Yaratanın tekliği yaratılanın çokluğu esastır: Yaratanı çok bilmek hakikate zulüm, yaratılanı teke indirgemek mahlukata zulümdür. Tüm tiranlar ve despotları bu sonuncu zulüm türü üretmiştir. Bu yasa gereği bırakınız masum güzelliklerden birini, inançsızlığın kökünü kazımak bile, Allah’ın iradesine aykırıdır: “Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi iman ederdi; ne yani şimdi sen kalkıp da onları iman edinceye kadar zorlayacak mısın? (Yunus 10:99)
Konusu ve akıcılığı itibariyle bu kadar güzel bir kitabın nasıl oluyor da elden ele dolaşmadığına şaşıyorum. İnsan tarihini baştan başa, yoğunluklu olarak din-uygarlık bağlamında ele alan ve insana insanı düşünmeyi bu kadar güzel aşılayan nadir yapıtlardan diye düşünüyorum. Fazla ayrıntılı olmaması da satır aralarını bizim doldurup, daha da sindirerek okuyabilmemizi mümkün kılıyor. Tanrı kavramının gelişimini ve insan psikolojisi ile ilintisini temellendirerek din felsefesi adına mutlaka okunması gereken bir eser bırakmış Volney, tabi eğer inançlı biriyseniz dikkat edin! Sarsılabilir. Teşekkürler...