haberlerde gördüm ve ilgilenen olur diye ileti olarak paylaşayım dedim.
    http://ozgenberkoldogan.com
    https://tr-tr.facebook.com/...limkurguKutuphanesi/
  • Edebiyat, sanat, siyaset, ticaret gibi alanlarda haklı bir üne kavuşmuş, tanınmış insanların hayatlarını, eserlerini, başarılarını okuyucuya duyurmak amacıyla yalın bir dille, tarafsız bir görüşle yazılan inceleme yazılarına “biyografi (yaşam öyküsü, hayat hikâyesi)” denir. Eskiden bu tür yazılara “tercüme-i hâl” denirdi.

    Biyografinin özellikleri şunlardır:

    Biyografide amaç, söz konusu kişiyi tüm yönleriyle tanıtmaktır.
    Biyografilerde anlatılan kişinin özellikle hayatı, eserleri, kişiliği, görüşleri konu edilir.
    Biyografide kişinin nerede doğduğu, çocukluğunun nasıl bir ortamda geçtiği, öğrenim hayatı, yaptığı işler, çalıştığı yerler, kişiliği, huy ve karakteri, davranış özellikleri, başarılı olduğu alanlar, eserleri, ürünleri anlatılır.
    Belgelere ve örneklere dayandırılarak hazırlanan biyografiler sanat ve meslek alanındaki tarihçiler için önemli kaynaklardır.
    Biyografiler belgesel nitelikte olup gelecek kuşaklara önemli bilgilerin, tecrübelerin, örneklerin, görüşlerin aktarıldığı kaynaklardır.
    Dünya Edebiyatında Biyografi



    Tarihte ölen kişinin yaşamını ve yapıtlarını öven mezar yazıtları ve cenaze törenlerindeki konuşmalar yaşam öykülerinin ilk örnekleri sayılabilir. Daha sonra eldeki verilerin keyfi ya da eleştirellikten uzak bir yorumuna dayanan, söz konusu kişiyi övmek ve okura örnek oluşturmak için yazılan yaşam öyküleri başlamıştır. Bunun hemen ardından kişilerin gerçek yüzünü ortaya çıkarmayı amaçlayan eleştirel yaşam öyküleri de kaleme alınmıştır.

    Biyografi türünün ilk büyük yazarı, eski Yunan edebiyatından Plutarkos’tur. Bu türün Batı edebiyatındaki kökleri Plutarkos’un Romalıları anlattığı “Hayatlar” adlı eserine dayanmaktadır. Ancak Batı da bu türün yaygınlaşması 16. yüzyıldan sonradır. 20. yüzyılda ise Batı da bir aileyi veya çevreyi ele alan geniş kapsamlı biyografik eserler yazılmaya başlanmıştır.



    Türk Edebiyatında Biyografi

    Divan edebiyatında şairleri anlatan eserlere ‘tezkire” denirdi. Çağatay yazarlarından Ali Şir Nevai 16. yüzyılda “Mecâlis’ün-Nefâis” adlı eseriyle Türk edebiyatında ilk biyografi örneğini vermiştir.

    Ünlü kişilerin hayatlarını konu alan, bunları roman tarzında işleyen edebî yazılara “biyografik roman” denir. Biyografik romanlar da Türk edebiyatında önemli bir yer tutmaktadır. Bazı sanatçılar romanlarını biyografi tarzında yazmışlardır. Mehmet Emin Erişilgil’in “Bir Fikir Adamının Romanı: Ziya Gökalp”, “Bir İslâm Şairinin Romanı: Mehmet Akif”; Tahir Alangu’nun “Ülkücü Bir Yazarın Romanı: Ömer Seyfettin”; Oğuz Atay’ın “Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan’ adlı eserleri biyografik romana örnek gösterilebilir.



