Kronik vicdan azabı, tüm ahlâkçıların hemfikir olduğu gibi, hiç de istenmeyen bir duygudur. Eğer kötü bir davranışta bulunduysanız, pişmanlık duyun, elinizden geldiği kadar durumu düzeltin ve bir dahaki sefere daha iyi davranmaya bakın. Ne sebeple olursa olsun hatanızın üzerinde kara kara düşünmeyin. Temizlenmenin yolu çamurda yuvarlanmak değildir.
Her insan bağımlılık ve özgürlük ya da boyun eğme ve kendine yön verme eğilimlerinin yarattığı çatışma ile dünyaya gelir. Çünkü doğum olayı, bir diğer insana tümden bağımlı ve çaba gerektirmeyen bir durumdan, ayrı bir varlık olmayı ve kendi eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmeyi gerektiren bir yaşama geçişi temsil eder.
İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana geçen süre içinde çağdaş toplumlar kendine özgü bir olguyu da birlikte getirmiştir.İnsan eskisinden çok daha fazla sayıda insanla, çok daha kısa süreli , daha yüzeysel ilişkiler kurma eğilimindedir. Bu, soğuk bir günde karşılaşan bir grup kirpinin öyküsüne benzer. Kirpiler ısınabilmek için birbirlerine sokulurlar , ama dikenleri birbirine batar.
Birbirlerinden ayrıldıklarında ise soğuktan rahatsız olurlar. İleri geri hareket ederek sonunda dikenlerini batırmadan birbirlerini ısıtabilecekleri en uygun uzaklığı bulurlar.
Bu yerlerde trenler doğudan batıya,batıdan doğuya gider gelir.. gider gelirdi..
Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında ıssız,engin,sarı kumlu bozkırların özeği Sarı-Özek uzar giderdi.
Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich merdiyeninden başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demiryoluna göre hesaplanırdı.
Trenler ise doğudan batıya,batıdan doğuya gider gelir.. gider gelirdi..
Dört yüzyıl sonra Macchiavelli'nin Prens'i Batı için ne anlama gelecekse,Müslüman Doğu için aşağı yukarı aynı şeyi ifade eden çarpıcı bir eserdi bu.Ama aralarında hatırı sayılır bir farklılık vardı yine de:Prens,siyasette hayal kırıklığına uğramış,her türlü iktidardan yoksun kalmış birinin eseriydi.Siyasetnâme ise bir imparatorluk banisinin yeri doldurulamaz tecrübesinin ürünüydü.