Oğuz Yctp

Oğuz Yctp
@Edvard
Geçmem gereken bir rakip varsa; bu geçmişteki kendimden başkası olamaz...
Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzlugu, açlıgı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli li dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteve varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı. Oysa Uzun İhsan Efendi, Dünya'nın şahidi olmanın gerçek bir ibadet olduğunu sık sık söylerdi.
Sayfa 90·Kitabı okudu
Uzun İhsan Efendi oğluna, "Buradan gitmek istediğini biliyorum oğlum" dedi, “Kendime hâkim olabilseydim belki de seni, çoktan içine girdiğin bu maceraya bırakmazdım. Sana olan sevgim biricik oğlumu tehlikeye atmama engel oluyor. Ama bilmek ve şahit olmak en büyük mutluluktur. Macera ise büyük bir ibadettir; çünkü Onun eserini tanımanın başka bir yolu olduğunu görebilmiş değilim. Kendi payıma ben, dünyayı rüyalarımla keşfetmeye çalıştım. Bu, yeterince cesur olamadığımın bir göstergesi olabilir. Aynı hatayı senin de yapmana yolaçmak istemiyorum. Sana izin veriyorum, git. Git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev ve hatta, bu babanın çekmeye cesaret edemediği acıları çek Dünyadan ve onun binbir türlü halinden korkma.
Sayfa 54·Kitabı okudu
“Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göreme- sen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çi- çekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapma- yı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünya- nın kendisini hiç görebilir mi?"
Sayfa 21·Kitabı okudu
Bir yanda tahtta kaldığı zaman içinde seferden sefere koşarak dünyayı ele geçirmeye çalışan bir savaşçı, öte yanda enfes aşk şiirle ri yazan ince ruhlu bir şair, bir yanda egemenliği altındaki halkların kendi inançlarını yaşayabilmelerini kanunlarla gü- vence altına alan hoşgörülü bir insan, öte yanda kardeş katli fermanını yayımlayan katı bir devlet adamı, bir yanda amacına ulaşmak için ne gerekiyorsa yapmaktan çekinmeyen bir padişah, öte yanda Doğu'nun ve Batı'nın bilim adamlarını sarayında toplamaya çalışan aydın bir hükümdar.
Sayfa 429·Kitabı okudu
Altın bir tahtta oturan, geniş yüzünü düzgün bir sakalın süslediği genç bir adamla karşılaştım. Tıpatıp Bellini'nin portrelerindeki Sultan Mehmed Han. Bedenine rahatça oturan hâkî,uzunca bir elbise giymişti, onun üzerinde de kürklü mavi bir kaftan... Başında, parlak tüylü bir sorgucun renklendir- diği beyaz bir sarık... Sarığın saklayamadığı geniş alnının bitiminde, gergin kaşlarının altındaki kara gözleri eğlenceli bir merakla bakıyordu renkten renge giren yüzüme. Kartal burnunun gölgesinde kalan üst dudağındaki karanfil bıyık, o konuştukça usulca kıpırdanıyordu. "Allah inayetini üzerinden eksik etmesin, Molla Gürani, bir kez dahi eğilmemiştir tahtımızın önünde... Molla Hüsrev de... Ulema dediğin de öyle olmalıdır zaten. llim, her zaman hükümdardan daha güçlüdür. Daha uzun ömürlü... Bu top rakların tarihi, ilmin önemini kavrayamayan nice mağlup hükümdarların hikâyeleriyle doludur.'