Ölüm kayıpların en somutudur. Ölüme verdiğimiz tepkilerde, tüm yarım kalmış, dayatılmış ya da aceleye getirilmiş ayrılıklarımızın kalıntılarını görürüz
Yas tutamayan kişiler uzun süreli sevgi bağlarını da sağlıklı biçimde sürdüremeyebilirler. Bağlarına ya sıkıca tutunurlar ya da yeterince sıkı tutunamazlar.
Kaybedilen şey, aile yadigarı bir küpe olabileceği gibi, bir umut, bir ülkü, bir dostluk, bir vatan, bir sevgili, hatta eski bir kendilik de olabilir. Yazar Annie Dillard'ın "Tinker Vadisindeki Gezgin" adlı eserinde ifade ettiği gibi kayıp, yaşamın bedelidir: "kaldığın sürece ödenmesi gereken olağanüstü kira!"
Elimizde en azından anne babamızın ölümünü yalnızca bir kez yaşadığımıza dair tesellimiz kalıyor. Kendi ölümümüzden söz etmeye bile gerek yok bunu bir kez bile yaşamayacağız.