Puan vermedi·276 syf.··
2025 437. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2025 14:36
türkçü karakter üzerinden, türkçü karakter gözüyle yazılmış bir istiklal harbi romanı.. çoğumuzun Eylül adlı kitabıyla kendisini tanıdığımız, kendisiyle tanıştığımız servet-i fünun döneminin önemli temsilcilerinden olan Mehmet Rauf kitaplarını okuyanların bileceği üzere genelde kitaplarında aşkın farklı türlerine, kadın-erkek arası ilişkilere, kadın-erkek arasındaki ilişkilerin yarattığı hayal kırıklıklarına yer vermiş, yaşadığı dönemin toplumunun sorunlu yanlarını kitaplarına taşımamıştır.. mehmet raufun eserlerine hakim olan yukarıda sayılanlara kendisinin son iki romanında pek rastlanmaz, rastlansa da roman bu yukarıda sayılanlar üzerine oturtularak oluşturulmaz.. bu iki roman; Define ve Halas adlı romanlardır.. 1926 yılında vücudunun sağ tarafına felç inen mehmet rauf; sağ kolunu, sağ ayağını ve kısmi olarak dilini dilediğince hareket ettirmekten mahrum kalır.. doktorların kendisine evinde istirahat ederek dinlenmesini tavsiye ettikleri mehmet rauf halas adlı romanını -zaman zaman eşine dikte ettirerek- şubat 1927den nisan 1928e kadar 14 aylık dinlenme süresi içerisinde tamamlar.. mehmet raufu tedavi eden doktorlar kendisini değil sağ kolunu kullanarak yazı yazmak, düşünmekten bile kesinlikle men etmişlerdi. ancak mehmet rauf, doktorların kendisine yönelik bu önerilerini dikkate almamış ve halas adlı romanı kah kendisi yazmış kah eşine dikte ettirmiştir.. mehmet raufun doktorların kendisinin hastalığına yönelik önerilerini dinlememe nedeni halas adlı romanın girişinde söylediği/yazdığı bir cümlenin bir bölümünde kendisini belli eder; 'en hakiki ve en sade manasıyla bir mucize
Türk Tarihi
HalasMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020978 okunma
DEVLETİ GERİ GETİRMEK
Puan vermedi·387 syf.··
2022 12. kitabı
Bu kitapla ilgili ilk inceleme yazısını yazan ben oluyorum sanırım 1000K'da. Kitap çok iyi, çok kıymetli bir kitap. Kitapla ilgili bir değerlendirme videosunu YouTube kanalımda yayınladım, linki burada: youtu.be/4naHZUrE3AA Kitapla ilgili aldığım değerlendirme notlarını aşağıda paylaşacağım fakat öncesinde videoya dair kısa bir bilgi vereyim: Aşağıya videonun bölümlerini bırakıyorum. Sıkıldığınızda diğerlerine geçebilirsiniz. Video altı bölümden oluşuyor. Özellikle "Kitap Neden Türkçe'ye Çevrildi?" ve "Kitabın Güncelliği Nedir?" bölümlerini mutlaka izlemenizi isterim. Tabii siz yine de hepsini izleyin:) Kitaba dair size güzel bir bakış açısı katacak bir video oldu :) İyi seyirler, sevgilerimle :) 00:00 Açılış 00:31 Giriş 01:54 Video Hangi Bölümlerden Oluşuyor? 02:56 Kitap Neden Türkçe'ye Çevrildi? (Mutlaka İzleyin) 07:14 Kitap Hangi Bölümlerden Oluşuyor? 08:14 Kitaptaki Planlama Kavramı Nedir? 09:57 Kitap Hangi Soruya Cevap Arıyor? 10:47 Kitap Bu Soruya Nasıl Cevap Veriyor? 16:13 Planlamanın Fransa ve Türkiye Üzerine Etkisi Nedir? 18:19 Kitabın Güncelliği Nedir? (Mutlaka İzleyin: Türkiye Bir Yol Ayrımında) 25:42 Kitaba Dair Bir Eleştiri 26:37 Kitaba Dair Tavsiye ve Eleştiri (Çeviri-Yazım Hataları) 29:29 Kapanış KİTABIN BÖLÜMLERİ Kitap 4 kısımdan oluşuyor: 1) Giriş 2) Türkiye ve Fransa’da Planlamanın Doğuşu 3) Türkiye ve Fransa’da Planlamanın Gelişimi 4) Türkiye ve Fransa’da Planlamanın Bir Sonu Var Mı?
