"İnsanları çok sevmeyi sevmiyorum.
Sevince de ölmelerinden korkuyorum."
"Sevdiklerinden çok ölen oldu mu?"
"Çok yok. Sadece bir kişi var, bana hayatın sevgisiz hiçbir anlamı olmadığını öğreten oydu."
Buna nasıl tahammül ediyorlar? Her günü pes etmeden, umutsuzluğa kapılmadan, intihar etmeden, hatta siyaset tartışmaya devam ederek nasıl anlatıyorlar?