"
Çocuklar!
Sayılan biter, beklenen gelir.
Zannımca bugün de benim sıram geldi, gidimkârım. Vasiyetnamem
çekmecemdedir, hatunum yerini bilir ve gereğini yapar. İlla, o gelesiye kadar size demek istediklerim vardır;
nasihat yahut ki sohbet sayın, benim ağzımdan herkese yayın.
İsterim ki insanlar beni başardıklarımla ölçsünler. Başarabildiysem, samimiyetimdendir.
Unutmayın,
haberdar olan uzaklar
yakında; gönül gözü kapalı yakınlar uzakta olur."
Emanet onu nasihatlerle kendini yorduğunu düşünerek araya girmek istedi; durumu ağır görünüyordu:
"
Efendimiz kendinizi yormayınız lütfen, şimdi hekim..."
Sadrazam son bir gayretle ellerini sıktırıp sözlerine devam etti:
"
Dinleyin beni...
Size söylediklerim hem vasiyetim, hem şehadetim sayılır.
Herkese bildirin ki gönülleriniz dünyalık için sizden ayrılıp gidiyorsa hakikatten uzaksınız demektir; ama eğer hakikat her an gönlünüzdeyse her nereye gitseniz herkese yakın sayılırsınız.
Gazap ve öfkeden kaçının; çünkü onun başlangıcı delilik ve sonu pişmanlıktır. Kimseyi kınamayın, kınamak gerekiyorsa kendinizi kınayın.
Kendisini kınayanı başkaları kınayamaz. Geçiminizi helalinden kazanmaya çalışın.
Açlığı için onurundan vazgeçen, açlığını
geçirse de onursuzlukta baki kalır.
Nefsinizi alçaklıktan koruyun ki, fakir olsanız bile şerefli kalasınız.
Uzun zamandır yazarın kitabını okuma fırsatı kollarken bu kitabı rast geldi raflarda.
Hayat bir macera okuyup anlayana!
Bu kitapta yazar bu konuyu çok ilginç ve sürekleyici olarak işlemiş okumaya değer zaman içinde yolculuk yapılabilir.