Söylemek isteyipte sustuğum ne çok sözlerim var, tıpkı yazmak isteyipte, yazamadıklarım gibi... Kalemim durdu,kalemim sustu öyle sessiz, öyle suskun öyle, durgunum bu aralar...
Kimi vakitler, bir dalgınlıktan çıkarken yakalarım kendimi.
Sanki bir süreliğine içimdeki bir başka ben, beni uyutmuş; ruhumu hiç bilmediğim bir âlemin salıncağında sallayıp durmuştur.
Ne bir haritası vardır daldığım yerin, ne bir pusulası, ne dili, ne töresi
5 vakti takip etmek yerine, düzene karşı duruşumuzu açıklama ihtiyacı duyduk. Kaliteli bir ileti bulup, sanalda anlatmaktı kendimizi tek derdimiz.
Her gün bir yerlerden göçtük, yerimizi bilmeden.
Elde ettiklerimiz, kaybettiklerimizin bedeliydi sadece.
Sadakat, şimdiki zaman sevdalarının eksik yanı. Gözlerine baktığımda gözlerin bile beni öyle sarmalı ki kollarından ziyade, bileyim o gözlere başka bir yüz değil hayal bile girmesin...
Bileyim ki namazlarından sonra adım geçsin, bilirim ki ruhuna dahi başka biri değmez.