Birinci Tablet
Birinci Tablet 1 . Henüz yukarının adı gökyüzü değil iken, 2. Aşağıya yeryüzü denmez iken, 3. Apsu vardı. [Tanrıların] ileri geleni, babasıydı o. 4. Ve onların hepsini doğuran Tanrıça Tiiimat vardı. 5. Ve [Apsu ile Tiii.mat] sularını birbirine karıştırdılar. 6. Henüz [tanrılar için] bir gipiiru-evi1 bile yapılmamıştı, kamış-evler kurulmamıştı. 7. Tanrıların hiçbiri ortada yok iken, 8. Esamileri okunmuyor iken, kaderler yazılmamış iken, 9. Suların içinde tanrılar yaratıldı. 1 0. Tanrı LaQmu ve Tanrıça LaQamu göründü, [onlar] adlarıyla çağrıldılar. 1 1. Büyüdüler, boylu poslu oldular. 12. An5ar ve Ki5ar yaratıldı, onlardan [tanrılardan] daha üstün oldular. 13. Günü güne eklediler, yılı yıla eklediler, 14. [An5ar ve Ki5ar'ın] oğlu Anu, ana babasıyla aynı ya- ratılmıştı, 15. An5ar, oğlu Anu'yu kendisiyle eşit kıldı. 16. Ve Anu kendi suretinde yarattı Nudimrnud'u,2 17. Nudimmud, babasından ve dedesinden üstündü, 18. Zekiydi, bilgeydi, çok güçlüydü, 1 9. Dedesi Ansar'dan çok daha güçlüydü, 20. Tanrı kardeşleri arasında benzeri yoktu, Gipa.ru: 1 . Tapınak evi. 2. Otlak alan. Destanda tanrıların yaptıkları evlere verilen bir ad (Birinci Tablet, 77). Nudimmud: Ea'nın diğer adı. 3 21. Bir araya geldi kardeş tanrılar,
1000Kitap
02:52
Ölüm, Sen en güzelsin bu saatlerde...
Sayfa 380
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
ee) 1987
€€) 1987 1. Domuzun kurutulmuş veya tütsülenmiş deri altı yağı İsviçre'den 1200 kg. alınmış ve bedel olarak 20.680.000 TL. (26.573 $) ödenmiş. 2. Diğer Domuz Yağları : 02.05.20 Fransa'dan 32 kg. alınarak karşılığında 26.000 TL (267 $) ödenmiş. 3. Domuz Kılı: 05.02.20 8 Ülkeden toplam 140.102 kg. alınmış ve karşılığında 1.277.473.698 TL. (1.475978 $) ödenmiş. 4. Oleo-Stearin : 15.03.21 İngiltere'den 3.000 kg. alınmış ve karşılık olarak 6.779.000TL (8.478 $) verilmiş. 5. Sıvı Domuz Yağı : 15.03.41 02.52.12.
