Eşkiyaların güzel şeylere zaafı olması ne tuhaftı. Kabalığın mıknatısıydı güzellik, sanki ruhun hayvanlığı şekille ıslah edilecek kadar acizdi. Ruhu görmeyenler için şekil daima güneşti.
Normal. Bu insansıların deformasyonu kabul edilir kılmak için sanki özellikle keşfettikleri bir kelime gibiydi bu gezegende. "Normal" nasıl da anormal bir kelime haline gelmişti onların dilinde!
Kurulan bu ilkel yaşantıya işçi yetiştirmek için geliştirilmiş bir eğitim sistemleri var. Yavrularını prototip bir şekilde, insan organizmasının en büyük özelliğinin, bireylerdeki farklılıklar olduğunu anlamamış bir halde eğitiyorlar. Kalıplar var, ya bu kalıpların içinde konfordasın ya dışında cehennemde. Kalıpları uygun olmadıkları belirlenen çocuklara ilaç veriyorlar. Evrenin, bu insansıların saçmalıklarını değiştirmek için gönderdiği ruhları ilaçla uyuşturup zehirli sistemlerine uymayan herkesi dışlıyorlar.
Sanat ve bilim tarihi yerine okullarda savas tarihi okutuluyor ve kendilerinden öncekilerin nasıl birbirlerini öldürdüğünü anlayan yavruları için eğer kendisiyle aynı topraklarda doğmadıysa bir insansıyı öldürmek normallesiyor. Milliyet diyorlar buna. Aynı milliyetten olmayanlar periyodik aralıklarla savaşıyorlar, milliyetten çok daha büyük bir kümenin, insanlığın üyesi olduklarını unutmuşlar!
Insan olmadan, insan olmanınne demek olduğunu dahi anlamadan sürülüyordu yaşamdan.
Anlamsızlıklar içinde büyüyor, okul denen işkencede ruhu kırılıyor, acımasızca öldürülen hayvanlarla ya da vücuda asla girmemesi gereken kimyasallarla beslenip her lokmada lanetleniyor ve ne icin var olduğunu, yaratılışının ana konusunu dahi anlamadan toplum denilen bu hapishanenin icinde eriyip gidiyordu.