ʙɪʀ ᴋᴇʀᴇ ᴅᴀʜᴀ
𝚈𝚊 𝚑𝚊𝚢𝚊𝚝ı𝚗ı𝚣𝚍𝚊𝚔𝚒 𝚑𝚎𝚛 𝚜̧𝚎𝚢𝚒 𝚋𝚒𝚛 𝚔𝚎𝚛𝚎 𝚍𝚊𝚑𝚊 𝚢𝚊𝚜̧𝚊𝚖𝚊 𝚜̧𝚊𝚗𝚜ı𝚗ı𝚣 𝚘𝚕𝚜𝚊𝚢𝚍ı?
Kitabı ilk gördüğümde tamamen bir aşk romanı beni bekliyor sandım ama elime alıp okumaya başlayınca beni bambaşka bir dünyanın beklediğini anladım.
Ruhumu sarsan, içsel yolculuğa çıkaran bir kapı vardı ve ben severek o kapıdan içeri girdim.
İlk sayfadan okurunu kitaba bağlayarak , son sayfasına kadar hiç sıkmadan, koparmadan finale getiren bir yazar.
42 milyondan fazla satan ve eserleri 48 dile çevrilen diyince acaba abartılıyor mu dedim ama öyle değilmiş.
Yazarın öylesine akıcı ve sade bir kalemi var ki okurken sayfalar su gibi akıyor.
Eş zamanlı anlatımı ile olay örgüsünü, kurgusunu bir bütün halinde işlemiş.
Felsefi ve ağır konuları, sanki karşılıklı sohbet ediyormuş gibi bir sadelikle anlatması beni kendine bağladı.
İnsan psikolojisi, pişmanlıklar, keşkeler ve kalbimizin derinliklerindeki o bencilce arzular.
Ve aşk...
Kitap aslında hepimizin içindeki o gizli pişmanlık canavarını besliyor ve sonra onunla yüzleştiriyor.
Karakterinin içsel döngülerini ve psikolojik çözümlemelerini, kırılma noktalarını , duygu ve düşüncelerini verirken kitabın atmosferini sağlam kurarak adeta yaşatıyor.
Okurken abartısız sürekli ikinci bir şansım olsaydı ne olurdu diyerek okudum.
Ana karakterimiz Alfie, annesinin vefatında kendinde olan gizli bir gücü keşfeder. Hayatındaki istediği her şeyi bir kere daha yaşama hakkı vardır.
Ama bu ikinci kere yaşadığı hayatın sonucu ne olursa olsun kabul etmek zorundadır.
Üçüncü bir şansı yoktur.
Alfie'nin hayatına ve çocukluk döneminden yetişkinlik dönemine kadar yaşadıklarına yer yer gülümseyerek bazen de oldukça derinden hüzünlenerek tanık olacaksınız..
Sevdiğin insanla kusursuz bir an yaşamak için geçmişi değiştirdiğinde, onun sana olan aşkının tamamen