1949 yılı kapanırken, dünyanın global stratejisi batılıların fevkalade aleyhinedir. Sovyet Rusya Avrupa’da açık bir üstünlüğüne sahipken, şimdi Uzak doğu ve Asya’da Çin gibi komünist devi ortaya çıkıyordu. 1949 yılında NATO’nun kurulması ile Avrupa belki dengelenmişti, lakin Asya da kuvvetler dengesinin durumu gayet açık bir şekilde komünist bloğun lehineydi.
Sayfa 440·Kitabı okudu
Mao'nun hayaliiii
1949 yılı için tarımsal hasada dair rakamsal veriler kasti bir şekilde düşük gösterildi; ancak tarımsal üretimin seviyesi, gerçekte, 1930’lu yıllardaki seviyenin dahi altına inmişti. Ancak Mao’nun isteği Sovyetler Birliği’ni geçip ona fark atmaktı. Bu yüzden “Büyük İleri Atılım” denen bir kalkınma planına girişti. Mao’ya göre bu plan çerçevesinde amaç, Çin’in çok hızlı bir şekilde, neredeyse bir gecede, sanayileşmesini sağlamaktı. Partideki yoldaşlarından bazıları, daha yavaş ve zamana yayılan bir yaklaşımı önerdiklerinde Mao’nun yaptığı şey, onları partiden tasfiye etmek oldu. Stalin’in ölümünden sonra 1953’te iktidarı ele alan yeni Sovyet lider Nikita Kruşçev bile programında ısrarcı olmaması konusunda Mao’yu uyarmıştı. Kruşçev, bu planla Mao’nun “dünyayı –özellikle de sosyalist dünyayı– dehası ve liderliği ile etkileme” amacı taşıdığı-nın pekâlâ farkındaydı. Kruşçev, Stalin’in tarım politikalarının ülkeye verdiği zararın ne olduğunu çok iyi biliyordu ve zaman içerisinde bu sıkı politikaların çoğunu gevşetmeye çalıştı. Ancak Sovyetler Birliği ile Çin arasında gitgide büyüyen rekabet, Mao’nun yalnızca Stalin’in sözde başarılarına erişmekle yetinmediğini, bunun üzerine çıkıp Sovyetler’e fark atma amacında olduğunu gösteriyordu. Mao bir yıla kalmadan tarımsal üretimin çelik üretimiyle birlikte kendini ikiye, hatta üçe katlayacağı vaadinde bulundu.
Araştırma-İnceleme
Reklam
Bu kütüphanelerin önemi bizim klasik mirasımızın yoksulluğuna kanıttır. Elimizde kalan metinler Yunan-Roma Antikçağı'ndaki edebi faaliyeti açıklamaya yetmez. Herhangi bir Antikçağ yazarının yaşadığı dönemde yazılmış bir elyazması bize ulaşmış değildir. Metnin yazılma tarihiyle elde bulunan en eski kopya arasında yüzyıllar, kimi zaman bin yılı aşkın bir süre vardır, dolayısıyla Antik yazarları kopyaların kopyalarından bilmekteyiz. Elimizde bulunanlar, mevcudun ancak cılız bir miktarıdır: MS üçüncü yüzyılın İskenderiyeli yazarı Athenea'nın Sofistlerin Şöleni'nde 1500 kayıp eserden alıntı vardır. Beşinci yüzyıl Yunan derlemecisi Stobea Antoloji'sinde 1430 alıntı yapar; bunların 1115'i kayıp eserlerdendir. Aiskhylos'un 70 tragedya, Sophokles'in ise 123 tragedya yazdığını biliyoruz; ikisinden de yalnızca 7'şer tane kalmıştır. Keza, Euripides'in 92 tragedyasından 17 ve Aristophanes'in 40 komedyasından Il'i mevcuttur. Latin edebiyatında da aynı boşluk vardır. Tacitus'un ve Titus-Livus'un büyük eserlerinden birçok kitap eksiktir ve Sallustus'un en önemli tarihsel eseri kayıptır; döneminin en önemli bilginlerinden biri olarak bilinen Varron'un 74 eserinden pek azı günümüze kalmıştır. Son bir yüzyıldır girişilen arkeolojik araştırmalar yaklaşık 30 bin papirüsü ortaya çıkarmıştır, ama bunların büyük bölümü özel belgelerdir, yine de Yunan-Roma Mısır'ının gündelik yaşamını bilmek açısından değerlidirler. Dolayısıyla arkeolojik keşiflerin kayıp edebi eserlerin parçalarını bulmasını umabiliriz. İstisna metinler ise örneğin 1891'de bulunan Aristoteles'in Atina Anayasası ve 1947-1949 yıllarında bulunan Ölü Deniz Elyazmaları'dır.
Sayfa 23
KTBİP: KIBRIS TÜRK BİRLİĞİ İSTİKLAL PARTİSİ
M. Necati Özkan 1949 yılı Haziran ayında Türkiye'yi ziyaret etmiş, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü başta olmak üzere siyasilerle bazı temaslarda bulunmuş, yeni parti kurma düşüncesini bizzat Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile paylamış ve O'nun onayını almıştır.
Tarih-Araştırma
Bu gelişmelerden dolayı muhafazakâr tepkici görüşler cesaret bulmuştu. Büyük Doğu mecmuası yayın hayatında doludizgin gidiyordu. 13 Haziran 1947'de dergi, saltanatçı görüşün propagandasını yaptığı gerekçesiyle dört ay kapatıldı. Bu kapatma daha çok, Rıza Tevfik'in "Sultan Abdülhamid'in Ruhaniyetinden İstimdad" adlı şiirinin yayınlanması üzerine gençliğin gösterdiği tepkiden kaynaklanmaktaydı. Recep Peker Hükümeti ve onun doğrultusundaki yazarlar, örneğin Hüseyin Cahit Yalçın, läiklik ilkesini savunup bu konuda ödün vermemek niyetinde görünüyorlardı, fakat CHP çoktan katı lâik tutumunu bırakmışa benziyordu. Hamdullah Suphi, "Namık Kemal'i Anma Günü'nde bir söylev verdi: "Senelerce kalpleri boş bırakıldığı için yabancı telkinlere karşı müdafaasız kalmış olanları kendinize çekmeye çalışınız. Hamdullah Suphi'nin kastettiği yabancı telkinlerin ne oldu açıktır. İsviçre menşeli "Manevi Cihazlandırma", "İlim Yayma" gibi cemiyetlerin atılımı gerçekten dışarıdandı." Tanrıöver, 29 Aralık 1947'de CHP'den ayrılınca bu konuda daha ilerledi. 1949 yılı Mayıs ayında "Türk Ocakları"nı açarken, "Eski harflerden korkmuyoruz, arşivlerimiz onunla doludur. Arapça ve Farsçayı atamazsınız, Vatikan'ı tanıyıp ilişki kurmamız gerekir" gibi sözler söyledi. Tepki sert oldu.
Sayfa 244·Kitabı okudu
OSMAN BATUR
Doğu Türkistan'daki özgürlük mücadelesinin sembol isimlerinden biri de İslam ve Türk tarihinin geçtiğimiz asırda yaşayan en önemli kahramanlarından biri olan Osman Batur'dur. Asıl ismi Osman İslamoğlu olan bu Kazak mücahide "Batur" lakabı sahip olduğu cesur mizacı nedeniyle Doğu Türkistanlılar tarafından verilmiştir. 1899'da Doğu Türkistan'ın Altay bölgesindeki Köktogay'da dünyaya gelen Osman Batur, çocukluk yıllarında babası İslam Bey'in yanında çiftçi olarak çalışır ve yakın çevredeki hocalardan dinini öğrenir. Küçük yaşlardan iti-baren iyi bir binici ve usta bir avcı olarak yetişen Osman Batur çevresinde ahlaklı, cesur, öğrenmeyi seven ve çok fazla konuşmayan bir genç olarak tanınır. Osman Batur'un Doğu Türkistan'ın Altay bölgesin-de başlattığı silahlı direnişi hazırlayan olaylar aslında 1934 yılına kadar uzanır. İlk olarak Çinliler tarafından Köktogay'daki camilere yönelik saldırılar ve Kur'an'a yapılan saygısızlık Kazak Müslümanları öfkelendirir. Başlayan protestolar araya giren hatırlı kişiler sayesinde sonlandırılır. Bu olaydan 6 yıl sonra Kazakların tanınan dini önderlerinden Akit Hacı'nın imamlık yaptığı camiye ayakkabılarıyla girip caminin minberinden Müslümanlara hakaret etmeye kalkan Çinli bir kaymakamın ve yanın daki askerlerin öldürül. mesiyle olaylar başlar, Irıs ve Esim Han isimli iki liderin önderliğinde gelişen olaylara Osman Batur da katılır. Ka-rakolların Müslüman halk tarafından basılıp Çinli asker ve görevli-lerin Köktogay ve Sarı-togay'dan çıkarılmasıyla isyan daha da genişler. Sonra-sında Kazakların ileri gelen isimleri tutuklanırken Çinli askerler zorla Kazakların silahlarını toplamaya başlarlar. Osman Batur'un babası İslam Bey'den de silahları teslim etmesi istenilince Osman Batur buna karşı çıkıp yanına arkadaşı Süleyman ve büyük oğlu
Sayfa 72·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Reklam