Selim

Selim
So this is how liberty dies, with thunderous applause...
9/10
·348 syf.··
Beğendi
·
2013 2. kitabı
·
58 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2013 00:00
Ursula K. hanımefendiyi geçen günlerde kaybettik. Benim bildiğim yazarlar arasında bilim kurgu işini en estetik şekilde icra eden yazardı. Sentetik, plastik kokan bilimkurgu yoktu yapıtlarında, aksine içinde duygu ve düşünce seli olan kitaplar yazdı. Aklı-zihni için konuşursam, sanırım en değer verdiğim zihinleriden birisi bu dünyadan göçtü gitti. Aklıma uzun zaman önce okuduğum Mülksüzler kitabı geldi şimdi. Beni derinden etkilemiş kitaplardandır. Derinden derken de ne demek istediğimi anlatayım isterseniz. Bu kitabı gerçekten de benden önce inceleme yazanların belirttiği gibi, sakin kafayla, sindire sindire okumanız gerek. İyi anlaşılması için şöyle bir örnek vereyim; aşağıdaki şu cümleye odaklanın: “Üç liraya aldığını beş liraya satardı.” Bu cümlenin içinden çıkarılabilecekler üzerine bir kitap yazılabilir, farkında mısınız? Kim aldı? Neyi aldı? Nereden aldı? Neden üç liraya aldı? Asıl maliyeti kaç liraydı? Ne kadarlık malı üç liraya aldı? Eh, peki 3 liraya aldığını alışından ne kadar zaman sonra, piyasa fiyatı kaç lirayken, nerede ve kime sattı? Aslında kaç liraya sattığında normal kâr elde edecekti? Ivır zıvır, falan filan feşmekan… Bilmiyorum ne kadar isabetli bir örnek oldu ama benim gözümde yeterince açıklayıcı. Tek bir cümle ile çok şey belirtebilirisiniz. Mülksüzler gerçekten şu yukarıda yer alan cümle gibi, basit görünen ama sorguladığınız zaman ciddi ciddi felsefe, siyasi çözümleme, sistem kritiği, feminizm, ataerkil toplum eleştirisi içerdiğini görebildiğiniz cümlelerle bezeli bir eser. Ustaca örülmüş kurgu ağının ve derinlerde yatan mesajların üzerini örten olaylar zincirinin arkasında, gerçekte neyin anlatıldığını görebilmek için yazılanları okuduktan sonra sık sık durup düşünmeniz, biraz da olsa beyin fırtınası yapmanız gerekmekte. Sanırım benim
Edebiyat
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
Reklam

Selim

, bir kitap okudu
9/10
·348 syf.··
Beğendi
·
58 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2013 00:00
·
2013 2. kitabı
Ursula K. Le Guin
8.3/10 · 15,6bin okunma

Selim

, bir kitap okudu
10/10
·261 syf.·
Beğendi
·
2018 1. kitabı
Turan Dursun
8.7/10 · 1.892 okunma
Dünya Bir Düştür
Yeniçeriler kapıyı zorlarken Uzun İhsan Efendi hala malum konuyu düşünüyor, fakat işin içinden bir türlü çıkamıyordu... "Rendekar doğru mu söylüyor? Düşünüyorum, öyleyse varım. Oldukça makul. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: Düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, ben varım. Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. Böylece o da benim kadar gerçek oluyor. Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor. Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. Öylese gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum." Kapı kırıldığında Uzun İhsan Efendi kitabı kapandı. az sonra başına geleceklere aldırmadan kafasından şunları geçirdi: "Dünya bir düştür. Evet, dünya..Ah! Evet, dünya bir masaldır.
7/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2013 3. kitabı
·
106 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2013 00:00
İhsan Oktay ANAR sanırım son 20-30 yılın en kendine özgü üsluba sahip yazarlarından biri. Çoğu insanın asla yazamayacağı gibi yazması da ayrı bir hava katıyor satırlarına. Kast ettiğim şeyi biraz daha iyi anlayabilmek için tarif etmeye uğraşmaktansa kitaptan yapılan alıntılara bir göz gezdirmeniz daha mantıklı olacaktır. Seçtiği kelimeler eski olsa da üslubunu modern tutabilmesi pek rastlanır bir şey değil. Fakat bu farklı ve taklidi zor üslup, İhsan Beyi çok iyi bir yazar yapmadığı gibi, ortaya çıkan her eserini direkt birinci sınıf da yapmıyor.Uslubuyla yükselttiği çıtayı hikaye anlatımındaki/kurgusundaki kusurlarla aşağı çekiyor. Bu bağlamda, Puslu Kıtalar Atlası bence bir romandan ziyade "denemeler derlemesi" gibi olmuş. Benden daha önce bu yorumu yapan olduysa affola, yazılanları pek okumadan yazıyorum bunları. Dediğim gibi, okuduğunuz şey her ne kadar sürükleyici bir yapıya sahip olsa da roman demek için biraz zorlamak gerektiği de satır aralarında kendini belli ediyor. Parça parçalık, bölünmüşlük hissini romanı okuduğum süre boyunca atamadığımı hatırlıyorum. Birbirine bağlı bir sürü hikaye var ortada, bunların birbirine bağlanabimesi için çoğu yerde yeniden düzenleme yapıldığını ise neredeyse hissedebiliyorsunuz. Sanırım benim için en büyük sıkıntı bu oldu. Bir de gözüme ve dilime çok yabancı bazı kelimelerin kullanımı. Fantastik bir kurgusu var kitabın. Masal gibi. Kitabın özellikle ilk yarısı bir çırpıda bitecektir. Ben yaklaşık olarak bir hafta içerisinde bitirmiştim ilk yarıyı -ki pek zaman ayırmamıştım-. Sonraki yarı ise 2 aydan fazla zamanımı aldı çünkü olaylar zinciri sizi bunaltmaya başladıkça kitap elinizden düşmeye başlıyor. İlginizi kaybediyorsunuz. Bir de işin içinde yazarın kullandığı eskimiş kelimeler ve idrakı zor mizahı var ki okuma hızınızı
Edebiyat
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma