"Al işte. Senin o ağzından çıkan lafa kulağın hiç mi hayret etmiyo? Ben kulak olsam utanırım açıkçası. Benim dedem
İstanbul'u fetheden ..."
"Yuh! Fatih Sultan Mehmet mi senin deden İsmail?"
"Yok. Ama İstanbul'u fetheden ekipte yer almış bi' insan kendisi. Sayılır yani."
Yıl 1453 Nisan'ın 5'i.
Fatih Sultan Mehmet Han atının üzerindeydi, arkasında bir cihana hükmedebilecek kadar büyük bir ordusu vardı.
Surlarla çevrili İstanbul'a uzun uzun baktı ve şöyle dedi
"Ya İstanbul beni alır ya da ben İstanbul'u."
Tabii ki İsmail Abi'nin dedesi dayanamadı.
"İstanbul alır Hünkarım. Koca şehir yutar adamı. Gürültüsü, karmaşası, gece hayatı bitirir insanı. Hiç ugrasmayalım bence geri dönelim biz. Yemin ediyom çok yoruldum ha.
Donanma da kaldi denizde zaten her taraf
zincirlemişler, karadan yürütecek halimiz yok ya gemileri. Dönelim şöyle bir güzel mantı açtırayım ben size hünkarım karnımızı doyuralım da etraflıca konuşuruz sonra bu meseleyi. Gönderiyom ben yeniçerileri?"