Bakara-20
Çakan şimşekler neredeyse gözlerini alıverir; ışık verince hareket ederler, karanlık üzerlerine çökünce oldukları yerde çakılıp kalırlar. Şayet Allah dileseydi, onların işitme ve görme [kabiliyet]lerini ellerinden alabilirdi: (12) Çünkü Allah her şeye kâdirdir.
12 - Bunun bariz anlamı şudur: "Ama O, bunu dilemez". Yani Allah, "hidayete karşılık sapıklığı satın alanlar"ın günün birinde hakikati anlayıp yollarını düzeltebilecekleri ihtimalini dışlamaz. "İşitme ve görme (kabiliyet)leri" ifadesi, insanın fıtrî olarak iyi ile kötüyü ayırd etme yeteneğini ve dolayısıyla, ahlakî sorumluluğunu ifade eden bir mecazdır. Bana göre, "ateş yakan kişiler" kıssasında, bazı insanların, hayatın ve inancın ölçüye ve tahmine gelmeyen yanlarını açıklamanın ve aydınlatmanın bir aracı olarak yalnızca "bilimsel yaklaşım" adı verilen şeye güvenmelerine ve sonuçta, insan aklının kavrayış alanı dışında herhangi bir şeyin bulunabileceğini küstahça reddetmelerine bir atıf vardır. Bu kibirli küstahlık, Kur'an'ın tanımladığı gibi, sahiplerini -ve hakim oldukları toplumları- kaçınılmaz olarak "neredeyse gözlerini alıveren" hayal kırıklığı yıldırımlarına maruz bırakır, yani, ahlakî kavrayışlarını daha da zayıflatır ve "ölümün dehşeti"ni derinleştirir.
İslam’ın demokrasiyle çelişmediğini, aksine onunla bir arada düşünülmesi gerektiğini,Said Nursi’den yaptıkları alıntılarla anlatarak,demokrasiyi şeriata aykırı,”beşeri ideolojilerin bir tezahürü”olarak değerlendirme eğilimindeki birçok İslamcı çevreyi karşılarına aldılar.
Müslüman olmasak içimiz rahat etmeyecek, vicdanımız bizi içerden dürtecek ,rahatsız edecek.Onun için birazcık da müslümanız.Ama aslında yirminci yüzyılın dünyaya tapan ,maddeye tapan insanlarıyız.
İnanmak, insanın en ince ve en keskin ayrımları temsil eden sınırda hareket etmesi demekti. Buna mukabil, teslimiyette, iradenin forsunu aşan bir imkan vardı ki, onu ancak terbiye den sonra gelen olgunluk sayesinde kavrayabilirdik . .
İnsan, kendi samimiyetinin altını çizmeye kalkıştı mı, ister istemez üstünü de çiziyor. Samimiyet, mahremiyetle mukayyet olsa gerek.