Molière’in zekâ dolu diliyle kaleme aldığı, zaman zaman güldüren ama daha çok düşündüren bir tiyatro klasiği. 17. yüzyılda yazılmış olmasına rağmen, insan ilişkileri ve toplumsal ikiyüzlülük üzerine söyledikleri bugün bile geçerliliğini koruyor.
Eserin başkahramanı Alceste, doğruluğu ve dürüstlüğü hayatının merkezine koymuş, toplumun sahtekârlığından bunalmış bir adam. Yalana, ikiyüzlülüğe, dalkavukluğa tahammülü yok. Ancak ne ironiktir ki, kendisi tam da bu yapay dünyanın içindeki en yüzeysel kişilerden biri olan Célimène’e âşık. Bu çatışma, hem karakterin iç dünyasını hem de toplumla olan ilişkisini ustaca sorgulatıyor.
Molière, bu eserde ahlak, samimiyet, sosyal ilişkiler ve aşk gibi evrensel temaları hicivle harmanlayarak sahneye taşıyor. Alceste’in doğruluk takıntısı, bir yandan haklılık barındırırken, öte yandan aşırılığıyla kendisi de toplumun dışına itilen biri hâline geliyor.
İnsandan Kaçan, bize şu soruları sorduruyor:
– Gerçekten dürüst bir insan toplumda var olabilir mi?
– Toplumla uyumlu olmak mı önemlidir, doğruyu söylemek mi?
– Ve en çarpıcı olanı: Doğruluk bazen kibirle mi karışır?
Tiyatro eserlerini seviyorsanız, klasiklerin ruhunu anlamak istiyorsanız ve insan ilişkileri üzerine düşündüren metinler hoşunuza gidiyorsa, mutlaka okunması gereken bir kitap.
Siz Alceste’in yerinde olsaydınız, insanlardan kaçmayı mı tercih ederdiniz, yoksa uyum sağlamaya mı çalışırdınız?
Son olarak bu güzide eseri kitaplığıma kazandıran @kargahsn'e teşekkür ederim