00:32
"Çok yorgunum, ama uyumak istemiyorum. Yapacağım çok şey var, hayatın sonsuza dek süreceğini sandığım günlerde hep ertelediğim şeyler bunlar, sonra hayatın yaşanmaya değmeyeceğine inanmaya başlayınca da unuttuğum."
Marslılar ", Trump, seni almaya geleceğiz."
MARSLILARIN İSTİLASI: AMERİKA'DA RADYO PANİĞİ 30 Kasım 1938 akşamı Amerika bir grup Mars askerinin istilasına uğradı. En azından CBS radyosunun o geceki yayınını dinleyen ve tiyatrocu Orson Welles'in ara ara girdiği “son dakika” istila haberlerine dikkat kesilen altı milyon insanın büyük bir kısmı bunun gerçek olduğuna inandı. H. G. Wells'in etkileyici War of the Worlds (Dünyaların Savaşı) adlı bilimkurgu klasiğinin radyo tiyatrosu canlandırılırken yaşanan panik, medyanın insanlar üzerindeki etkilerinin sınırsızlığına bir kanıt abidesi olarak iletişim çalışmaları alanındaki yerini aldı. Elbette radyo programının amacı bir panik yaratmak değildi. Ama sonuç, bir iletişim aracı olarak radyonun gücü hakkında son derece güçlü iddiaların ortaya atılması oldu. Meseleyi ayrıntılı bir şekilde inceleyen Lowery ve DeFleur (1983), yaşananları tam olarak anlayabilmemiz için radyonun popülerliğini ve içinde bulunulan tarihsel koşulları dikkate almamız gerektiğini söyler. Yazarlar 1938 yılında 32 milyon hanenin 27 milyonunda radyo bulunduğunu; bunun telefon, araba, elektrik bağlantısı, gazete ya da dergi sahipliğinden daha fazla olduğunu not eder. İkinci nokta ise 1929 ekonomik bunalımının ardından gelen güvensizlik ve karmaşa hissinin devam etmesi ile ilgilidir. Aynı zamanda yükselen faşizm ve komünizm tehditleri nedeniyle zaten Amerikan halkı radyolarının başında dikkat kesilmiş durumdadırlar. Radyo haber bültenleri de tam bu dönemde “son dakika” haber uygulamasına geçmişlerdir. Son derece inandırıcı ve dramatik bir şekilde, normal bir şekilde ilerleyen bir program içerisinde Marslıların saldırısı dinleyicilere aktarılmış; “45 dakika içerisinde Marslılar gezegenlerinden havalanmış, yok edici silahlarını hazırlamış, iletişimimizi engellemiş, nüfusu demoralize etmiş ve ülkenin önemli
Kitap Alıntısı
Reklam
"Kürtlerle Ermenilerin yoğun biçimde yan yana yaşadıkları Diyarbekir, Harput, Bitl is, Van, Erzurum vb. bölgelerde ticaret ve zanaatlar genellikle Ermenilerin denetiminde idi. Örneğin Van' da ticaretin %98'i, tarla tarımının %80'i ; 18 itha lat ve ihracatçının tamamı, 50 tefecinin 30'u, 1 1 00 zanaatçıdan 1 020'si, 80 sebzeciden 50'si, 200 meyvecinin yarısı ; doktor, eczacı, avukat gibi serbest meslek sah iplerinin tamamı Ermeni idi. Ermeni lerin şehir nüfusunun %35'ini oluşturdukları Sivas'ta da duru m benzer şekildeydi. Toplam 1 66 tüccarın 1 25'i, 37 bankacıdan 32'si, 1 53 i malathanenin 1 30'u Ermeni lerindi. Ermeniler yalnız doğu ticaretinin egemeni değil, Avrupa'nın büyük kentlerindeki ticarette de büyük pay sahibiydiler.
Alıntı
"Meydan kazanı kuruldu, Bebekleri kaynatıldı; Gün görmedik hanımları, Süngü ile oynattılar!" Adana'nın Saimbeyli İlçesi'ndeki Ermeni vahşetini anlatan yukarıdaki dörtlük, devlet çöktükten sonra Türk Milleti'nin başına gelen sonsuz felâketlerin şiirsel ifadesini özetlemektedir. Fransız İşgal Kuvvetleri'nden cesaret alan Ermeniler kendilerine vaadedilen toprakları ele geçirmek için bir sabah erkenden kalkıp, 900 yıllık komşularını öldürmeye başlarlar. Kadınlar ve genç kızlar, silah zoruyla getirilip Hükümet Konağına doldurulur. Çocuklar ve bebekler analarının kucaklarından alınıp, kazanlarda pişirilir, sonra tepsilere dizilerek analarının önüne konulur. Yukarıdaki ezgi, Melek Hatun adındaki bahtsız bir Türk kadının kızıl Afife için yazdığı 20 dörtlükten biridir. Aynı ilçeden bir görgü şahidi, Kürt Genco'nun nasıl öldürüldüğünü, değerli araştırmacı Cezmi Yurtsever'e şöyle anlatmıştır: "... Genco başçavuşu yakaladılar. Hükümet Konağı'nın olduğu meydana getirdiler. El ve ayaklarını bir çınar ağacına çiviyle bağladılar, (yâni el ve ayaklarından ağaca çakılılar) Başaşağı, koyun yüzer gibi derisini yüzerek öldürdüler." İnsanı ürperten bu vahşet sahneleri hemen hemen Anadolu'nun işgal görmüş bütün şehirlerinde ya Fransızların, ya İngilizlerin, ya da Rusların gözü önünde yaşanmıştır! Yâni bugün bizi soykırım yapmakla suçlayanlar da parlâmentolarında soykırım kararlarını kabul edenler de aslında Türkler'e karşı soykırım yapanlardır! Biliyoruz ki, Ruslar Doğu'da, İngilizler ve Fransızlar Güney'de Türkler'in elindeki derme çatma savunma araçlarını aldıktan sonra Ermenileri silâhlandırıp, kadınların, çocukların ve yaşlıların üzerine sevketmişlerdir. Batıanadolu'da Yunan birliklerinin vahşetini onaylayan İngiltere, Musul'da Ermenilere ilaveten Nasturileri de Türkler'i yoketmeleri
Sayfa 297 - Bilgeoğuz Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Hikâyesi bir cumartesi günü saat 00.32 sularında başladı.
Sayfa 98·Kitabı okudu
Çağdaş üniversite söylemini en çok dile getirdiğimiz günümüzde, yeni birçok üniversite kurmaya kalkıştık. Bunlardan biri de Yıldırım Beyazıt Üniversitesidir. Rektör atanması geleneklere çok da uygun değildi; ancak cumhurbaşkanının yetkisindedir diye kimse fazla ses çıkarmadı. Yeni gelen rektör öğretim üyesi alınması için ilana çıktı. Türk Tabipler Birliği atamalar yapılmadan çok önce kimlerin atanacağını noter kanalı ile zapta geçirdi. Atamalar yapılınca (03.06.2011 tarihinde) 32. profesör, doçent ve yardımcı doçentin 31'inin listede adı yazılı olan kişiler olduğu ve bunların 16'sının rektörün geldiği Atatürk Araştırma Hastanesinden arkadaşları olduğu anlaşıldı. Hiçbir yetkilinin sesi çıkmadığı, başvuranların ve kazanamayanların sesi duyulamadığı gibi, basında da tek bir satır olarak yer de almadı (Ulusal TV, 04.06.2011 saat 8.00 hariç).
Sayfa 304·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Reklam
Reklam