Arda

Arda
@Aryda
Sadece ben
İyinin ve Kötünün Ötesinde’ye Bakış
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Nietzsche “İyinin ve Kötünün Ötesinde”yi yazdığında asıl hedefi ahlâk hakkındaki hazır yargılarımızı sallamaktı. Ona göre çoğu düşünür “ben tarafsızım” derken aslında kendi inançlarını gizlice savunur; bu yüzden kitabın ilk cümlelerinden itibaren bizi dürtükler: “Kendi kafanla mı düşünüyorsun, yoksa sana ezberletileni mi tekrarlıyorsun?” Nietzsche’nin çıkış noktası basittir: İnsanlar yüzyıllardır “iyi” ve “kötü” kavramlarını evrensel sandılar, oysa bunlar dönemin güç ilişkilerinden doğmuş geçici sözleşmelerdir. Bu fikirle yola çıkan filozof, “güç istenci” adını verdiği temel itkiyi öne sürer; canlılar var olmak için değil, güçlerini artırmak için uğraşır. Buradan “efendi” ve “köle” ahlâkı ayrımına geçer: Cesur, yaratıcı ve özgüvenli tiplerin benimsediği değerler “efendi” ahlâkıdır; zayıf kalanların güçlüleri “kötü” ilan edip merhamet, alçakgönüllülük gibi erdemleri öne çıkarması ise “köle” ahlâkıdır. Tarih boyunca bu iki bakış sürekli çatışır ve sonunda zayıflar çoğunluk olduğu için kendi değerlerini “genel ahlâk” diye kabul ettirir. Nietzsche tam da burada durup sorar: “Sen hangi tarafa ait olduğunu sanıyorsun, bunu hiç tartıştın mı?” Kitabın ilerleyen sayfaları, dinin acıyı uyuşturup insanı pasifleştirdiğini, bilimin bile tarafsız olmadığını, filozofların sık sık kendi önyargılarını evrensel yasa gibi pazarladığını gösteren kısa, çarpıcı aforizmalarla doludur. Ona göre çözüm “özgür ruh” olmaktır: Sorgulamaktan korkmayan, gerekirse eski değerleri yıkıp yerine yenilerini koyan, hatasını da erdemini de sahiplenen, kendi potansiyelini büyütmeye odaklanan insan tipi. Nietzsche’ye kulak verirsek, sosyal medyada, okulda ya da haberlerde “doğru” diye sunulan bilgileri hemen yutmamak, önce kimin işine yaradığını sormak zorundayız; çünkü güç istenci her yerde çalışır. Sonuçta
Felsefe
İyinin ve Kötünün ÖtesindeFriedrich Nietzsche · İş Bankası Kültür Yayınları · 20176,6bin okunma
Fight Club ve Nietzsche: Modern Maskülenlik Üzerine Derin Bir Analiz
7/10
·218 syf.··
2025 2. kitabı
Hayattan kopmuş erkeklerin birbirini dövdüğü, rutin ve sıkıcı hayatlarından kurtulmak için anarşiye başvurulduğu ve Tyler Durden ismindeki karizmatik karakterin bizi sayfalara kilitlediği bir yapım olmasının yanında, Fight Club oldukça felsefi konulara da değiniyor. Modern erkeğin maskülenlik kopuşu, dini değerler etkisini yitirdiği vakit sığınacağımız anlam ve bir ideolojiye aşırı bağlanma sonucu ortaya çıkan faşizm gibi konseptler, filmde oldukça etkili bir şekilde anlatılıyor. Ve filmde işlenen bu konular, filozof F. Nietzsche'nin üst insan konseptine oldukça paralellik gösteriyor. Fight Club, felsefi bir derinlik içeren bir hikaye’ye sahip. Kitap bize uyku problemiyle boğuşan, beyaz yakalı birinin hikayesini anlatarak başlar. Gün boyu yarı uyku halinde dolaşan bu kişi, aynı zamanda nefret ettiği bir işte köle gibi çalışması ve bu hayatta pek bir amacının olmaması sebebiyle, robot misali yaşamaktadır. Gittiği terapi gruplarında milletin derdini ağlayarak kurtuluş aramaya çalışsa da, hayatında bir şeyleri değiştirmesi gerektiğinin farkındadır. Fakat kolaya kaçar, kendini değiştirmek yerine evini değiştirir. Yeni baştan donattığı evi ile rezalet hayatına yenilik katmaya çalışır ve mobilyalarını yerleştirdikten kısa bir süre sonra evine döndüğünde dairesinde bir patlama yaşandığını fark eder. Fakat bu talihsiz olay sayesinde daha önce tanıştığı Tyler Durden'ın evine taşınır. Evet, Tyler Durden mobilyalara pek ilgi göstermez. Fakat karakterimiz yavaş yavaş yeni tanımaya başladığı karizmatik Tyler Durden'a hayran olmaya başlar. Çünkü kendisinin olmadığı her özelliğe Tyler Durden sahiptir. Maskülen bir aurası, entelektüel fikirleri ve kendine olan güveniyle karakterimize modern yaşamında kaybettiği maskülenliği hatırlatır. Yalnızca kendisi değil, diğer erkekler de Tyler
Felsefe
Fight ClubChuck Palahniuk · Vintage Books UK · 199711,4bin okunma
Kafka’nın ‘Dönüşümün’de varoluşsal derinlikler
7/10
·74 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Kafka'nın 'Dönüşüm'ü, insanın varoluşsal derinliklerine indiği derin ve karmaşık bir eser. Gregor Samsa'nın beklenmedik dönüşümü, aslında bireyin toplumla olan ilişkisindeki yabancılaşma ve anlam arayışının bir yansımasıdır. Kafka, Gregor'un böcek formunu, insanın iç dünyasındaki karmaşık duyguları ve toplumsal normlarla olan çatışmasını sembolize ederek, okuyucuyu varoluşsal sorgulamalara yönlendirir. Bu eser, insanın özgürlük ve sorumluluk arayışını, yaşamın anlamını sorgularken, aynı zamanda toplumun bireye etkisini ve bireyin kendi kimliğini bulma çabasını da ele alır. 'Dönüşüm', okuyucuyu varoluşsal bir yolculuğa çıkarırken, insanın içsel çatışmalarını ve varoluşsal karmaşıklıklarını derinlemesine keşfetmeye davet eder. Bence:)
Felsefe
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022268,3bin okunma