Yazarımız Colette Dowling 23 farklı dile çevrilen bu kitabını, kendi uyanışı sonrasında görüştüğü pek çok kadına ve tabi ki kendine dair yaptığı analizler neticesinde 1981 senesinde kaleme almıştır.
"Yaşamının tamamını kocasını düzenli tutmaya ve çocuklarını “korumaya" adayan kadın bir aziz değil, sığıntıdır." diyen yazar yaşadıkları sonucu kendi kedine farkındalığa uyanan nice kadından bir tanesidir. Kitap yedi bölümden oluşmakta olup, dili sade ve akıcıdır. Her yaşta kadının okuma alışkanlığı olsun ya da olmasın rahatlıkla okuyabileceği ve kendine dair pek çok gerçeğe varmasına yardımcı olacak bir kitap olduğunu ısrarla söyleyebilirim.
Yazarımız ilk başta kendi hayatında yaşadığı fark edişten yola çıkarak kadınların içinde kök salan kurtarılma arzusunu tanımlıyor. Binlerce yıldır kadınlar bir erkek kurtarıcı, koruyucu ve sahipleniciye mecbur bırakılarak yetiştirilmiştir. Gün gelir kadınlar bu maruziyetten silkelenip kurtulmaya ve özgürleşmeye başlar lakin bir yerlerde yine bir zincir olduğunu hisseder. Bu zincir kadınları özgürken bile hüküm altında tutabilecek kadar güçlüdür. Üstelik özgür kadın bunu kendi isteği ile yapar. Çünkü erkek kurtarıcıya ihtiyacı olduğu bilinçaltına tamamen yerleşmiştir. İşte bu yerleşik düşüncenin temel sebebi kız çocuklarının bağımlı yetiştirilme modelidir. Özgürlük, öyle ki günümüz özgür kadınının bir çeşit korkusu olmuştur. Yazar bunu fark ettiği zaman büyük bir içsel yıkım yaşayıp aynı yıkımdan yeniden doğmuş ve bu içsel zincire sahip pek çok kadınla iletişime geçmeye başlamıştır. Ardından da ortaya böyle kıymetli bir eser çıkmıştır.
"Yetişme tarzımıza ilişkin her şey, bize, bir başkasının parçası olacağımızı; ölene kadar mutlu evlilikle korunacağımızı, destekleneceğimizi, dibe batmaktan kurtarılacağımızı söyleyip durdu." Dowling