Ağaç zamanı hikaye zamanına denktir. Tıpkı hikayeler gibi ağaçlar da mükemmel düz çizgiler, kusursuz eğriler ya da tam dik açılarla gelişmezler. Eğilir, kıvrılır, çatallanır ve fantastik şekillere bürünürler. Mucizevi dallar uzatır, buluşlu yaylar çizerler.
Öyle gecelerde ona karşı o kadar güçlü bir sevgi ve muhabbet hissederdim ki canım yanardı. Aramızdaki fark en çok o anlarda acı verirdi bana. Dallarımın kollara dönüşüp ona sarılamadığına, sürgünlerimin parmak olup onu okşayamadığına, yapraklarımın bin tane dil olup onun kelimelerini geri fısıldayamadığıma ve gövdemin bir yürek olup onu içine alamadığına hayıflanırdım.