“Seni öldürelim mi?” diye sordu Ferhat Hoca. “İnsanlığım lekeleneceğine beni öldürün. İnsanların insanlara güveni kalmayacağına, bu dünyada güvenilir bir insanın bile olmayacağına insanların inanması, insanlığın ölümü demektir. Ben buna sebep olacaksam, ölmem daha iyidir.”
Yukarda ışık yanıyordu. Merdivenleri üçer
üçer çıktı. Kadınlar, çocuklar Memedi görünce bir kıyamettir kopardılar. Doğru günbatıdaki odaya gitti. Abdi Ağa, uykulu uykulu kollarını açmış geriniyordu. Ne var? Noluyor? diye soruyor, geriniyordu. Vardı, kolundan tuttu, salladı:
Ağa Ağa! Ben geldim Ağa! dedi.
Abdi Ağa gözlerini açtı. Önce inanamadı.
Sonra gözleri açık öyle kalakaldı. Gözlerinin karası bile apak kesildi.
Dışarda bir kıyamettir kopuyordu.
Memed elindeki tüfeği doğrulttu. Abdi
Ağanın göğsüne üç el ateş etti. Kurşunların rüzgarından odadaki lamba söndü. Yıldırım gibi merdivenlerden aşağı indi, ata bindi. Bu sırada candarmaların haberi olmuş evi boyuna kurşunluyorlardı. Atı doludizgin Torosa sürdü.
Arkasından kum gibi kurşun kaynıyordu. O
hızla kasabayı çıktı.