    Doping Hafıza

    Özel Arama
    ARA
    Altın Anahtar

    biyografi Biyografi Nedir Biyografinin Özellikleri Dünya Edebiyatında Biyografi Türk Edebiyatında Biyografi
    127 Yorum Var: “Biyografi”

    SEVGİ
    24 Haziran 2013, 13:06
    Ellerinize sağlık.

    CEVAPLA
    EDA
    19 Mart 2015, 15:54
    Aynen öyle.

    GÖNÜL
    2 Aralık 2015, 21:37
    Bence de ellerinize sağlık.

    NİLAY GONCA
    3 Aralık 2015, 20:18
    Bu yazı sayesinde Türkçeden 2.yazılım da 100 1.de 100’dü. Diğer derslerim de 100, sadece Fen bilimleri 99 İnşallah 100 olur diğer yazılım. Bu arada diğer TEOG sınavında tüm sekizlere başarılar.

    FERİT
    20 Aralık 2015, 21:36
    Aynen.

    YİĞİTCAN
    29 Aralık 2015, 14:30
    Çok güzel.

    GAMZE
    31 Ekim 2013, 20:12
    Çok güzel anlatmış.

    CEVAPLA
    LALE
    27 Aralık 2015, 20:08
    Çok teşekkür ederim.

    NURSENA
    2 Kasım 2013, 21:42
    En ince ayrıntıya kadar anlatmış başka sitede böyle güzel görmedim.

    CEVAPLA
    EDA
    18 Kasım 2013, 18:00
    Çok güzel gerekli olan her şey anlatılmış.

    CEVAPLA
    FATİH
    21 Kasım 2013, 19:36
    Gerçekten güzel. :)

    CEVAPLA
    BAŞAR
    25 Kasım 2013, 18:05
    Güzel olmuş.

    CEVAPLA
    BAHAR
    19 Ekim 2015, 17:16
    Aynen.

    UMUT
    27 Kasım 2013, 23:15
    Çok teşekkürler ödevime çok yardımcı oldu.

    CEVAPLA
    CEMİL
    17 Kasım 2015, 17:20
    Benim hiç olmadı lütfen biraz daha uzun yazabilir misiniz lütfen rica edersem!

    YİĞİT
    28 Kasım 2013, 19:56
    Güzelmiş çok sağolun.

    CEVAPLA
    MUHİDDİN
    7 Aralık 2013, 09:47
    Çok güzel anlatmışsınız teşekkür ederim.

    CEVAPLA
    HALİL
    16 Aralık 2013, 17:30
    Admin helal olsun be sağolasın.

    CEVAPLA
    MERVE
    22 Aralık 2013, 19:56
    Çok güzel hazırlamışsınız, emeğinize sağlık :)

    CEVAPLA
    UMUT
    23 Aralık 2013, 18:58
    İşime çok yaradı sağolun.

    CEVAPLA
    AZRA FERHAT
    24 Aralık 2013, 19:17
    Çok işime yaradı sağolun!

    CEVAPLA
    ADEM
    25 Aralık 2013, 23:58
    Çok güzel sağolun.

    CEVAPLA
    DEMET
    30 Aralık 2013, 18:30
    Sağolun.

    CEVAPLA
    ORHAN
    6 Ocak 2014, 22:41
    İyiymiş.

    CEVAPLA
    GAMZENUR
    7 Ocak 2014, 19:46
    Vallahi çok güzel.

    CEVAPLA
    MEMET
    7 Ocak 2014, 23:20
    Gerçekten siz sadece iyi yorumları yayınlıyorsunuz. Hep iyi mesajlar var yiyorsa benimkini de yayınlasanıza ama yok. Sayfanızın kötü olduğunu bilmesinler diye… İnsanları kandıramazsınız. Benim duygularımla oynadınız. :( :'( Şaka şaka süper yayınlıyorsunuz helal olsun!

    CEVAPLA
    EMİR
    27 Aralık 2015, 20:52
    Saçma konuşmuşsun.

    ASLAN
    9 Ocak 2014, 16:52
    Çok teşekkürler.

