Bir insan hem Allah'a şirk koşar hem de "Lailaheillallah" derse fiili, sözünü yalanlamış olur. "Lailaheillallah" sözünde doğrulardan değil, yalan söyleyenlerden kabul edilir. Allah'a (cc) şirk koşularak söylenen "Lailaheillallah" kişiyi İslam dinine sokmaz, bu sözle kişi Müslimlerden olmaz:
"De ki: 'Ben dini O'na halis kılarak, Allah'a kulluk etmekle emrolundum. Ve ben, Müslimlerin/şirki terk ederek tevhidle Allah'a yönelen kulların ilki olmakla emrolundum. " Zumer-11,12
Bir insan şirkten arınır, dinini/kulluğunu Allah'a (cc) halis kılar ve "Lailaheillallah" derse o Müslim'dir, muvahhiddir. Dine ihlasla girildiği gibi aynı zamanda ihlası korumak ve dine şirk bulaştırmamak da gereklidir. Zira sonradan meydana gelen şirk, Kelime-i Tevhid de dâhil tüm amelleri boşa çıkarır:
"De ki: 'Ey cahiller! Bana, Allah'tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?' Andolsun ki sana ve senden önceki (resûllere): 'Şayet şirk koşarsan bütün amellerin boşa gider ve mutlaka hüsrana uğrayanlardan olursun' diye vahyedildi. Bilakis, yalnızca Allah'a ibadet et ve şükredenlerden ol." Zumer-64,66
"İman eden ve imanlarına zulüm/şirk bulaştırmayanlar (var ya); işte bunlara (Allah'ın azabından) emin olma vardır. Ve onlar hidayete erenlerdir." En'am - 82
81. Arkada kalanlar, Resulullah'ın aksine olarak oturup kalmaları nedeniyle sevindiler. Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla Mücahid olmaktan hoşlanmadılar, "Bu sıcakta seferber olmayın." dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcak." Fakat duysalardı...
82. Artık kazandıkları günahın cezası olarak, az gülsünler çok ağlasınlar.
"Namaz ve zekatın uygulama biçim, ölçü ve şekillerine açıklık getiren hadisler, yine 'beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar' [Bakara Suresi(2) 187] ayetindfki beyaz ve siyah iplikten maksadın gündüzün aydınlığı ve gecenin karanlığı olduğunu belirten hadisler ve yine 'inanıp da imanlarına herhangi bir zulüm bulaştırmayanlar' [En'am Suresi (6),82] ayetindeki zulümden kastın, "şirk" olduğunu açıklayan hadis, sünnetin bu özelliğini ortaya koymaktadır."
Beni yaratan da, bana doğru yolu gösteren de O’dur; ve beni yediren de, içiren de O’dur; ve hasta olduğum zaman beni iyileştiren, ve beni öldürecek olan hep O’dur. Ve Hesap Günü’nde hatalarımı bağışlamasını umduğum kimse de O’dur. (Şuara, 78-82)
Bu süreçte mütareke hükümlerine göre işgal güçlerine 199 ağır, 46 sahra ve 33 dağ olmak üzere 278 top teslim edilmiştir. Bunların dışında da 295 topun kaması sökülerek İstanbul'a gönderilmiş ve bu toplar soba borusu haline getirilmiştir. Dokuz kolordu ve bağlı birliklerinde ise kullanılabilir halde 200 sahra ile 82 ağır top bırakılmıştır. Ancak iki yıl sonra işgal güçleri "kamasız kullanılamaz" sanıp Anadolu’daki depolarda bıraktıkları toplar için çok pişman olacak, İmalat-ı Harbiyecilerin vagon demirinden yaptıkları kamalarla o soba borularına ateş ettirdiğini görünce gözlerine inanamayacaklardır.