Tohumlar.. Ağaç meyvesinden Adam olan yaptığından belli olur. İyilikler hiç unutulmaz, Nezaket eken dostluk, Şefkat eken aşk biçer. — St. Basil (329-379)
Nikaia Konsili’nin sonrasında, hatta henüz Constantinus’un iktidarı bile devam ederken, kristolojik tartışmalar daha da alevlenmiştir.Başka bir deyişle, Nikaia Konsili kilise içi tartışmaları önleyemediği gibi, sonrasında yaşanacak tartışmalar için itici bir güce dönüşmüştür.Bu itibarla, Constantinus’tan (ö. 337) Theodosius’un iktidarına (379) kadar geçen neredeyse yarım yüzyıllık süreçte Nikaia Konsili taraftarları, Arius yanlıları ve diğer kristolojik akımların mensupları kiliselerde birbirleriyle kavga ederek kendi görüşlerini egemen kılmayı denemişlerdir.Tam da bu zamanlarda yaşamış olan Romalı pagan tarihçi Ammianus Marcellinus’un karşıt görüşlü Hristiyan ruhbanların birbirlerinden öldüresiye nefret ettikleri kaydını düştüğünü evvelce söylemiştim.
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Sarayın yıllık koyun tüketimi (başkentte yaşayan seksen ilâ yüz bin devlet görevlisi de muhtemelen içinde olmak üzere) son derece büyüktü.1489-90 yıllarında bu sayı 16.379 koyundu.1573-74 yıllarında 38.226'ya yükseldi.Ardından,1669-70'de 99.129'ye,1761-62'de yeniçerilerin de tüketimi dahil olmak üzere 211.116'ya ve 1803-1804'te 336.000'e yükseldi.Konstantiniyyelilerin mideleri öylesine ayrıcalıklıydı ki,bir keresinde,1577 yılında,Balkanlar'da koyun ve kuzu kesimi tümüyle yasaklandı.Koyunların hepsi başkente tahsis edildi.Taşrada yaşayanlar keçi veya sığır eti yiyebilirdi. Kaptan Paşa'nın denize açıldığı hıdırellez günü,aynı zamanda,koyun kesimine başlamalarına izin verilmesi açısından kasaplar için de bir bayram günüydü (mezbahaların çoğu insan mezbahalarının,yani Yedikule surlarının yakınında bulunurdu).Şehre ucuz et sağlanması konusundaki ısrarlı devlet politikası nedeniyle kasapların kâr marjları düşük olur ve bu yüzden sık sık iflas ederlerdi.16.yüzyılın sonlarına kadar Anadolu ve Balkanlar'ın önde gelen zenginleri Konstantiniyye'de kasaplık yapmaya zorlanır,onlar da genellikle bu kaderden kurtulmak için hükümette görev alırdı.Yakayı kaptıranlar ise kasaplığa yatıracağı parayı temin etmesi için mallarını satmaya mecbur edildikten sonra,silahlı muhafızlar eşliğinde başkente getirilirdi.İsteksizliğin nedeni,kısmen,yeni mesleğin taşıdığı risklerden kaynaklanıyordu.1650'lerde IV.Mehmed tebdil-i kıyafet eder ve kendisini uzaktan izleyen cellatlarıyla çarşıyı dolaşırdı.Thévenot şöyle yazar: ''Bazen bir fırına girip ekmek satın alır,bazen de kasaptan et isterdi.Günün birinde kasalardan biri kendisine,belirlenmiş olan fiyatın üzerinde et satmaya kalkıştı.Cellata işaretini verir vermez,adamın kafası hemen orada uçuruldu." ''
Sayfa 158·Kitabı okuyor
Hz. Muhammed, 'Kadınların aklı eksiktir, ne gariptir ki kendini kontrol eden tam akıllı, dininde dikkatli olan erke­ğin aklını sizin kadar eksik akıllı, kimsenin çelip giderebildi­ğini görmedim' diyor ve bunu ispatlamak için de 'Peki iki kadının şahitliği ancak bir erkeğin şahitliğine bedel değil mi?' (Bakara suresi, ayet 282) diye soruyor. Onlar evet di­yorlar. Hz. Muhammed, işte bu, aklınızın eksik olduğunun kanıtıdır diyor. Bu hadis uzundur. İçinde hem kadınların aklı noksandır cümlesi geçiyor, hem de az önce sunduğum o ağır ifade geçiyor. (379) 379. a-Buhari, İman bölümü, bab 21/29; Hayız bölümü, batı 6/304; Küsuf, bab 10/1052; Zekat bölümü, bab 44/1462 ve Şehadat, bab 12/2658. b-Müslim, İman bölümü, no: 79. c-Ebu Davud, Sünne bölümü, bab 15/4679. d-Timıizi, İman, bab 6/2613. e-Nesai, Sünen-i Kübra, Üşret-i Nisa başlığı altında, c. 8/303, bab 100/9226. f-İbni Mace, Fiten, bab 19/4003. g-Müsned-i Teyalisi, c. 1/302, İbni Mesut hadisleri başlığı altında, no: 384. h-Taberani, Mucem-i Kebir, c. 3/220, no: 3109, Hakim b. Hizam aktarmış. Aynca no: 19937'de Esma binti Yezit, 20046'da Cemre binli Kuhafe'den aktarmıştır. i-Hakim, Müstedrek, c. 2/207, no: 2772. j-Ahmet b. Hanbel, Müsned, İbni Ömer hadisleri bölümü, no: 5343, E. Hüreyre bölümü, no: 8849. k-İbni Hibban, Sahih, c. 13/54, no: 5744. 1-Heysemi, Keşfu'I Estar, no: 950, c.1/450. m-İbni Ebi Şeybe, Kitabu'I İman, no: 59, s. 29
Sayfa 226 - Berfin·Kitabı okudu
Araştırma inceleme din islam
Batı aydını ile Cumhuriyet aydınını karşılaştıran A. İlhan, Batılı aydının mahiyet itibariyle halk ile aynı, sadece derece bakımından üstte olduğu; Türk aydınının ise mahiyet itibariyle de halktan üstte olduğu, Türk aydının Batılı, halkın ise Doğulu olduğu, aydınların bu durumu ayrıcalık sanıp bu yabancılaşmalarının suçunu halkta aradıkları değerlendirmesini yapmaktadır.1 Özellikle 2. Meşrutiyet sonrası aydınların halkın benimsediği dini değerleri reforma tabi tutmaya yönelik tutumlarının da bu yabancılaşma çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün gözükmektedir.2 ---- 1. Attila İlhan, “Aydınların Affedilmez Kopukluğu”, Sabahattin Şen (Yay. Haz.), Türk Aydını ve Kimlik Sorunu, Bağlam Yayınları, İstanbul 1995, 379-384 2. Mine Topçu, “71. Meşrutiyet Dönemi Batıcı Aydınların Tesettür Algısı”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 12, (63), 2019, 378-385
Sayfa 354·Kitabı okudu
1000Kitap
379
Seninle biz birbirimiz ve insanların en büyük davasını sevebildik , dövüştük onun uğruna “yaşadık” diyebiliriz.
Sayfa 509·Kitabı okudu