    CEVAPLA
    CELİL
    27 Şubat 2014, 18:46
    Çok teşekkür ederim ödevime çok yardımcı oldu. Çok güzel olmuş.

    CEVAPLA
    CEREN AKARSU
    13 Mart 2014, 14:17
    Çok iyi ya çok tatlı olmuş sağ olun.

    CEVAPLA
    EMİR
    9 Ocak 2016, 14:00
    Aynen.

    HASAN
    25 Mart 2014, 11:54
    Çok güzel emeğinize sağlık.

    CEVAPLA
    MEHMET
    12 Nisan 2014, 13:48
    Çok iyi olmuş.

    CEVAPLA
    ONUR
    16 Nisan 2014, 18:25
    Çok çok sağolun çok yardımı oldu bana. Bunun sayesinde 90 aldım.

    CEVAPLA
    PELİN
    3 Haziran 2014, 12:38
    Hiç beğenmedim.

    CEVAPLA
    RASİM
    5 Kasım 2014, 14:32
    Teşekkürler.

    CEVAPLA
    KERİM
    9 Kasım 2014, 17:22
    Çok iyi teşekkürler.

    CEVAPLA
    KİTA
    16 Kasım 2014, 15:35
    İşime çok ama çok yaradı.

    CEVAPLA
    KİTAN
    16 Kasım 2014, 17:45
    Çok iyi işime çok yaradı.

    CEVAPLA
    ENES
    18 Kasım 2014, 20:09
    Güzel olmuş.

    CEVAPLA
    AHMET
    21 Kasım 2014, 15:37
    Helal size, 10 numara 5 yıldız.

    CEVAPLA
    ZERRİN
    23 Kasım 2014, 13:14
    Süper olmuş, Allah razı olsun.

    CEVAPLA
    EDANUR
    1 Aralık 2014, 19:22
    Allah razı olsun.

    CEVAPLA
    NİLSU
    3 Aralık 2014, 20:34
    Biraz daha ayrıntılı anlatılabilir. Ama konuyu kavramak açısından bakılırsa, kısa ve öz olmuş. Saygılarımla.

    CEVAPLA
    CANSU
    4 Aralık 2014, 22:00
    Çok teşekkür ederim sağolun.

    CEVAPLA
    MEHMET
    6 Aralık 2014, 21:57
    Çok işime yaradı.

    CEVAPLA
    AYŞE
    7 Aralık 2014, 16:52
    Çok sağolun.

    CEVAPLA
    UĞUR
    11 Aralık 2014, 18:48
    Çok güzel olmuş.

    CEVAPLA
    BARKIN
    14 Aralık 2014, 20:54
    Ellerinize sağlık.

    CEVAPLA
    OKTAY
    16 Aralık 2014, 11:34
    Derste kaçırdım buradan baktım gayet güzel olmuş.

    CEVAPLA
    MERTALİ
    23 Aralık 2014, 20:50
    Helal olsun, proje 100 süper hep bu siteden bakacağım helal olsun ne deyim vallahi.

    CEVAPLA
    CEYHAN
    3 Ocak 2015, 14:42
    Güzel olmuş.

    CEVAPLA
    HAYDAR
    5 Ocak 2015, 15:26
    Teşekkürler.

    CEVAPLA
    EMİN
    5 Ocak 2015, 20:08
    Tam istediğim bir site, bu hem eksiklerime hem de fazla bilgiye ulaştım teşekkürler.

    CEVAPLA
    ESRA
    6 Ocak 2015, 15:45
    Aynen çok güzel, yazana helal olsun.

    CEVAPLA
    ARTUN
    7 Ocak 2015, 18:36
    Güzel bir site.

    CEVAPLA
    MEHMET DOKUR
    11 Ocak 2015, 11:28
    Çok iyi.

