Faysal'ın Arap isyanı 5 Haziran 1916'da başladı ve bir efsaneye dönüşmesine rağmen, Hicaz dışındaki Araplar üzerinde çok az bir etki bıraktı. Cemal 1915'te Mısırlıların genel bir isyana kalkışacağını beklemiş, İngilizler de 1916'da sultanın Arap tebaası arasında bir isyan çıkmasını ummuşlardı. İkisi de gerçekleşmedi. Osmanlı ordusundaki Arap milliyetçi askerlerin Faysal'ın ordusuna katılması söz konusu oldu, ancak, nüfusun geri kalanının onların adına başlatılan bu isyanı nasıl karşıladığına dair pek fazla görünür işaret yoktu. Hisleri ne olursa olsun, şehirdeki nüfus sessiz kaldı. Bu kısmen Cemal'in Arap yetkililerin ve erlerin çoğunu Dördüncü Ordu'dan Gelibolu ve Rusya cephesinde görevlendirmek için transfer etme politikasından kaynaklanmış olabilir. Onların yerine muhtemelen daha sadık Türk birlikleri koydu. Ayrıca Cemal Paşa binden fazla Suriyeli ileri gelenin Anadolu'ya sürülmesini emretti.⁵⁴ Elbette, sansür rejimi Suriye'de çok güçlüydü ve isyancıların halk tarafından desteklenmesi için çok az imkân vardı. Şehirlerin dışında, Trans-Ürdün bölgesindeki bazı kabileler Osmanlı davasına sadık kalırken, Arabistan'daki İbn Suud hanesine sadık olan kabileler tarafsız kaldı. Irak'ta İngilizlere karşı zaten savaşmakta olan Bedeviler de eklendiğinde, sultanın yönetiminin devamı için İngilizlere karşı savaşan Araplar, onun devrilmesi için savaşanlardan daha fazla idi ve bu tahmin seçim özgürlüğü olmayan binlerce askeri içermiyor.
Sayfa 237·Kitabı okudu
Bir karış toprak için...
2.11.1963'te Cuma Yiğit Siverek'te Musikan köyünün ağasının kardeşi Yusuf'u öldürdü. 5.11.1963'te Polat ve Marangoz aileleri ağa tarafından köyden atıldı. 9.11.1963'te ağanın oğlu Marangoz'lardan Mehmet'i çarşı ortasında vurdu. 30.10.1964'te çıkan kavgada İki taraftan birer kişi yaralandı. 5.11.1964 iki taraf arasında çıkan silahlı çatışmada Süleyman Polat öldürüldü. 13.5.1964 Şehmuz Marangoz adlı 14 yaşındaki bir çocuk ağa taraftarı Hasan Polat'ı çarşıda tabancayla vurup öldürdü. 29.11.1964 iki taraf arasında çıkan silahlı çatışmada Onbaşı Tahir Yılmaz Öncal şehit Oldu. Er Nazif Atıcı ve Osman Polat yaralandı.
Sayfa 145 - Cumhuriyet Gazetesi (1964)·Kitabı okuyor
Röportaj
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Hümeze Suresi
Bismillâhirrahmânirrahîm 1-​Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi ve ayıplamayı alışkanlık edinenlerin vay haline! 2-​O ki, mal toplamış ve onu sayıp durmuştur. 3-​Malının kendisini ebedi kılacağını (asla ölmeyeceğini) sanır. 4-​Hayır, andolsun ki o, Hutame'ye (cehenneme) atılacaktır. 5-​Hutame'nin ne olduğunu sen ne bileceksin? 6-​O, Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir. 7-​Öyle bir ateş ki, tırmanıp kalplerin ta içine işler. 8-​Şüphesiz o ateş, onların üzerine kapatılacaktır. 9-​Kendileri de uzatılmış direklere bağlanacaklardır.
Din
Bir okurum yorgun anne sendromunu nasıl atlattığını şöyle anlattı
1. “Çocuk da yaparım kariyer de demedim, ayağıma gelen kariyer tekliflerini reddedip, işimi çocuğuma daha çok vakit ayıracak seviyede tuttum.” 2. “Ev işlerini, yemeği takıntı haline getirmedim. Tabii ki çocuk düzenli ve temiz bir ortamda sağlıklı olur ama ben sürekli temizlik ve yemek yapan ve bu nedenle çocuğuna vakit ayıramayan gergin anne olmak istemedim. Ev işleri için yardım aldım; eşimle bazı sorumlulukları paylaştık.” 3. Mükemmel anne olma takıntımı geride bıraktım ve oğluma da mükemmel olmadığımı, ama onu çok sevdiğimi, onu istemeden üzersem duygularını ifade etmesi gerektiğini anlattım.” 4. Annemden öğrendiğim gereksiz hijyen takıntısını bıraktım; çamurla da oynadık, yerlere de yattık, bol bol doğaya çıktık. Okuldan üzeri kirli geldiğinde onu, ‘Bugün oldukça eğlenmişe benziyorsun,’ diye karşıladım.” 5. Tüm arkadaşlarım, ‘Birinci sınıf korkunç yorucu ve gergin geçiyor, her gün evde ödev kavgası ediyoruz,’ deyince (maalesef eğitim sistemimiz içler acısı) ev almaktan vazgeçip özel okula yazdırdım.” 6. Evde onun annesiyim, öğretmeni değil. Ders konusunda onunla tartışmadım; ödevlerin onun sorumluluğu olduğunu anlattım.” 7. Onu, benim istediğim değil, kendi istediği faaliyetlere yönlendirdim; bir müzik aleti ve bir spor dalı ile ilgilenmek onu daha özgüvenli yaptı.” 8. Oynadık, oynadık, oynadık; karanlık korkusunu aşmak için ona oyuncak bir gece görüş gözlüğü aldım ve tüm ışıkları kapatıp hazine avına çıktık. 9. Program takıntısını bıraktım; şu saatte şunu yemeli, şu aya kadar dışarı çıkmamalı vb. ‘Çocukla seyahate çıkılmaz,’ tabusunu bıraktım; beş günlükten itibaren dağ bayır gezdik. Onun benim devamım değil, ayrı bir kişi olduğunu kabul ettim. Bir gün, ‘Ben üşüdüm, sen de yelek giy,’ deyince, ‘Anne, ben sen değilim,’ dedi. O gün kafama dank etti.” 10. “En
Nereye gittiğimizi kendim de bilmiyorken acele etmenin ne anlamı vardı ki?
Alıntı
Diyarbakır surları; beş kilometre uzunluğu, 10-12 metre yüksekliği ile 3-5 metre genişliğe sahip, koyu gri andezitten (yanardağ kütlesi) inşa edilmiş zeminindeki bazalt tabakaya uygun kalkan balığı şeklindeki bir yapıdır.
Sayfa 58 - Gelin Tanış Olalım·Kitabı okuyor