Diyarbakır surları; beş kilometre uzunluğu, 10-12 metre yüksekliği ile 3-5 metre genişliğe sahip, koyu gri andezitten (yanardağ kütlesi) inşa edilmiş zeminindeki bazalt tabakaya uygun kalkan balığı şeklindeki bir yapıdır.
Halepçe saldırısında çoğu çocuk ve kadın olmak üzere yaklaşık 5.000 kişi ölürken, 7.000 ile 10.000 kişi de ağır derecede yaralandı. Saldırıdan sonra ortaya birçok hastalık çıktı. Yapılan doğumlar sağlıklı neticelenmedi. Üstelik doğa da eski güzelliğine hiçbir zaman kavuşamadı.
Whitfield (1991), İçimizdeki Çocukla ilgili olarak 14 temel sorunla karşılaşabileceğimizi söyler. Bunlar:
1. Hep ya da hiç biçiminde düşünme
2. Denetim
3 . Aşırı sorumlu ya da sorumsuz olma
4. Kendi gereksinmelerini ihmal etme
5. Uygunsuz davranışı hoşgörme
6. Terk edilme korkusu
7. Çatışma durumlarıyla uğraşma ve çözmede zorlukla karsılaşma
8. Güven duymama
9. Kendi olarak hareket edememe
10. Duyguları ifade edememe
11. Kendini değersiz görme
12. Bağlaşıklık (co-dependecy)
13. Kaybettiklerimize yas tutamama
14. Sevgi alisverişinde zorluk çekme
•Halk arasında 2. Ömer veya 5. Halife olarak isimlendirilir.
•Anne tarafından Hz. Ömer'in torunudur.
•61-(680) yılında Medine 'de doğdu.
•Küçük yaşlarından itibaren ilimle meşgul oldu.
•Büyük dayısı Abdullah b. Ömer gibi bir çok sahabiyi dinleme imkanı buldu.
•87-(706) yılında Velid b. Abdülmelik tarafından Hicaz genel valiliğine atandı.
•Haccac'ın zulmünden kaçanlar ona sığındılar hatta bundan dolayı valilikten azledildi.
•Muhalefetsiz bir şekilde halife olan merhum, Hz. Peygamber'in ve dedesi Hz. Ömer'in karar ve icraatları hakkındaki yazılı belgeleri getirtti.
•Halife olarak biat aldığı esnada protokol kurallarını kaldırması ve kendisi için ayağa kalkılmasını yasaklaması, halktan biri gibi yaşaması ile ilgili tasarruflarıyla, Emeviler'in saltanat görüntülerine son verip râşidî hilafet anlayışına döndüğünü göstermişti.
•Halka zulmeden valileri görevden alıp azletti onların yerine kabile ayrımı yapmaksızın dindarlık ve dürüstlükleriyle tanınan yeni valiler atadı.
•Valilerin görevleri sebebiyle verilecek hediyeleri almalarını yasakladı.
•Hapishaneleri ıslah edip suçluların dövülmesini yasakladı.
•Hanımının fazla mücevherlerini devlet hazinesine koydu ve halifelik karşılığında maaş almayı kabul etmedi.
•Hz. Ali'nin hutbelerde kötülenmesini yasakladı ve onun evladına iyi davrandı.
•Haricilerle bozgunculuk yapmayıp kan dökmedikleri sürece savaşmayı yasakladı.
•2. Sınıf insan muamelesi gören mevaliden, bu durumu ortadan kaldırdı ve onlara değer verdi.
•Kıbrıs,Eyle halkı ve Necran Hristiyanlarinin artırılmış olan vergilerini önceki seviyesine indirdi.
•İslam'a girenlerin artması sebebiyle azalan cizye vergisinden dolayı kendisine şikayetçi olan valilere, kendisinin vergi memuru değil, insanları hakka çağıran davetçi olduğunu söyledi.
•İlk İslam tarihçileri onun döneminde
Bilinç, her ne kadar fiziksel süreçlerle ilişkilendirilmeye çalışılsa da yalnızca kimyasal tepkimelerin toplamı olarak açıklanamayacak kadar çok katmanlı bir fenomen gibi görünmektedir. Dolayısıyla, beynin bu karmaşık kimyasal doğası bir yandan bilinci mümkün kılan temel zemin olarak değerlendirilirken, diğer yandan da açıklanamayan yönleriyle bilimsel indirgemeciliğe karşı felsefi bir direnç noktası oluşturmaktadır.
Örneğin, beyindeki hücreler arası bağlantı (sinaps) sayısının 5x10 üzeri 11 ile 5x10' üzeri 14 arasında değiştiği belirtilerek, bireyler arasındaki önemli varyasyonlara dikkat çekilir. Ayrıca, yaklaşık 8.6x10'üzeri 10 sinir hücresi (nöron) ve 9.5x10'üzeri 10 nöron olmayan hücre (glial hücreler gibi) içerir. Beyinde 3.000 farklı ana hücre tipi bulunduğu ve her beyin bölgesinde ortalama 5 ana hücre tipinin yer alır. Ayrıca, modern araştırmalarla 737 beyin bölgesi, sinir ileticilerinin farklı etki üretebileceği 500 reseptör tipi, 450 farklı iyon kanalı gibi olağanüstü korkunç sayıların kombinasyonları, beynin işlevsel ve yapısal çeşitliliğini ve her bireyin benzersizliğini ortaya koyar.
"Bu dünya zulüm dünyası oldukça, böylece de kaldıkça milletin gözü eşkiyalığa bulaşmış, haksızlıklara, zulme dayanamadıklarına inandıkları kişilerin üstünde olur her zaman. Şu 5 evlik köyde bile kocasından dayak yiyen kadın, anasından gözü korkmuş çocuk, candarmadan korkan delikanlı hep gelirler, hiç konuşmadan benim gözümün içine bakarlar.Bu köyde bile dayanamadım, belki 10 kere tüfeği alıp dağa çıkmaya davrandım, günlerce kendi kendimle cebelleştikten sonra şeytana lanet edip oturdum yerime.Şimdi artık rahatım şimdi yaşlandım şimdi artık kimse gelip de melül mahsun gözlerimin içine bakmıyor. Benden umutlarını kestiler sen sorsana Kürt dürüstleme şimdiye kadar kaç kere tüfeği alıp da daha çıkmaya kalkmış.Bir keresinde bana geldi tam karar vermiş 3 gün 3 gece ona diller döktüm de ancak yolundan döndürebildim. Üstelik o bir şerbetçi onun kim olduğunu kasabada bilmiyorlar üstelik de çok dayanıklı bir adam o...Gene de.."