Tekvir/ 27-28. O (Kur'an), bütün âlemlere (insan ve cinlere, özellikle de) içinizden doğru hareket etmek isteyen kimselere, bir öğüt ve uyarıdır.
Alıntı
"İnsan" kelimesinin "nisyan" ile aynı kökten geldiği söylenir. Nisyan, zikrin yani hatırlamanın zıddıdır ve unutkanlığı ifade eder ki insanoğlunun en büyük zaaflarından biridir. Nisyânı asgarîye indirebilmenin en esaslı yolu da zikirdir. Zikir, Allâh'a yükselen amellerin en sevimlisi ve Hakk'a yakınlık vesîlelerinin en güzelidir. Nitekim Rabbimiz şöyle buyuruyor: "...Allah'ı çok zikredin; umulur ki kurtuluşa erersiniz." (el-Cuma, 10) Yine zikir; "...Bilesiniz ki kalpler ancak Allah'ı zikretmekle huzur bulur." (er-Ra'd, 28) âyetinde beyan edildiği üzere, rûhun gıdası, gönüllerin huzur menbaıdır.
Sayfa 28 - Osman Nuri Topbaş·Kitabı okuyor
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yüce Allah'ın «Şüphesiz müşrikler ancak bir necis/pisliktir» (1) ayetindeki kâfirin necaseti ise, inancındaki batınî/içsel habislikten (kötülükten) dolayıdır; dolayısıyla bu, azalarının (organlarının) necis olmasını gerektirmez. Bunun delili de Hz. Peygamber'in ﷺ Sakîf kabilesi heyetini Mescid'de ağırlamasıdır. Şayet ayetteki nass zahiri üzere (hakiki necaset olarak) olsaydı, onları mescide asla almazdı. tevbe Suresi, Ayet: 28
Çiller askerliği uzatınca, 28 Temmuz teskere günü olacağına, Mustafa'nın ölüm günü, bizim çatışma günümüz oldu. Yani normalde biz o gün uçaktaydık, Ankara'ya dönüyorduk..
Sayfa 84 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
“28 yaşına dek başarılı olamazsa, sonrasında artık kendi başının çaresine bakmak durumunda kalacaktı. Eğer üvey annesi onun yanında yer almamış olsaydı, Sumire büyük olasılıkla beş parasız kalacak ve gerektiği kadar toplumsal bilinç ve denge hissine sahip olmadan, bu gerçeklik denen, mizah duygusundan yoksun ve ıssız topraklara atılacaktı. Sonuçta yeryüzü sırf insanları güldürmek, onları eğlendirmek için güneşin çevresinde dönüyor değildi.”
Alıntı
Öncül ve Terim Hakkında
Öncül, birşeyi birşey için olurolayan veya birşeyi birşeyden olumsuzlayan ve kıyasın bir parçası kılan bir sözdür. Terim, öncülün öncül olması açısından kendilerine ayrıştığı şeydir. Bağ çözüldüğünde, kaçınılmaz olarak geriye mevzu ve yüklem dışında birşey kalmaz. Tümele İlişkin Söylenen Üzerine Kendisinde tümel üzerine söylenmiş bir söz olan öncülde ise, yüklem ve ona göre olan olumsuzlamanın dışında mevzu üzerine söylenen hiçbir şey yoktur. Her öncül, ya mutlak, ya zaruri ya da mümkündür. Mutlak Olanlar Hakkında Mutlak olan hakkında iki görüş vardır: Theophrastus, sonra Themistius ve onun dışındakiler ile İskender ve bunu elde eden bir kaç kişinin görüşü. llki, kendisinde yargı için zarurilik veya imkan kipi zikredilmemiş olandır. Aksine mutlak kılınmıştır. Böylece yargının zaruri olarak ve zaruri olmayarak yani sürekli olmaksızın mevcut olması mümkün olur. Bu Filozofun4 mutlaklık konusundaki görüşüne uzak değildir. Ki Filozof, iki tümelin mutlak ve doğru olarak olumlu ve olumsuz olmasını onaylar. Şu sözün gibi: "Her at uyur. At olanlardan uyuyan yoktur." Böylece mutlakolumlu tümel yargıdan mutlak-olumsuz, tümel yargıya geçilir. Bu görüş sahipleri, bunun mümkün ama zorunlu olmadığı görüşündedirler. Çünkü Filozof, mutlaklar hakkında bunun mümkün olmadığı, aksine daima zaruri olan örnekler getirebilir. tkinci görüş sahipleri ise, İskender ve geç dönemde bunları elde eden ve bu konuda güçlü olan birkaç kişi, bu naklin mutlakta zorunlu olduğu ve mudağın yargısında ilk iki kipten sonra zikredilen dört kipten biri hariç zarurilik olmadığı görüşündedirler. Mutlak, onlara göre adeta kendisinde yargı bulunandır ve yargıda bulunulanın zatı mevcut olduğu sürece olup, sürekli olması zorunlu değildir. Aksine belirli bir vakitte bulunur. Bu vaktin, kendisini niteleyen şeyle
Felsefe