“Bakışlar, cilveli kadının en büyük silahıdır. Tek bir bakışla her şeyi dile getirmek mümkündür ama bakışlar inkar edilmeye de müsaittir. Çünkü bir bakış asla tekrar edilemez.”
“Kadınlara, hem insan yüreğindeki sevginin kuvvetini bir bakışta anlayabilme, hem de en göze görünmez değişimleri ve saf aşkın en hafif kıpırtılarını hissedebilme yeteneği bahşedilmiştir ki bunlara hayran olmamak elinde değildir insanın.”
“Yazdığımız kitapların ağzına kadar piyango biletiyle dolu olduklarını görüyorum; aslında hiçbir değeri olmayan bir sürü bilet. Kimisi unutulup gidecek, kimisi defalarca yeniden basılacak biletlerden hangilerine ikramiye vurduğunu bize gelecek kuşaklar gösterecek. O günler gelene kadar, en azından doğru bildiğini, elinden geldiğince kağıda döken hiçbirimizin, bir diğeriyle alay etmeye hakkı yoktur.”
“Ey Osmancık; beğsin. Bundan sonra öfke bize, uysallık sana; güceniklik bize, gönül alma sana; suçlama bizde katlanma sende; bundan böyle, yanılgı bize, hoşgörme sana; aciz bize, yardım sana; geçimsizlikler, uyuşmazlıklar, anlaşmazlıklar, çatışmalar bize, adâlet sana; kötü göz bize, şom ağız bize, haksız yorum bize, bağışlama sana…” (s.129)
Tarık Buğra ’nın 1983 yılında yayımlanan Osmancık romanı Türk edebiyatında tarihi roman türünün en güçlü ve derinlikli örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Yazar Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarını anlatmakla birlikte bir insanın iç dünyasında yaşadığı büyük dönüşümünü de konu ediniyor. Osmancık bu yönüyle klasik tarih anlatısıyla beraber olayların içinde iradeyi de konu ediniyor ve Türk edebiyatında karakter inşasına dayalı tarihi roman geleneğini zirveye taşıyan eserlerin öncüsü oluyor.
Roman Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarını anlatırken merkezine Osmancık’ın (Osman Gazi’nin gençlik dönemindeki ismi) değişimini alıyor. Asi, gururlu ve kendini kanıtlama peşinde koşan bir genç Osmancık yaşadığı karşılaşmalar ve iç hesaplaşmalarla birlikte olgunlaşıyor. Şeyh Ede bali’nin rehberliğiyle kendi benliğini aşmayı öğreniyor ve Osman Gazi’ye dönüşüyor.
Osmanlı devletinin kurucusu Osman Gazi’nin sadece bir savaşçı olmadığını, aynı zamanda manevi, hukuki ve içtimai bir dengeyi kurmaya çalışan bir karakter olduğunu anlatan Tarık Buğra tarihi bir figürün insani yönlerini de ele alıyor, öfkesiyle, gururuyla, tereddütleriyle bir insan olarak karşımıza çıkarıyor.
Şeyh Edebali’nin sözleriyle başlayan iç yolculuk Osmancık’ı yavaş yavaş dönüştürüyor. Bu dönüşüm sadece bireysel olarak kalmıyor bir toplumun kaderine yön veren bir bilinç haline bürünüyor .
Eser gerçek büyüklüğün güçte değil nefsi aşabilmekte olduğunu anlatıyor. İnsan önce
Bir düşün, ayrılık günlerinde,
Kararsız kaderimde benim,
Senin gam yüklü çölün
Ve sözlerinin son sedası
Tek hazinem, kutsalımdı,
Tek sevdasıydı gönlümün.