Bir çocuğun “iyi” ve “kötü” dokunuş arasındaki farkı bilmesi yeterli değildir; çocukların, birisi kendilerine dokunmaya başlamadan çok daha önce, bir durumda yanlış ya da sıkıntı verici bir şeyler olduğunu hissedecek kadar bir öz bilince ihtiyacı vardır. Sadece öz bilinç değil, yeterli bir özgüven duygusu ve “yok bir şey” diye emniyet telkin etmeye çalışan bir yetişkin karşısında bile içindeki hislere güvenip harekete geçebilme iradesi de gereklidir. Çocuğun bundan sonra; kaçmaktan, olayı büyüklerine anlatma tehdidini savurmaya kadar, olacakları engellemeye yarayacak bir tedbir repertuarına ihtiyacı vardır. Bu nedenlerle, daha iyi programlar çocuklara isteklerini söyleyebilmeyi, pasif kalmak yerine haklarını aramayı, sınırlarını bilmeyi ve onları korumayı öğretmektedir.
Çünkü iyilik bir yerde toplanmaz, muhakkak dağılır. En 'şeytan'ının bile nasibi vardır iyilikten. Yüzünü hep kötülüğe dönmüş olanları dahi sırtından vurur iyilik, dön de bir bak der, güzel olana bir bak, güzel gör, güzel ol.
Sabah susmuyor, akşam konuşmuyoruz. Aşk ve ölümü yalnızca özel günlerde, olağanüstü gelişmelerde, flaş haberlerde yahut sarsıcı olaylarla hatırlıyoruz. Arabalarımızın jantları, evlerimizin dış cephe kaplamaları, ayakkabılarımızın tabanları ve akıllı telefonlarımızın güncellemeleri her şeyden daha önemli.
Dikkat edilirse görülecektir, kendimizden başka her şeye değer veriyoruz.
İnsanın gökyüzüne bakacak vakti olmalı. Edemedim, yetiştiremedim, yapamadım bu hiç bitmez. Hiçbir devirde de bitmemiştir. İnsan dağlara bakmalı, hilkate bakmalı, kendisiyle yalnız kalmalı. Yokluk öyle başlıyor. Varlık zor, varlık çok ağır.