Orkun'un Yayın Macerası ve Sonu: Orkun'da hiç aksamayan iki köşe vardı: "Orkun'dan Sesler" ve "Türkiye'nin Köy ve Kasabaları". Bunlardan birincisinde haftanın bazı haberleri çok defa mizahi bir üslupla ele alınıyor ve ayrıca 1944'e ait güldürücü hatıralara yer veriliyordu. Diğerinde çeşitli şehir, kasaba ve köylerimiz coğrafyası, tarihi, bitki örtüsü, yetiştirdiği önemli kişiler vb. yönlerden tanıtılıyordu. Çankırı hakkındaki uzunca araştırmayı 57. sayıda Kazganoğlu (Türkeş) yazmıştı.) Orkun, fikir ve mücadele ağırlıklıydı. İlmî yazılar çok değildi. Başlıca ilmî yazılar olarak Atsız'ın "Türk Destanı" üzerindeki beş bölümlük incelemesini, Gökçeoğlu Sait'in Rubin'den yaptığı "Dede Korkut Hikâyeleri Üzerinde Yeni Araştırmalar” çevirisini ve Nejdet Sançar'ın “Hâmit'te Milliyetçilik ve Vatanseverlik" incelemesini sayabiliriz. 02 Nisan 1951'de kurulan Türk Milliyetçiler Derneği'ne ait haberler de 35. (01 Haziran 1951) sayıdan itibaren Orkun'da yer almaya başlamıştır. Hemen hemen her sayıda “Milliyetçiler Teşkilâtlanıyor” başlığı altında illerde, ilçelerde ve hatta bazı köylerde dernek şubelerinin kuruluşuna dair haberler kurucu üyelerin isimleriyle birlikte veriliyordu. Türk milliyetçilik tarihinin bu önemli derneğinin tarihçesi için Orkun'daki haberler önemli bir kaynaktır. Türk Milliyetçiler Derneğiyle ilgili asıl kaynak, derneğin yayın organı olan ve 20 Ekim 1951'den itibaren 31 sayı yayımlanabilen, yarım gazete boyutundaki tek yapraklık Mefkûre gazetesidir (Sefercioğlu 2016: 65). Türk Milliyetçiler Derneği, 01-02 Nisan 1951'de toplanan Türkiye Milliyetçiler Federasyonu kurultayında alınan kararla ve beş milliyetçi derneğin birleşmesiyle kurulmuştu. İlk başkanı Haluk Karamağaralı idi (Sefercioğlu 2000: 21). Orkun 1,5 yıla yakın yaşamış ve 68. sayı ile kapanmıştır. Atsız
Türkçülüğe ve Atsız'a karşı olanlar, 1944 Irkçılık-Turancılık Davası'nı da hâlâ unutmamışlardı. Davayı unutturmamaya ve daima taze tutmaya çalışıyorlardı. Daha Atsız'ın öğretmenliğe iade edilmesi ve Orkun'da yazmaya başlaması ile harekete geçilmiş ve yeniden aleyhinde yazılar yazılmaya, davalar açılmaya başlanmıştı. Akşam Postası gazetesi sahibi Nusret Safa Coşkun, Atsız'ın öğretmenlik yapmasının sakıncalı olduğunu yazmış, bunun üzerine Atsız da Coşkun hakkında neşren hakaret davası açmıştır. Davanın ilk duruşması, İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 29.11.1950'de görülmüştür (Cumhuriyet gazetesi, 30.11.1950; Akgöz 2016: 203'ten). Bir diğer dava, bir yazısı dolayısıyla Tek parti devrinin ünlü avukatlarından Hâmit Şevket İnce, 1944'teki Nihal Atsız-Sabahattin Ali davasında Atsız'ın avukatı olmuşken sonra bundan vazgeçmiş ve bunu gazetelerde açıklamıştı. Yıllarca Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği yapan Hâmit Şevket 1950'de Demokrat Parti milletvekili olmuştu. 07 Mayıs 1951'de TBMM'de Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkındaki kanun maddesi üzerinde konuşurken Sait Bilgiç, Hâmit Şevket İnce'nin 1944'te Atsız'ın vekâletini üstlendiğini, fakat “tek parti devri içinde vâki bir işaret üzerine vekâlet vazifesini" terk ettiğini belirtince İnce söz alır ve Atsız'ı "Hitlerizme tâbi adam" ifadesiyle suçlar; bir komşusunun uyarısı üzerine onun "Sarhoşlar Gecesi" adlı kitabını okuduğunu ve bu sebeple, Atsız'ın "Hitler'in peşinde, Hitlerizmci olduğunu yani ırkçı olduğunu anlayınca" vekâleti bıraktığını ileri sürer (Küçükalcan 2016b: 52-53). Bunun üzerine Atsız da Orkun dergisinin 25 Mayıs 1951 tarihli 34. sayısında “Yalan” başlıklı bir yazı yazarak Hâmit Şevket'in, “Çankaya'nın emri” ile vekâletini bıraktığını belirtir. Atsız'ın "Yalan" başlıklı yazısı üzerine savcılık