    CEVAPLA
    OKTAY
    11 Ocak 2015, 14:50
    Çok güzel anlatmışsınız bu ödevden en iyi sınıfta ben yapmışım sağolun.

    CEVAPLA
    GÖRKEM
    13 Ocak 2015, 23:12
    Gerçekten yararlı oldu.

    CEVAPLA
    ŞÜKRAN
    19 Ocak 2015, 14:28
    Süper!

    CEVAPLA
    İLAYDA YASAK
    9 Şubat 2015, 12:57
    Dersimi yapmama yardımcı oldu.

    CEVAPLA
    SEFA
    9 Şubat 2015, 15:02
    Çok güzel olmuş.

    CEVAPLA
    YUSUF
    15 Şubat 2015, 19:32
    Çok güzel ve ayrıntılı anlatılmış.

    CEVAPLA
    SEZEN
    16 Şubat 2015, 19:04
    Süper.

    CEVAPLA
    ŞÜKRAN
    17 Şubat 2015, 18:46
    Teşekkürler çok iyi :)

    CEVAPLA
    SEVGİ
    17 Şubat 2015, 19:50
    Teşekkürler.

    CEVAPLA
    PELİN
    24 Şubat 2015, 08:25
    Teşekkürler.

    CEVAPLA
    SERKAN
    24 Şubat 2015, 18:42
    Çok güzel olmuş ellerinize sağlık.

    CEVAPLA
    SEMA
    25 Şubat 2015, 18:58
    Ben de beğendim zaten tüm ödevlerimi buradan yapıyorum.

    CEVAPLA
    AZRA
    27 Şubat 2015, 22:01
    Keşke biraz daha fazla olsaydı ama yine de işimize yarar teşekkürler :)

    CEVAPLA
    ALEYNA
    1 Mart 2015, 13:00
    Gayet de güzel.

    CEVAPLA
    HASAN
    1 Mart 2015, 14:50
    Çok güzel anlatmış.

    CEVAPLA
    LEYLA
    5 Mart 2015, 14:12
    Mükemmel.

    CEVAPLA
    AHMET
    10 Mart 2015, 17:42
    Sağolun teşekkürler.

    CEVAPLA
    MELİKE
    16 Mart 2015, 18:11
    Süper süper.

    CEVAPLA
    FERHAT
    1 Nisan 2015, 17:55
    Süper olmuş, ince detaylar var.

    CEVAPLA
    BUSE
    7 Nisan 2015, 16:05
    Muhteşem.

    CEVAPLA
    DOĞUKAN
    9 Nisan 2015, 15:04
    Güzelmiş ama kısa bir örnek de verilseydi daha güzel olurdu.

    CEVAPLA
    BEYZANUR
    14 Nisan 2015, 18:45
    Çok işe yaradı.

    CEVAPLA
    ÖYKÜ
    15 Nisan 2015, 13:56
    Çok teşekkürler.

    CEVAPLA
    MAHİR
    18 Nisan 2015, 16:50
    Hiç işe yaramadı.

    CEVAPLA
    ABDURRAHİM TALAS
    18 Nisan 2015, 21:32
    Gerçekten çok teşekkürler böyle bir site yok edebiyat hocama selamlar.

    CEVAPLA
    ADEM
    19 Nisan 2015, 08:29
    Süper site bence de helal.

    CEVAPLA
    HANDE
    19 Nisan 2015, 11:39
    Helal size, sizi gidi şeyler güzel site yapmışınız.

    CEVAPLA
    CANSU
    21 Nisan 2015, 17:06
    Çok şeker olmuş.

    CEVAPLA
    SEFER
    21 Nisan 2015, 19:11
    Çok sağolun.

    CEVAPLA
    FATMA
    23 Nisan 2015, 11:41
    Çok güzel olmuş çok teşekkür ederim.

    CEVAPLA
    ASLI
    25 Nisan 2015, 19:21
    Beğenmedim…

    CEVAPLA
    SEMRA
    26 Nisan 2015, 17:28
    Gerçekten çok faydalı bir site emeğinize sağlık.

