10/10
Bu kitabı ilk 2017 yılında duymuştum hatta bir sınıf arkadaşım bana okumam için vermişti ama ben bitirmeden birkaç sayfa okuyup geri vermiştim. Okumam için doğru zaman bugünmüş demekki. Anne 14 yaşında, şuan ondan büyüğüm ama aynı zamanda da yazdıklarını okurken çoğu yerde kendi zihnime bakıyormuş gibi hissettim. Çok etkileyiciydi. Kalemi de çok güçlüymüş yaşasa eminim yine adını yazdığı romanlar sayesinde duyacaktık. Ölümümden sonra da yaşamaya devam etmek istiyorum demesi ve dünyanın onu o öldükten sonra tanıması ve ölümünden yaklaşık 82-83 yıl geçmesine rağmen yaşamaya devam etmesive yüzyıllar sonra da yaşamaya devam edecek olması..
Anne Frank'ın Hatıra DefteriAnne Frank · Epsilon Yayınevi · 20238,9bin okunma
8/10
·216 syf.·
Beğendi
·
2026 15. kitabı
MİHRAP SİNEM SAL Sinem Sal SAYFA SAYISI: 216 1989 yılında İstanbul’da doğan yazarın Mihrap adlı romanı üçüncü kitabıdır. Bundan önce yayınlanmış birçok şiir ve öykü kitabı bulunmaktadır. 12 Eylül döneminde yaşayan on yaşındaki küçük bir kızın yasını anlatan romanda, Bizim Zamanımız'da yer alan Mihrap karakterinin çocukluğuna tanık oluyorsunuz. Bu kitabında da Bizim Zamanımız'daki kadar olmasa da yüzümüzü güldüren diyaloglara da yer verilmiştir. Fakat bu romanı daha hüzünlü bulduğumu söylemeliyim. Belki de babasını kaybetmiş ve geri dönmesini bekleyen küçük kız Mihrap’ın hikayesi içe dokunduğu için çok keyif aldığımı söyleyemeyeceğim. Küçük bir mahalle de yaşananlar ve arkadaşlık ilişkilerine yer verilen romanda toplumsal olaylara ve özellikle darbe dönemine ilişkin çok iyi noktalara değinilmiştir. Bu kitabı hüzünlü olduğu için daha az sevmiş olsam da mutlaka okuyun derim. Sinem Sal bence komediyi hüzünle birleştiren genç yazarların başında yer alıyor. Darbe döneminde daha dünyaya gelmemiş bir yazar olarak o dönemi bu kadar iyi anlatabilmesi de çok dikkat çekiyor. Dili çok güçlü su gibi akıyor. Okurken keyif alacağınız hiç sıkılmayacağınız bir anlatıma sahip olan yazardan daha çok okumak gerektiğini düşünüyorum. Bence daha sık yazmalı ve daha çok kitleye ulaşmalı. Okuyun ve okutun derim. Alıntılar Acımı anlatacak kadar şarkı, teşekkür edecek kadar İngilizce biliyorum ama acımı geçirecek kadar şarkı, derdimi anlatacak kadar Türkçe bilmiyorum. (Sf:82) İçimdeki şeyin adı umutsa, umut hiç de umutlu bir şey değil (Sf:195)
MihrapSinem Sal · Karakarga Yayınevi · 2024698 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnceleme
10/10
·489 syf.··
2026 4. kitabı
·
73 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 19:38
Asr-ı Saadet ve günümüz arasında bir köprü olan bu kitap, sahabelerin hayatını kronolojik bir tarih olarak anlatmakla kalmayıp günümüz Müslümanının modern dertlerine ve aile hayatına dair pratik mesajlar içerir. 82 il 82 sahabi projesi Türkiye'ye yolu düşmüş, o şehirlerden geçmiş yahut meftun olarak adı anılmış sahabelere dair her bir şehir için ayrı çağrışım yapılmış. Kitabın son serisindeki sahabi hayatı Ebu Hüreyre ile sonlandırılmış. Dili hafif ve sohbet havasında olduğu için okumakta ve anlamakta güçlük çekmeyeceğiniz, bilhassa gençlerin, Peygamberi sahabelerin gözünden tanıma ve ona yakın olma olanağı sunması yönünden okuması tavsiye edilir.
Din
Sahabe İklimi - 4Muhammed Emin Yıldırım · Siyer Yayınevi · 2019606 okunma
Puan vermedi·353 syf.··
2026 136. kitabı
Bir Dinozorun Anıları, Mîna Urgan’ın 82 yaşındayken; unutmadan şu anılarımı yazayım diyerek başladığı otobiyografik bir kitap. “ Mina Urgan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden mezun olduktan sonra aynı üniversitenin İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde akademik kariyerine başlamış, 1960 yılında profesör olmuş ve 36 yıl boyunca bu bölümde öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. 1977 yılında emekli olana dek pek çok önemli öğrenci yetiştirmiştir. Mina urgan Mustafa Kemal Ataturk"un caginda yani o yasarken onla ayni zamanda yasamis oldugu icin fikirlerinin cogu onun dusunceleri isigindadir. Ancak Mina urgan kemalist dusunceleri benimsedigi gibi kendini bir sosyalist hatta komunist olarak tanimlamistir. Zira bu toplumsalci tavri kitaplarina da yansimistir. Mina Urgan tipki can yucel gibi toplumcu bir yazardi ve eserlerinde can yucel kadar olmasa da yeri geldigi zaman elestiri anlaminda tabir i caizse " kantarin topuzunu kacirarak" yergilerini kufre donusturebiliyor. Eserin belki elestirecek tek yani bu olabilir. Onun disinda sanki halkla karsilikli ve onlarin sorunlarini diyolog halinde konusuyor gibi hitap ediyor.
