Emile, Rousseau'nun düşsel oğlu. Bir insan nasıl yetiştirilmeli, sorusuna koca bir yanıttır Emile. Bireyin yaşamını farklı bölümlere ayırıp, her biri için farklı öneriler getiren, "mükemmel insanı nasıl yetiştirebiliriz" sorusunun peşinden koşarken, verdiği yanıtlar günümüz modern eğitiminin dahi kabul ettiği/uyguladığı yenilikler barındıran, dönemine göre dibine kadar aykırı bir eser..
Çocuğun kişisel gelişimi için iki şey kaçınılmazdır, der Rousseau: Özgürlük ve bireysellik. İnsan tabiatının iyi olduğu fikrinden yola çıkan yazarımız, çocuğu doğanın kollarına bıraktığımızda, ona en iyi kılavuzluğun ve bu sayede en mükemmel eğitimin doğa ile sağlanacağı kanısındadır.
Rousseau'ya göre, insan doğa şartlarında yaşarken mutluydu, iyiydi; toplumsallaşan insan kötücül bir tabiat sergilemeye başladı, kötülüğü bizzat bu toplumsallaşmada aramalıyız. Bu bakımdan, insanı kendi özüne, yani doğaya bıraktığımızda, içinde var olan iyiliği sergilemeye ve doğanın bizzat kendisi tarafından terbiye edilmeye başlar.
Mademki artık doğa şartlarından yoksunuz, şu halde, çocuğun eğitimiyle ilgilenen kişi, alabildiğine bu doğal şartları sağlamalı, çocuğun birey yönünü geliştirirken özgürlüğüne katkıda bulunmalıdır.
Yer yer hayal gücünün sınırlarını zorlayacak kadar ütopik kuramlar geliştiren ve uygulamada karşılık bulamayacak bazı görüşler dillendiren Rousseau, erdemli bir bireyin ancak ve ancak bu kurallara bağlılıkla yetişeceği konusunda ısrarcıdır.
Kuru bir kişisel gelişim (ya da geliştirme) kitabı olmaktan ziyade, uzun ve edebi lezzet veren cümleleri ve zengin betimlemeleriyle okumayı seven bünyelere döneminin en aykırı kafalarından birinin aykırılıklarını serimler.
Birçok yazara ilham kaynağı olmuş bu eser, yine bazı düşünürlere (mesela Kant) kendisini birkaç kez okutturarak evden