Insan olmadan, insan olmanınne demek olduğunu dahi anlamadan sürülüyordu yaşamdan.
Anlamsızlıklar içinde büyüyor, okul denen işkencede ruhu kırılıyor, acımasızca öldürülen hayvanlarla ya da vücuda asla girmemesi gereken kimyasallarla beslenip her lokmada lanetleniyor ve ne icin var olduğunu, yaratılışının ana konusunu dahi anlamadan toplum denilen bu hapishanenin icinde eriyip gidiyordu.
Kadınlar giysin diye, kürklerini delmemek için susamurlarını arka bacaklarından tutup kafalarını yere vura vura, omurgalarını kırarak öldürdüklerini gördüm.
Dişlerinden kolye yapabilmek için önce yakaladıkları bebek fillerin dişlerini söktüklerini ve yavrusunu kurtarmaya çalışan anneyi tuzak kurarak yakalayıp yaralı yavrusunun önünde vahşice öldürdüklerini gördüm.
Etlerini yedikleri otoburları daha fazla kilolansınlar diye artık etlerle beslediklerini ve karanlık ahırlarda ayağa bile kalkmasına izin vermedikleri inekleri kafalarına çivi çakıp can çekiştirerek öldürdüklerini gördüm.
Daha sadece üç yıldır dünyada olan savunmasiz küçük çocuklara tecavüz ettiklerini ve tecavüz filmlerini sattıklarını gördüm.
Birbirlerinin organlarını çaldıklarını, dört yaşındaki bir çocuğu kaçırıp karnımı yarıp tüm iç organlarını çaldıktan sonra bedenini inşaata bıraktıklarını gördüm.
Öldürmenin spor olduğu, bir canlıyı yaralamaktan zevk aldıklarını, buna da "av" dediklerini, Çi'ye işkencede keyif bulduklarını gördüm.
Hayvanları birbirleriyle ölümüne dövüşen birer makineye dönüştürdüklerini gördüm.
Varlıkları şekilleriyle yargılayan biri nasıl hakiki insan olabilirdi! İstediği kadar güzel olsundu! Telapatide usta olsundu! Baktığında insana huzue veren su yeşili gözleri olsun, dokunmamak için zor tutacağın bronz teni olsundu! Hakiki insan dediğin yargılamayan, anlayan demek değil miydi! Sonje sahip olduğu bedene rağmen hakiki insan falan değildi! Hakiki bir saygısızdı!