“İş kitap okumaya gelince de durum daha parlak değil. Demokratik Eğitim ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin “Türk Halkının Kitapla İmtihanı” raporuna göre Türkiye %0.1’lik okuma oranıyla 86. sırada yer alıyor. Gene aynı rapora göre başı %21 ile Fransa ve İngiltere’nin çektiğini, ardından da %14 ile Japonya’nın geldiğini görüyoruz. Bu oran, birçok Türk’ün habire aptallığından dem vurdukları Amerikalılarda ise %12. Türklerin kitaba yılda 5.5 lira harcadığını belirten raporda, kullanılan yöntem ve dayanılan kriterler açıkça belirtilmediği için, bu sonuçları sorgulayabiliriz. Ancak, elimizde başka veriler de var. Eski başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek’in hayıflanmasına odaklanalım. Şimşek’e göre günde internet kullanımına sekiz dokuz saat harcayan Türk halkı kitaba sadece bir dakika ayırmakta. Norveç’te bir vatandaş kitaba yıllık ortalama 137, Almanya’da ise 122 dolar harcarken, dünyaya bedel bir Türk ise 25 cent gibi komik bir miktarı kitaba ayırmakta.”
Alıntı Şuradan
Bunu Herkes Bilir
Emrah Safa Gürkan
Bu malzeme telif hakkı ile korunuyor olabilir.
Esaslı hatlarıyla imparatorluğun evrimi şu safhalardan geçmiştir:
1. Merkezleşme Devri
2. İstila Devri
3. Kuruluş Devri
4. Mücadele Devri
5. Statik Devir
6. Dağılma Devri
İmparatorluğun parçalanması birçok devirlerde ayrı ayrı neticeler doğurur:
1. Kuvvetli bir feodalizm doğurmuştur.
2. Yeni istilalar, yeni imparatorluklar meydana getirmiştir.
3. İmparatorluk bazen de büyük endüstri kurmuş milletlerin hükmüne girmiştir.
Sayfa 122 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Allah Sevgilisi'nin duası, akılsız akılcı hikmet düşmanı mankafalara ne der:"Yarabbi, bana eşyanın hakikatini olduğu gibi göster!"Basar: Kalb gözü. Kalble hissetme. Görme duygusu. Gözün görmesi. İdrak. Fikir. İlm-i Kelâm'da "Allah'ın görme sıfatı"dır ki, kâinatta hiçbir şey O'nun görmesinden hariçte kalamaz... Basiret: Hakikati kalbiyle hissedip anlama. Kalbte eşyanın hakikatlerini bilen kuvvet, meleke, kabiliyet. Ferâset. İbret alınacak hidâyet sebepleri. Beyyine. Hüccet... İbtisar?..• "İslâm'a muhatap anlayış" deyince, bunu anlamak çok mu zor?..• İrfan: Bilmek, anlayış, tecrübe ve zekâdan ileri gelen zihnî kemâl. İkrâr. Mücâzat... İkrâr: Kabul ve tasdik etmek. Açıktan söylemek. Hakkı itiraf etmek. Karar vermek. Mukarrer kılmak... Mücâzat: Cezâ. Suçlara karşı verilen karşılık. Karşılık... Mukarrer: Kararlaşmış, kıvamlanmış. Karar verilmiş. Anlatılmış. Bildirilmiş. Muhakkak ve doğruluğu kabul edilmiş... "Kültür Davamız" isimli eserim?.. Mücâz: İcâzet almış. Diplomalı. Uygun ve muvafık görülmüş. Kendisine icâzet verilmiş.
• "Azat kabul etmez bir zaptolunmuşluk hissiyle ve bunu hayatının mânâsı bilen gençlik adına Üstadım'a" diye ithaf ettiğim eserime aldığım karşılık:"Bu kitap Cumhuriyet sonrası kavruk nesillerin ilk ciddi fikir sesi ve ilk çileli nefs murakabesi eseridir."Batılı bir fikir adamı "murakabe" mevzuunda şöyle der:"İnsanda, murakabe hassasından daha yüksek ve daha derin ne var?"Bütün bunları döne dolaşa, "Ufuksuz ummanlarda düdük çalan bir gemi" hesabı hep ben mi anlatmalıyım?.. Hâlim bir "Yevmiye" mevzuu olarak aynen şu:
**"... hâlinden bahsedelim... Ne kadar çok düşünüyorsun, ne kadar çok... Uykumda bile uyanıkmışım gibi net düşünüyorum. Birşey söylüyorum, karşılığını da ben veriyorum... Büyükler
Ak-Doğuş dergisinin yeni sayısında, geçen sayıdan devam eden bir yazı: "Kitap ve kitap okuma" üstüne... Kenan Durdu isimli bir gencin... Fevkalâde tahliller ve farkedişler...
Hak Teâlâ'dan korkmak, insanı günaha, aşağılık bir duruma düşürecek şeylerden sakınmak, nefsi meşru olmayan şeylerden korumak ve muhafaza etmektir. Bu şekilde hareket eden, sorumlu tutulduğu dinî vazifeleri yerine getirmeye çalışan şahsa (Müttaki) denilir.
Müttakilerin Özellikleri
Gerçek anlamda müttaki kimlerdir. İşte bunu, Kur'an-ı Mübin'in bu ayetleri (Bakara 2/3-4-5) şöylece açıklıyor: (O sakınanlar ki gayba inanırlar.) Yani görmedikleri halde aklî ve nakli delillere dayanarak birtakım varlıklara inanırlar. Vazifeleri olan (Namazı da dosdoğru) edeplerine ve erkânına riayet ederek (kılarlar.) Bu kutsi ibadeti vaktinde eda ederler (ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de infakta bulunurlar.) Yani: Allah tarafından ihsan buyurulmuş olan nimetlerden bir kısmını da ailelerine zekât ve sadaka olarak sair muhtaç kimselere sarf ederler ve insanlığa hizmet etmiş olurlar.
(Ve onlar) o takva kişiler (O kimselerdir ki) Resulüm! Ey Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve sellem)! (Sana) yüce katımdan (indirilmiş) olan yüce Kur'an'a iman ederler. (Ve senden evvel) sair peygamberlere (indirilmiş olan kitaplara da iman ederler.) Hepsini doğrular ve yüceltirler. (Ve onlar ahirete de) inanırlar, bir sonsuz ödül verme ve cezalandırma âleminin varlığını da tasdik ederler. Onun varlığına (kesin olarak inanırlar.)
(İşte onlar) öyle güzel bir iman sahibi olup Allah'tan korkan emir ve yasaklarına titizlikle uyanlar (Rabbi kerimleri tarafından bir hidayet) ve mutluluk (üzeredirler.) Onların güzelce sakınmaları kendilerinin böyle pek büyük bir nimete ulaşmalarına sebep olmuştur. (Kurtuluşa erenler de ancak onlardır.) Her türlü korkudan, ahirete ait sorumluluktan emin olacak olanlar, onlardan başkaları değildir.
Binaenaleyh bu ilâhî beyanlar, bütün insanlığa hidayet, esenlik ve