general bir başka gardiyana döndü: "buradaki tutukluların statüsü nedir?" gardiyan soruyu pek anlayamamıştı. bir şeyler söylemek istiyordu ama kem küm ediyordu. general bu kez soru şeklini değiştirdi: "yani evladım" dedi "buradaki tutuklular normal tutuklular mıdır?" asker bu kez soruyu anlamanın şevkiyle cevap verdi. "hayır komutanım?" "ya nasıl tutuklulardır?" "anormal tutuklulardır komutanım." "peki normal tutuklularla, anormal tutuklular arasındaki fark nedir?" "normal tutuklular, normal cezaevlerinde bulunurlar komutanım. hırsızlar, esrarcılar, ırza geçenler normal tutuklulardır. vatanı yıkmaya kalkışanlar anormal tutuklulardır!" "peki bunlara nasıl davranırız?" "anormal komutanım"
Bu “Niçin yaşıyorum?”un cevabını verebilen insan bahtiyardır. Ben onun cevabını veremiyorum. Ağlamak geliyor içimden...
......
İçimden bir ses boyuna, “Sonra? Bu iş de oldu, Bu dansı da ettin. Bu elbiseyi de giydin, bu sabah da kalktın. Bu erkekle de yattın. Bu gece de uykun geldi... Sonra? Sonra ne olacak?” diyor. Sonra ne olacak? Sonra? Bilmediğim, beklemediğim, aklımdan geçirmediğim hiçbir şeyin, hiçbir hadisenin olmayacağını biliyorum... Sonra olacakların hepsi daha evvel olmuşlara benzeyecekti. İlk önce benzemese bile o içimde ki ses “Sonra?” diye sormaya başlayınca benzeyecek... İçim sıkılıyor..
Cebinden gözyaşlarıyla bazı yerleri bozulmuş bir resim çıkararak özlem ve hayretle bakıyordu.
...
Kendi kendine “Bu oda karanlık, soğuk... Belki üşürsün!” diye resmî koynuna koydu.