Devleti Geri GetirmekVedat Milor · İletişim Yayınları · 202215 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·176 syf.··
2021 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2021 22:32
Murakami son yılların en popüler yazarlarından biri. Hatta bazıları için yazarın henüz Nobel almamış olması kabul edilemez. Ben yazardan daha önce İmkânsızın Şarkısı’nı (roman) ve Kadınsız Erkekler’i (öykü) okudum. Deneme türündeki Koşmasaydım Yazamazdım yazardan okuduğum üçüncü kitap. Bu üç kitaptan sonra yazarla ilgili fikrim benim için orta seviyede olduğu. Kitaplarını okurken sıkılmıyorum. Kendini okutuyor ama bir süre sonra kitaplarından aklımda hiçbir şey kalmıyor. Çok beğenilen birkaç kitabı daha var. Onları da okumak istiyorum. Eğer fikrim değişmezse diğer kitaplarını okumayı düşünmüyorum. Adından da anlaşılacağı gibi yazar koşmakla ilgili yazılarını toplamış bu kitapta. Yazarla ilgili bazı ilgimi çeken bilgileri topladım: *Yazar 33 yaşında roman yazmaya ve koşmaya başlıyor. *Bir gün kendini zorlamak istiyor ve 100 km koşuyor. Bu koşu 11 saat 42 dakika sürüyor. *Üst üste 25 yıl boyunca her sene bir maraton koşmuş. *Bir yarışta yorulup yavaşlayınca 70 yaşlarındaki bir kadın onu geçerken pes etmemesini fısıldamış. Bu olay olurken Murakami de 50’li yaşlarında. (Bunlar nasıl hayatlar! Bunlar nasıl yaşlılar!) Kitapta yazarın roman yazmakla ilgili fikirleri de var. Yazarı yakından tanımak isteyen, deneme türünü seven ve koşmakla ilgilenen herkesin keyifle okuyacağı bir kitap. Şahsen ben yürümeyi çok severim ama insanların kovalanmadıkları müddetçe koşmalarını gereksiz buluyorum (Fakülte filminden alıntı) NOT: Yazarın kitapları Doğan Kitap’tan çıkıyor ve çok pahalıya satılıyor. Baskı kalitesi mükemmel olsa yine bir şey denmez belki ama normal, klasik basım. Yazar çok okunduğu için okuyucuya bu fiyatları dayatmalarını etik bulmuyorum. suleuzundere.blogspot.com/2021/02/bloglar...
Koşmasaydım YazamazdımHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20183,668 okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2019 3. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2019 11:16
Yazar tarihçi değil gazeteci olduğundan da olsa gerek, kendi tarzınca yazmış, kaynak filân vermeden, dere tepe dümdüz. Ancak kolay okunuyor, akıcı. Yani, bırakın kitabı, biraz uzun yazıların bile çoğunluk tarafından okunmadığı, sloganımsı içi boş lâf kalabalığında geveze bir güruh hâline gelen günümüz insanına, büyük kitleye hitap ediyor. En önemli katkısı, akabinde uzun süredir okunmayı bekleyen Şevket Süreyya Aydemir’in 3 ciltlik “muhteşem” Tek Adam, Mustafa Kemal eserini okumama vesile olmasıdır. Şahsıma neden çok hitap etmediğini okunduğunda, tarafımdan inanılması mümkün görülmeyen, şehir efsanesi tadındaki şu alıntıyla biraz olsun açıklayabilirim : “ Çankaya'da bir gece sofradayken tabancalar üzerine sohbet ediyorlardı, içişleri bakanı Şükrü Kaya ‘ampullere zor nişan alındığını’ söyledi, ‘ışık gözü yanıltıyor’ dedi. İş iddiaya bindi. Mustafa Kemal Smith Wesson'u belinden çıkardı, oturduğu yerden iki el ateş etti, avizedeki iki ampulü patlattı, keyifle gülümsedi. Tavanı delen mermiler, üst katta, yatak odasındaki gardırobuna saplanmıştı... ” Metin Aydoğan’ın bu kitapla ilgili yazısı, gördüğüm en aklı başında değerlendirme, paylaşmaya değer: YILMAZ ÖZDİL VE ATATÜRK Atatürk hakkında, Türkiye ve dünyada farklı nitelikte 11 binden çok kitap ve araştırma yazısı yayınlanmış. Bu denli çok ve değişik yayını, niteliklerine göre 4 grupta toplamak mümkündür. İlk grup, nesnel bir tutumla yazılan ve bilimsel değeri olan kaynağa dayalı araştırmalardır. Yalana dayalı karalama amaçlılar ile bunun tam karşıtı aşırı övgücüler öbür iki gruptur. Son grubu, savunurken özünü yitirenler oluşturur. Yılmaz Özdil’in ‘Mustafa Kemal’ kitabı sonuncu grupta yer alıyor ve okunma yoğunluğu nedeniyle bu türün son dönemdeki en etkin örneğini oluşturuyor. Durum Türkiye, geleceğiyle ilgili
Mustafa KemalYılmaz Özdil · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201815,7bin okunma