    CEVAPLA
    ÖMER DURU
    6 Mayıs 2015, 20:15
    Gerçekten güzel olmuş.

    CEVAPLA
    ECRİN
    7 Mayıs 2015, 11:50
    Çok güzel anlatılmış.

    CEVAPLA
    YAĞMUR
    9 Mayıs 2015, 14:19
    Çok güzel olmuş teşekkürler.

    CEVAPLA
    NAZLI
    11 Mayıs 2015, 13:53
    Teşekkürler.

    CEVAPLA
    ESRA
    12 Mayıs 2015, 09:10
    Teşekkürler.

    CEVAPLA
    YAĞIZ
    16 Mayıs 2015, 11:57
    İyi olmuş teşekkürler.

    CEVAPLA
    ARDA
    18 Mayıs 2015, 13:46
    Teşekkürler çok güzel, en ince ayrıntısına kadar araştırmışsınız çok teşekkürler.

    CEVAPLA
    BAYRAM
    21 Mayıs 2015, 09:18
    Ayrıntılı bir şekilde anlatılmış.

    CEVAPLA
    DURMUŞ KÖKSAL
    15 Haziran 2015, 13:38
    Tane tane ama güzel anlatmış.

    CEVAPLA
    DAMLA
    5 Kasım 2015, 21:20
    Biraz daha kısa yazsalardı daha güzel ve anlamlı olurdu.

    CEVAPLA
    RÜVEYDA
    16 Kasım 2015, 17:54
    Çok beğendim çok teşekkürler.

    CEVAPLA
    ENES
    26 Kasım 2015, 14:46
    Teşekkürler.

    CEVAPLA
    SADİ
    26 Kasım 2015, 19:54
    Eyvallah.

    CEVAPLA
    OZAN
    27 Kasım 2015, 08:57
    Çok işime yaradı sağ olun elinize sağlık.

    CEVAPLA
    ADEM
    29 Kasım 2015, 18:35
    Herkese başarılar dilerim arkadaşlar.

    CEVAPLA
    DENİZ
    2 Aralık 2015, 19:38
    Gerçekten harika olmuş elinize sağlık.

    CEVAPLA
    DENİZ
    3 Aralık 2015, 22:03
    Daha iyi site bulamazdım.

    CEVAPLA
    MESUDE
    8 Aralık 2015, 11:39
    Size çok teşekkür ederim, hocam bana sizin sayenizde kızmayacak.

    CEVAPLA
    FATİH
    8 Aralık 2015, 15:30
    Çok teşekkür ederim.

    CEVAPLA
    SUDE
    12 Aralık 2015, 12:18
    Güzel olmuş.

    CEVAPLA
    GÜRÇAY
    14 Aralık 2015, 20:44
    Teşekkürler.

    CEVAPLA
    BUSE
    15 Aralık 2015, 20:15
    Güzel olmuş.

    CEVAPLA
    HAMDİ
    25 Aralık 2015, 11:21
    Helal olsun ellerinize sağlık çok sağ olun.

    CEVAPLA
    PINAR
    27 Aralık 2015, 19:43
    Allah (c.c) razı olsun.

    CEVAPLA
    MEHMET
    27 Aralık 2015, 21:24
    Bir konu da eksik olsun be. Helal vallahi ne arasam var ve de tam olması gerektiği gibi ve hocaların istediği gibi. Ellerinize sağlık.

    CEVAPLA
    SANEM
    4 Ocak 2016, 19:50
    Çok teşekkür ederim.

    CEVAPLA
    SEYİT
    4 Ocak 2016, 22:57
    Allah razı olsun.

    CEVAPLA
    ECE
    12 Şubat 2016, 20:45
    Çok güzel.

    CEVAPLA
    DAVUT
    11 Mart 2016, 20:34
    Çok güzel anlatılmış.

