212. Kafir olanlar için dünya hayatı cazip kılındı. Onlar, iman edenler ile alay ederler. Oysa ki, inkardan sakınanlar kıyamet gününde onların üstündedir. Allah dilediğine hesapsız rızık verir. (Bakara suresi)
Sf. 205 "Vahşetle şehvetin birbirine ne denli yakın olduğunu biliyor."
Sf. 208 "Ben, babamın yuvarladığı çığın altında kaldım."
Sf. 209 "Yaşayacak bir Niçin'i bulunan, hemen tüm nasıllara dayanabilir."
Sf. 212 "Babamın çılgınlığı yüzünden yandım ve öldüm."
Dünya hayatı, inkar edenler için bezendi. (Onlar), iman edenlerle eğleniyorlar. Halbuki takva sahibi olan o müminler, kıyamet günü onların üstündedir. Allah dilediğine hesapsız rızık verir.
Yapılan soykırım, fıtrata, Kızıl Kapı /Ramazan YazçiçekBizatihi insan olma haysiyetine yöneliktir. bu gerçek anlaşıldığı an, İslam Umut da olacaktır bütün insanlığa. özellikle batıda yaşanan Vicdan Ayaklanması, sadece küresel güçlere değil, gasp edilmiş coğrafyaların kukla yönetimlerine ve de onları destekleyen güce tapıcı Sinik haklara uyarıdır. Bu vasatta Gazze'de yükselen çığlıklara, hiçbir müslüman sessiz kalmamalıdır. kimin elinden ne geliyorsa Mutlaka onu yapmalıdır. Rabb'imizin buyruğu muvacehesinde ; ‘’ şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki ( müminleri yakmak için) Hendek kazıp( içinde) Alevli Ateş yakanlar lanetlenmiştir.’’ (Buruç ,3-5) Gazze ateşini şahit olan herkes mesuldür ve elinden gelen her şeyi yapmalıdır. Zira yaptıklarımız gibi yapabileceğimiz halde yapmadıklarımızdan da hesaba çekileceğiz. GAZZE’NİN HAFIZASI KIZIL KAPI SEMBOL/ sayfa 212
Dalgaları insanları yutan tsunamiler, hortumlar, seller ve depremler, evrene hükmetmeye çalışan insanoğlunun her şeye yeter sandığı gücünün ne kadar cılız olduğunu göstermek, evrenin azameti karşısındaki insanın çaresizliğini hatırlatmak için, övünerek yaşadığımız yılların diyeti gibi can almaya geliyordu. Sonradan çıkarılan rakamlara göre o depremde 90 kişi ölmüştü. Yaralı sayısının 212 olduğu söyleniyordu, ama benim gördüğüm yaralılar bile daha fazlaydı. Belki devlet ölmek üzere olmayanı yaralıdan saymıyordu. Yıllar sonra 99’daki İstanbul depreminde devletin bu tür konularda sayı saymasını bilmediğini daha büyük bir netlikle görecekti herkes.