İlginç kitaplarda bugün
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2019 57. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2019 18:04
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Kitabı gerçekten ilginç buldum. Çokta sevdim. Zaten sevdiğim için kitabı birkaç saat içinde bitirdim. İncelememe başlamadan önce okuyacaklar için bir uyarıda bulunmak istiyorum. İncelemeyi okurken dininizi, dilinizi, ırkınızı bir tarafa bırakıp okuyun. Sadece ilginç bir parça, bir hikâye okuduğunuzu varsayın. Üzerine düşünüp, düşünmemeniz size kalmış. Yazarın kitapta anlatmak istediği tam olarak şudur: Eski uygarlıkların, toplumların yaptığı bir takım tapınakların, inandıkları dinlerin, efsane olarak günümüze gelen destanların bir hayal gücü eserinden çok dayandırdığı benzer faktörler var. Nedir bunlar? Uzaylılar. Garip değil mi? Yazarın düşüncesine göre örneğin Mısır Piramitlerinin mükemmele yakın olan dizaynının, tonlarca ağırlıkta olan taş blokların yerleştirilmesinin, ölümden sonra yaşam fikrine inanıp eşyalarıyla ve hizmetkarlarıyla gömülen firavunların çıkış noktası, inanç fikri tamamen uzaydan gelmiş olan canlıların onlara öğretmiş olmasıdır. Peki yazar bu düşüncesini destekleyecek kanıtlar sunmuş mudur? Kitapta araştırılması gereken 82 tane kanıt tespit ettim. Kanıtların bir kısmını anlatmaya çalışacağım. Gerisini size araştırmanız için bırakacağım. 1) Piri Reis ve onun çizdiği harita: Piri Reis’in bu haritası 1929 yılında Topkapı Sarayı’nda tesadüfen bulundu. Harita tam değildi. 1 parçası bulunmuştu. Piri Reis’in 1513 yılında çizdiği Afrika, Amerika ve Güney Kutbu’nu gösteren haritanın o dönemde çizilmiş olması yazara imkânsız gelmektedir. Bunun sebeplerinden bir tanesi Güney Kutbu’nun 1912 yılında Robert Falcon Scott tarafından ya da Scott’un başka bir rakibi olan Norveçli kâşif Roald Amundsen tarafından 14 Aralık 1911 yılında keşfedilmiş olmasından önce çizilebilir? Piri Reis’in haritası kıtanın buz altında kalmış sahil
Tanrıların ArabalarıErich von Daniken · Artemis Yayınları · 20254,544 okunma
9/10
·264 syf.··
2018 123. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2018 21:08
Kitap İnceleme Yazısı Kitap Adı: Köy Enstitüleri Dosyası Alt Başlık : Türk Rönesansı Yazarı : Ahmet Özgür Türen Yayınevi : Destek Yayınları Baskısı : 10.Baskı / Eylül 2018/ 263 Sayfa Köy enstitüleri konulu okuduğum bu üçüncü kitap. En çok da bu kitaptan istifade ettiğimi söyleyebilirim. Osmanlı dönemindeki eğitim sistemlerimizden anlatıma başlamış, köy enstitülerinin doğuşunu ve kapanışını, değişik kaynaklardan da alıntılar yaparak ortaya koymuş. Okuduğunuzda, bir toplumun inşasında, bireylerin yaşam sürecinde eğitimin ne kadar kutsal bir alan olduğunu anlayacaksınız. İkinci dünya savaşının çıktığı dönemlerde, bizlerin silahla değil, kitapla, kalemle, uygulamalı eğitimle mücadele etmesi ne kadar manidardır. Nüfusun %90’ının köylerde yaşadığı ve okuma oranının, mesleki deneyimin çok düşük olduğu bir tarih kesitinde, elbette ki eğitim hamlesine buradan başlamak gerekiyordu. Olağanüstü bir iyi niyet, planlama, özveri ve araştırmayla yola çıkılmıştı. Diğer ülkelerden heyetler geliyor, notlar tutuyor, bu mucizeyi kendi ülkelerine taşıyorlardı. Hatta İsrail bizden, bu sistemi uygulamak için öğretici heyet bile istemişti. Fakat biz ne yapmışız? Sistemi daha da genelleştirip kalitesini yükselterek tabana yaymamız gerekirken, “köylü uyanıyor, imajımız sarsılıyor, ağalığımız, aşiretimiz, şeyhliğimiz elden gidecek” bahanesiyle her türlü çirkin ithamı yakıştırarak, sistemin sarsılmasına neden oluyoruz. Şüphe, saldırı ve gölgelerle, dedikodu ve ithamlarla sistem ayakta ölüyor. Ve siyasi iradaye tek düşen şey, kabrini kazıp gömmek oluyor. Kapatıldı da ne oldu, daha iyisini mi açtık? Çocuklarımız internetin başında, gençler sevgilisiyle TV ve maç izleme telaşında, Orta yaşlılar, içki, kumar ve politikayla zehirlenmiş durumda çoğunlukla. Emeklilerimizin bir
Köy Enstitüleri DosyasıAhmet Özgür Türen · Destek Yayınları · 2018504 okunma