    CEVAPLA
    SEMİH
    20 Mart 2016, 13:05
    Teşekkürler.

    CEVAPLA
    KORAY
    6 Nisan 2016, 20:12
    Güzel olmuş ama tanım biraz daha uzun olamaz mıydı acaba? Kısa olmuş biraz.

    CEVAPLA
    ENSAR
    5 Mayıs 2016, 11:54
    Çok iyi.

    CEVAPLA
    AHMET
    10 Mayıs 2016, 17:10
    Teşekkürler.

    CEVAPLA
    AYŞE
    26 Mayıs 2016, 18:32
    Helal size.

    CEVAPLA
    OSMAN
    2 Haziran 2016, 22:19
    Çok teşekkürler.

    CEVAPLA
    METİN
    15 Aralık 2016, 13:39
    İşime yaradı.

    CEVAPLA
    ŞULENUR ÇİÇEK
    3 Nisan 2017, 18:40
    “Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan’ olarak geçmiş de bazı kaynaklarda Oğuz Atay olarak geçiyor.

    CEVAPLA
    NUR
    4 Nisan 2017, 10:43
    Güzel olmuş ama niye notlarınızı yayınlıyorsunuz? Bazı şahıslar beni ne ilgilendirir senin notundan bize ne hava atmaya çalışıyorsan git dersine çalış!

    CEVAPLA
    BİR CEVAP YAZIN

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Yorum


    İsim *


    E-posta *


    İnternet sitesi


    YORUM GÖNDER

    2009-2017 - Türk Edebiyatı-Dil ve Anlatım Dersleri Kaynak Sitesi - iletisim@edebiyatogretmeni.org
  • Kitap Oburu yarın 18. bölümüyle yayında. Bu programın teması yurtdışında ürün veren edebiyatçılarımız ve Türkiye dışındaki Türkçe edebiyat.

    Tanıtacağımız kitaplar:

    -Emine Sevgi Özdamar - "Hayat Bir Kervansaray"
    -Feridun Andaç - "Sürgün Edebiyatı ve Edebiyat Sürgünleri"
    -Mehmet Yaşın - "Sarı Kehribar"
    -Elif Şafak - "Pinhan", "Aşk", "Babam ve Ustam"
    -Nihat Zİyalan - "Kısa Pantolonlu Sevda", "Attım Kapağı Yurtdışına"
    -Yaşar Miraç - "Trabzonlu Delikanlı"

    Haftanın Dergisi köşemizde, yurtdışında yayınlanan üç dergi var:
    -Akrostiş
    -Asma Küprü
    -Başka

    Kitap Oburu'nun konuğu, yazar Menekşe Toprak

    Kitap Oburu her perşembe 14:32'de TRT Radyo-1'de. Tekrarı cumaları 04:00'te.

    http://www.trt.net.tr/...a/canli.aspx?y=radyo
  • Merhaba 1000Kitap sakinleri...

    Dün bana Sergen Özen kardeşim abi TRT 1 ' de bir program olacak bunun haberini yapabilir miyiz ? diye bir mesaj attı. Ben de bazı kesimlerin dizi reklamının sitede ne işi oluyor gibisinden eleştirilere gerek duyulmaması için ileti olarak paylaşma gereği duydum. Dizi Yunus Emre'nin sevgi, aşk, tasavvuf ve şairliği gibi konularla bütünleşik bir dizi. Bugün ekranlara ilk bölümüyle geliyor saat 20.00'de. Yunus Emre ve düşüncelerini sevenlerin bir bakıma edebiyatı da sevebileceklerini de göz önünde bulundurarak sizlerle bu konuyu bende paylaşmak istedim. Sergen arkadaşıma tekrar teşekkür ediyorum. İnşallah güzel bir yapım olur bizde izleriz.

    Herkese hayırlı akşamlar diliyorum. Paylaşıp başkalarına da duyurursanız daha fazla kişi duyar diye umuyorum.