Doğayı kavramak ve doğrudan kullanmak az insana nasiptir. Onlar idrak ile kullanım arasında kolayca bir hayal uydurur, bu hayal kolayca yerleşir ve asıl konu ve kullanım sebebi unutulur.
621 Aynı şekilde büyük doğada, en küçük çemberin içerisinde yaşananların aynısının gerçekleştiği, kolayca idrak edilemez. Tecrübeyle bunu öğrenmeye zorlandığımızda nihayetinde razı geliriz. Sürtünen kehribar tarafından çekime uğrayan saman en muhteşem gök gürültüsüyle akrabalık içerisindedir, hatta bire bir kendidir. Bu mikromegik durum birkaç başka durum için de geçerlidir. Ancak bu saf doğa aklı bizi hemen terk eder ve yapaylığın kötü ruhları bizi zapt ederek her yerde geçerliliğini sağlamaya çalışır.
622 Yaşadıkça, aslında doğaya hükmetmek için en yüksek haliyle var olan insanı gördükçe, aslında kendisini ve kendisinden olanları şiddetli ihtiyaçlardan kurtarması gereken insanı gördükçe, içim fenalaşıyor. Önceden hatalı olarak yerleştirmiş olduğu bir kavramdan yola çıkarak, bütün bunların tam aksini yapışını, kendi istediğini yapışını izledikçe ve nihayetinde temelin geneli talan olduğundan, bireyi de acınası biçimde berbat ettiğini görmek gitgide içimi acıtıyor.
623 Seyre açık olan hep aynı dünyadır, daima izlenen veya sessizleşen. Daima aynı insanlardır doğru veya yanlışta yaşayan, ilkinde ikincisinden daha rahat olarak.
624 Batılı komşularımızın en yeni felsefesi, insanın ve de ulusların ne kadar böbürlenirse böbürlensinler ve aynı şekilde, daima doğuştan gelene geri döneceklerini kanıtlamıştır. Doğası ve yaşam tarzının belirleyicisi o olduğuna göre, başka türlü olması mümkün müdür ki?
625 Fransızlar materyalizme yüz çevirdiler ve ezeli özün açıklamasında ruh ve cana daha fazla yer verdiler. Duyumculuktan koptular ve insanın doğasının derinliklerinde kendiliğinden bir gelişim
Alp Er Tunga destanı, Şehnâme'den alınmıştır. Yalnız Afrâsiyâb ve Agrîres isim-leri yerine Türkçeleri olan Alp Er Tunga ve Alp Arız konmuştur. Bu destan kahramanlarının Türkçe isimleri bazı kitaplarda, meselâ Kaşgarlı Mahmud'un kitabında vardır.
İranlıların görüşüne göre yazılmış olan ve Firdevsî'nin kaleminde büsbütün mübalagalı bir şekil alan bu destan, tabiî, Türklerin aleyhinedir. Böyle olduğu halde birçok yerlerinde Türk kahramanlığı itiraf olunmuştur. İranlılar çok defa harikulade bir şekilde galip gelmektedirler.
Alp Er Tunga'nın bir de tarihî şahsiyeti vardır. Uzun zaman İranlıların en büyük düşmanı olarak kalan, hattâ bir iki defa İran'ı zaptederek sonunda ancak hiyle ile öldürülen Alp Er Tunga, Sakalar tarihinde, milâttan önce 624'te İranlılar tarafından hiyle ile öldürülen Saka kah-ramanının destanda aldığı şahsiyetten başka bir şey değildir. Onun destandaki şahsiyetine daha sonraki çağlarda, meselâ Gök Türkler çağında yaşamış olan bir takım Türk kahramanlarının hatıraları da eklenmiş olmakla beraber esas unsurlar Sakalar çağına aittir:
Tarihte bilinen en eski Türkler Sakalardır. Bunların varlığı millâttan önceki yedinci asırdan başlar. Hiç şüphesiz bunlardan daha önce de Türkler, yani Türklerin ataları olan boylar vardı. Fakat onlar hakkındaki bilgimiz pek eksiktir ve tarihî sayılamaz. Sakalar orta Tiyanşan'da yaşıyorlardı. Bunların daha batısında, yani Aral Gölü ve Hazar Denizi arasında da Sakaların büyük bir kolu sayılan Mesagetler bulunuyordu. Sakalar, İranlılarla durmaksızın çarpışmışlardır. Bunların bir kahramanı milâttan önce 624'te İranlılar tarafından hile ile öldürülmüştür. İran padişahı Kirus milâttan önce 545-539 yıllarında Sakalarla çarpışarak Batı Türkistan'ın cenup bölümlerini zaptetti. Sırderya'ya kadar ilerledi. Fakat Mesagetlerin kadın hükümdarı "Tamiris" yahut "Demurus"la yaptığı savaşta yenilip öldü.
Milâttan önce 330-327 arasında Makedonyalı İskender kumandasındaki Yunanlılar batı Türkistan'a cenuptan saldırdılar. O zaman Türkistan'ın nüfusu pek azdı. Bununla beraber İskender pek sert bir müdafaa karşısında kaldığından birçok şehirlerin ahalisini kılıçtan geçirdi. İskender'in bu kıyıcılığı karşısında Türkistan halkının çoğu doğuya, Çin sınırlarına doğru kaçıştılar.
Hudeybiye anlaşması;
• Hicaz bölgesinin iki önemli yerleşim merkezi olan Hayber'in ve daha sonra Mekke'nin fethine zemin hazırlamıştır.
•müşrikler O zaman ne kadar tanımadıkları Müslümanlara Bu anlaşma ile siyasi bir güç olarak kabul etmişlerdir....
Bedir Medine'ye 80 mil mesafede bir köydür.
Mekke'den Suriye'ye giden kervan yolunun üzerindedir.
Müşriklerle Müslümanlar arasında harp, ilk defa işte burada olmuştur.
Hâk ile batıl arasında cereyan etmiş, tehvid şirke, iman küfre galip gelmiştir.
Peygamber Efendimiz'in "Bu ümmetin firavunu işte budur". buyurduğu Ebu Cehil, Bu Gazâ da öldürülmüştür.
Yedi bilgeden birisi olan Thales, (MÖ 624 senesinde doğmuş), en adaletli yaşama tarzı nedir sorusuna, “diğer insanlarda takbih ettiğimiz şeyleri yapmamak” diye cevap vermiştir (Diogenes Laertius, I. 36).