Cüneyd Bağdadî (298/910): “Tasavvuf” A llah’ın senin nefsinde bulanan kötü sıfatları öldürüp, kendisinin hoşnut oiduğu güzel sıfatlarla kalbini manevi diriliğe kavuşturmasıdır. ” Maruf Kerhî (298/815): "Tasavvuf, hakikatlere sarılmak ve halkın elinde bulunan şeylerden ümidi kesmektir.” Ebu Süleyman Dârânî (215/830): “Tasavvuf, kulun bütün fiillerini Hakk’tan bilmesi ve daima Hakk ile olmasıdır.” İsmail b. Nüceyd (366/876): "Tasavvuf, Allah’tan gayri şeylerden gönlü tamamen çekmek, bilinmemeyi tercih etmek ve hayırlı olmayan şeylerden sakınmaktır."¹ El-Kettanî (322/933): “Tasavvuf, baştan sona güzel ahlaktan ibarettir. Ahlakça senden güzel olan kimse, tasavvuf yolunda da senden ileridedir."² İmam Rabbanî (1034/1625): “Tarikat ve hakikat diye bahsedilen ilimler, şeriatın üçüncü merhalesi olan ihlası elde etmek içindir. Bu ilimlerin hedef ve hizmeti budur. "³ Diğer taraftan tasavvufun özü itibariyle, Peygamberimizin ve ashabının yaşayış tarzında görmekteyiz. Hz. Peygamberimiz, çok sade ve tevazu içinde yaşardı. O, çağında güçlü bir devlet kurmuş olduğu halde dünyaya iltifat etmemiş, mal ve şöhret ile değil, sadece Yüce Allah’a kulluğuyla iftihar etmiştir. _________________________ ¹ Bkz: Kuşeyri, Risale, II, 355-360. (Babu’t-Tasavvuf) ² Sühreverdî, Avarifü’l-Mearif, 56. ³ İmam Rabbani, Mektubat, 36. Mektup.
Sayfa 17 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu
…Kitâb-ı Mukaddes çok zamandır bilimsel araştırmaların da konusudur.Zira Kitâb-ı Mukaddes’teki metinler araştırmacılar açısından tarihsel birer belge (kaynak) olarak önemlidir. Buradan bakıldığında ise bu metinler tarihsel birer vesika hüviyetiyle incelenip yorumlanmaktadır. Ancak bu noktada kilisenin geleneksel kabulleri ile bilimsel araştırmaların sonuçları arasında bazen uyumsuzluklar olabilmektedir. Örneğin kiliseye göre Kitâb-ı Mukaddes “Tanrı’nın Sözü” olan ayetlerden mürekkeptir; modern araştırmalara göre ise hem Tanah’ta hem de Yeni Ahit’te tarihsel olgular ile tarihsel olmayan efsane ve mitler bir arada ve iç içe geçmiş hâlde bulunmaktadır. Bunları “ayıklama”, yani “gerçek” ve “tarihsel” olana ulaşma çabası güncel bilimsel araştırmalarda başlıca amaçtır. Bu “ayıklama” ve “tarihsel” olana ulaşma endişesi ise “Kitâb-ı Mukaddes Kritiği (Eleştirisi)” denilen kapsamlı, detaylı ve oldukça zor bir araştırma alanının ve bu çerçevedeki teknik ve yöntemlerin doğuşuna zemin hazırlamıştır.^{355}
^{355} Detaylar için bk. Duygu, İnciller Güvenilir Metinler midir?, 133-134.·Kitabı okudu
Din
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
… (2) "Simülakramun özünde kopya olmak değil, tüm modelleri tersine çevirerek tüm kopyaları da tersine çevirmek vardır" (a.g.e., s. 1 [16]). Platon'da kopya, özdeşten farklı olan, model de kendisiyle özdeş olandır. Özdeşin, tekrar hâline gelmesi (diferansiyel), farkın (farkların farkının) da kendisine gönderilen fark, kendinde fark olması gerekir. "Simülakrumda tekrar zaten tekrarlarla ilgilidir, fark da farklarla" (a.g.e., s. 2 [16]). "Simülakrum, bizzat tekrardır" (a.g.e., s. 28). Böylece şu genel tanıma ulaşılır: (3) "Simülakrum derken, bunu basit bir taklit olarak değil, daha ziyade, bizzat ayrıcalıklı bir model veya konum fikrinin sorgulandığı ve