Şah,
celali biraz yatış tığında, sadık vezirinin kraliçeye niçin iftira atmış olabileceğini düşünmüş ancak işin içinden çıkamamış.
Şehriyar,
ertesi gün bir karara varmış. Kraliçenin yanına gidip ona yeniden seferi çıkması gerektiğini bildirmiş.
Kraliçe,
onu öpücüklere boğarken 'Gözün arkada kalmasın, her gün ismini zikrederek seni bekleyeceğim' demiş.
Şehriyar,
ordusuyla birlikte saraydan çıkıp yakınlardaki ormana gitmiş.
Askerlerine burada beklemelerini söyleyip
ardından sarayın bahçesini yukarıdan gören yüksek bir kuleye çıkarak beklemeye koyulmuş. Şehriyar,
kısa bir bekleyişten sonra sarayın bahçesine boylu poslu çıplak erkeklerin doluştu ğunu görmüş.
O erkeklerden bazıları müziğe başlayınca elinde şarap kadehiyle yarı çıplak haldeki kraliçe çıkmış ortaya ve kraliçe erkeklerle sarmaş dolaş dans etmeye başlamış.
Koşar adımlarla kuleden inip sarayın bahçesine girmiş ve kılıcını çektiği gibi başta kraliçe olmak üzere herkesi paramparça etmiş.
Sonra da vezirini zindandan çıkarıp ondan af dilemiş.
Sehriyar o günden sonra bambaşka bir adama dönüşmüş.
Artık o,
kadınlardan nefret eden ama kadınlarla beslenen bir canavarmış.
Her gece yatağına bir kadın alıyor ve gün doğmadan önce onu öldürtüyormuş.
Bu ritüel,
günlerce ve aylarca sürüp gitmiş.
Iş öyle bir hale gelmiş ki ülkesindeki genç kızlar saklanacak delik aramışlar. Her genç kızın en büyük korkusu Şehriyar'ın odasına girip korkunç akıbete uğramak olmuş.
Şehriyar bir gün sarayının bahçesinde servi boylu, kara gözlü, hilal kaşlı bir kız görmüş.
Derhal vezirini çağırıp kızın kim olduğunu sual edince vezir, gözünden yaşlar akıtarak
'O benim kızım,Şehrazaťtır şahım...' demiş.