Minâ Urgan
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
Üç Başı Mamur Bir Ankara Romanı: Ankara! Mon Amour
Puan vermedi·167 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 23:26
Bu yazıya kadar, hakkında yazdığım kitaplar, özellikle de romanlar, hep gelip beni bulmuşlardı. Karşıma çıkmakla kalmayıp bir şekilde beni etkileyen bu kitaplar henüz bitmeden, zihnimde tahlil cümleleri dolaşıma giriverir, haliyle de dayanamayıp o eserler hakkındaki analizlerimi satırlara dökmek zorunda kalırdım. Dergimizin bu sayıdaki ana temasının ‘Ankara’da Edebiyat’ olacağı kararlaştırıldığında bir kere daha bana kitap analizi düştü. Böylece ilk defa bir roman hakkında yazmak için bizzat arayış içine girmiş oldum. Elbette Ankara’mız, edebiyat dünyamızda hatırı sayılır bir alan işgal ediyor ancak roman söz konusu olduğunda bu alan bir hayli daralıyor. Konusu bütünüyle ya da büyük oranda Ankara olan roman sayısı ne yazık ki bir elin parmaklarını geçmiyor. Ankara ile alakalı roman söz konusu olduğunda, edebiyata ilgisi biraz yoğun olan birçok kimsenin olduğu gibi benim de aklıma ilk gelen Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ‘Ankara’sı oldu. Lakin bu roman, hakkında ziyadesiyle yazılan, birçok analize konu olan eserlerden biriydi. Ayrıca, İbrahim Eryiğit Hocamız, bu sayı için hazırladığı ve önceden vâkıf olduğum hayli zengin içerikli yazısında, söz konusu kitapla ilgili de kısa ama tatmin edici bilgilere yer veriyordu. Ve ilk seçenek böylece elendi. Bir de ‘Yaşanmayanların Romanı’ vardı tabii. Muhammed Ali Koçak ile tanışmama ve dergimizin yazarlarından biri olmasına vesile olan bu roman hem neredeyse bütünüyle Ankara’da geçiyor hem de Ankara’nın kadim tarihine dair birçok bilgi içeriyordu. Lakin onun hakkında da yakın zamanda web sayfamız ve e-dergimizde bir analiz yayınlamıştım. Araştırmamı sürdürürken nihayet istediğim özelliklere sahip romanı yakaladım. Hem adı hem de hikâyesi Ankaralıydı. Başta da ifade etmeye çalıştığım gibi bu sefer kitabı ben arayıp bulmuştum;
Ankara, Mon Amour!Şükran Yiğit · İletişim Yayınları · 20221,646 okunma
7/10
·152 syf.··
2026 49. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 11:55
Hüseyin Rahmi Gürpınar Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç Eserde; tek bir konu etrafında iki farklı hikâyenin aynı zeminde harmanlanmış olarak eski İstanbul semtinde geçen, bir yanda mahalle sakinlerinin ilişki ve iletişimleri diğer yanda ise aynı konu temelinden filizlenen mektuplaşma hâlinin neticesine varıncaya değin farklı bir olay aktarılmaktadır. • - ... Sanki bu dünyaya bir kuyrukluyıldız çarpacakmış da hepimiz tuzla buz olacakmışız... - Bedriye Hanım teyze... Kuyruklu bize ne vakit çarpacakmış? - Önümüzdeki mayısın bilmem kaçında... Sabaha karşı çarpacakmış diyorlar. - Çarpacağını böyle günüyle saatiyle nasıl biliyorlar? Kuyruklu filan günde filan saatte çarpacağım diye bu dünyaya telgraf mı göndermiş?.. - İnanmayınız... İnanmayınız... - Yalan değil... Yalan değil... (Sayfa 5) • ... Çünkü insanlar her felakete cehaletleri sebebiyle uğramışlar ve hâlâ uğramaktadırlar. ... (Sayfa 29) • ... Meğerse bir kız için dama çıkmak epey ayıpmış... Bu memlekette kızlar için ayıp olmayan ne var acaba?.. (Sayfa 65) • ... Çeşitli ırklar arasında değil aynı millet içinde, hatta aynı aile fertleri arasında bile emellerde ne derece anlaşmazlık, menfaatlerde ne kadar açgözlülük hüküm sürdüğü ortaya çıktı. Meğerse âdemoğlu hileden ibaretmiş. ... (Sayfa 82) • ... ben sizi sevdim. Seviyorum. Ve hayatım boyunca seveceğim... Bu bir emrivaki. ... (Sayfa 97) • Aşk denilen şey meğer ne şiddetli bir ruh fırtınasıymış! (Sayfa 105) Komşu kadınların iletişimleri; camdan, balkondan kurulan iletişim eski zamanların sıcaklığını hissettirmesinin yanı sıra yüzümde samimi bir gülümseme peyda etmesine vesile oldu. Diğer yanda İrfan Bey'in kadınlar hakkındaki düşüncesi, eylemleri ile başlarda kendisine pek ısınamamış olsam da, ansızın gelen bir mektup ile kendisini bir anda içinde bulduğu duygusal dengesizlik içinde süregelen
Edebiyat
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202525,7bin okunma