tersyüz edildiği eylem olarak anlamalıyız" (a.g.e., s. 95 [104]). Deleuze, bu kullanımın kendinde farkı iki ıraksayan dizi Jiçiminde içerdiğini belirtir: “Simülakrumun ölçü birimi, ayrık olandır, farkın farkıdır" (a.g.e.), burada ayrık olan, aynı anda hem uzaklığı hem de farkı olumlayan ıraksamadır (LS 1969, s. 202 [193]). Simülakramun işleyişini tanımlayarak devam eden Deleuze, simülakrumun bileşenlerinin bir tür tarifini veren yeni bir tanım önerir: la (4) "Simülakrum [...] şeytani bir imajdır [...], farkyaşar, bir ayrılık üzerine kurulmuş olan bir benzerlik yanılsaması üretir, kendisini oluşturan dizilerin benzemezliği, bir arada var olan görüş noktalarının ıraksaması" (DR 1968, s. 166 [176]). "Serbest farklar okyanusunu, göçebe dağılımları, taçlı anarşileri" (a.g.e., s. 341 [347]) içerir, temelin altını oyar, onu alıp bin parçaya bölerek temelsizleştirir (a.g.e., s. 352), "kişisiz bireyleşmelerin ve birey-öncesi tekilliklerin dünyasını, yani temsillerden taşan temelsizin gerçek doğası olarak dünyayı " (a.g.e., s. 355 [360]) açığa çıkarır. Bir benzemezliği içselleştirir (LS 1969, s. 295 [281]). Simülakrum
Sayfa 280·Kitabı okudu
Zahiri tarafı hükmün altına alırsan manevi tarafın güçlenir; çünkü zahiri ve manevi tarafın tıpkı terazi gibi birbiriyle karşılıklıdır. Zahiri tarafa ne kadar kıymet, değer versen; yani yanlış yaparsan nefis tarafını o kadar güçlendirirsin. Nefis tarafını güçlendirince de artık istesen de istemesen de manevi tarafın zahiri tarafına karşı zayıf duruma düşer. Manevi tarafın zayıflamamıştır; ama düşmanı olan zahiri tarafın büyümüş, güçlenmiştir. Manevi tarafının sende hâkim olabilmesi için zahiri tarafını terbiye edip tezkiye etmen gerekir. Kendini zahiri taraftan ibaret olarak görmen doğru değildir. O senin bineğindir ve senin ona hükmetmen gerekir, dolayısıyla mesele orucu neyin bozup bozmadığı meselesi değildir. Mesele nefsinin tezkiye olması ve Allah’ın nefhettiği rûhun sende hükmetmesidir. İşte, oruçla nefsin tezkiye olur ve Allah’ın hükmünün altına girer. Allah âyet-i kerimelerde “kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.”355 Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir”356 buyurmuştur. Nefsine her uyuşunda kendine zulmeder ve kendini haktan, hakikatten perdelemiş olursun. Bu yüzden nefse taviz verip “orucu bu bozmaz, şu bozmaz” demeyelim. Her konuda kendimize hâkim olmayı öğrenelim ve zahiri tarafımıza, nefsimize hükmedip ona “ben seni dinlemiyor, ciddiye almıyorum” diyelim.
Sayfa 331·Kitabı okuyor
Oruç
Lise: Bilimin Kurtlardan Korunma Kalesi
Aristo, Atina dolayında Lykeon tapınağı yakınında İÖ 355'te kurduğu okula, Lise adını vermişti. Bu sözcük, Tanrı Apollon'un adlarından da biridir. Lykeon ya da lycius, sürüleri kurtlardan koruyan Tanrı ya da tanrısal güç anlamına gelir Aristo, okuluna "Lise" derken, bilimsel bilgiler öğretilecek yerin dinsel öğreti yandaşlarından, kurtlardan korunmasını amaçlamaktaydı. Liselerin hep o kurtların saldırısına uğrayacaklarını biliyordu.
Alıntı
İçimdeki Bayramı söndürdüler ,atlı karıncamı yerinden söktüler, anne çok korkuyorum ,kurtar beni minicik bedenime 355 kurşun gömdüler.
Sayfa 51 - Katledilen gazeli çocuklar mıydı yoksa insanlığın vicdanı mı?·Kitabı okudu