"İstemeden varım, istemeden öleceğim. Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum."
-Fernando Pessoa
"Önemli mezarlıkların belirli yan kuruluşları vardı: Türbeler, sebiller bu ahiret kurumlarına daha ciddi bir görünüm veriyordu. Bu tedbirlerin kısa bir sürede yararı görüldü: İnsanlar, ölümün görüntüsüyle böylesine samimi oldukları için, hayatın anlamını bizlerden daha fazla takdir ederek yaşıyorlardı. Bizim sokakta da şöyle iki hanelik şirin bir mezarlık olsaydı... Ve her gün işimize giderken kavuklu ya da sarıklı bir mezar taşıyla merhabalaşsaydık... Ve çok ihtiyar bir kadının çok gecikmiş ölümü bizi böyle sarsmasaydı."
"Eskiden insanlarımız ölümle yanyana, hattâ içiçe yaşarlardı. Eskiden ölüm, küçük mezarlıklarıyla evlerimizin bahçelerine kadar sokulmuştu. Bu durum bir ihmal sonucu doğmamıştı: İnsanlarımız buna, bilerek izin vermişlerdi. Hattâ bu konuda ölümü teşvik etmişlerdi bile diyebiliriz. Her sokakta ahiretin bir şubesi açılmıştı. Her şey belirli bir düzen içinde yürütülüyordu: Parmaklıklı pencereler, taş duvarlar, bu iş için özel olarak yetiştirilen serviler... Ve her biri, temsil ettiği insana benzeyen o güzelim mezar taşları... Hayır, hiç bir şey tesadüfe bırakılmamıştı."
"Aynı hatayı bir daha yapmam artık. Artık ölümü gözden kaçırmaya gelmez. Biliyor musunuz, bazı geleneklerimizi ihmal etmekle nasıl çaresiz durumlara düşüyoruz. Canım, meselâ şu ölümle içiçe yaşama geleneğimizi korusaydık böyle gafil avlanır mıydık hiç?"