Daha önce, 1982’de Hugo Chavez (d. 1954) yolsuzluklara karşı bir cunta oluşturmuştu. Cunta küçük rütbeli subaylar ve kimi sivillerden oluşuyordu. Küreselleşme ve onun getirdiği yoksulluk karşısında cunta bu soruna yöneldi. 4 Şubat 1992’de Yarbay Chavez ve arkadaşları darbeyi başlattılar. Fakat bütün orduya egemen olmadığı ve bir halk ayaklanmasını da tetikleyemediği için başarısız oldu. Darbeciler teslim oldular. Bu arada Chavez teslim olmadan önce televizyonda konuşma koşulunu ileri sürmüş ve bu sayede darbenin önderi olarak kendini kamuoyuna tanıtmış oldu. İki yıl hapiste kalacaktı. 27 Kasım 1992’de başka bir cunta yine bir askeri darbe girişiminde bulundu, ama başarısız oldu. 230 kişi öldü. Hapisten çıktıktan sonra Chavez bir parti kurdu. Yoksul ve dar gelirlilerin babası olarak tanınıyordu. Meksika’da Zapata’cıların önderi Komutan Marcos tarafından Chiapas’tan başkente yapacakları yürüyüşe çağrıldı ve katıldı.
Yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini oyların yüzde 56’sı gibi görülmemiş bir çoğunlukla kazandı. Venezuela’nın 26. anayasasını yaptı. 30 Temmuz 2000’de yapılan seçimleri de kazandı. Chavez halkı daha hızlı kalkındırabilmek için Bolivar Çevresi adında bir mahalle örgütü kurdu (Aralık 2001). 7-11 kişiden oluşan Çevreler mahalleliye kooperatif kurmasını, kredi almasını öğretecek, gereksinimleri karşılamaya çalışacaktı. Bir süre sonra Çevreler 700.000 kişiyi örgütlemiş bulunuyordu. Yine kalkınmayı hızlandırabilmek için orduyu işe katmak yoluna gitti. Bu girişimin adı Plan Bolivar’dı (27 Şubat 1999). Bu şekilde ordu 2001’e kadar binlerce okul, hastane, ev, kilise, park onardı. 2 milyon insan tıbbi yardım gördü, 2 milyon çocuk aşılandı, 1.000 kadar ucuzluk pazarı kuruldu, binlerce ton çöp kaldırıldı. Ordu-halk bütünleşmesi sağlanmaya çalışıldı. (…)
ABD Chavez’in yeni