Oblomov aslında memuriyette bir iş değil aile arıyordu, Petersburg da hayallerini zincire vurmasına neden olan memuriyet hayatından sonra çok sevdiği şiirleri yazsaydı belki de gelecek için hala ümidi olabilirdi, hırsı olabilirdi. Peki ben ne zaman yaşayacağım demezdi. Oblomov'un rüyasında anlıyoruz ki bütün bu alışkanlıkları tembellikleri o daha küçük bir çocukken dünyada ne olup bittiğini merak ettiği çağ da bunu öğrenebileceği en yakınındaki insanlardan almıştı. Herkesi gözlemleyen İlya İlyiç büyüyünce ailesinin birer kopyası olmaya başlamıştır. Nitekim bu alışkanlıklar kendi köyü dışında pek de iyi karşılanmıyor. Herkes iyi ya da kötü hayatını yaşarken o hayatını yatağında geçirmeye mahkum ediyordu.
Bir kez daha ailemizin bir yansıması olduğumuzu görüyoruz. Syf 167
Syf 187 , bir çocuğun içinde ki o gençlik heyecanı hayatı tanımayı istemek, etrafı keşfetmeyi istemek, bir şeyleri kendisinin yapmasını istemek gibi bir gaflete düştüğünü gören aristokrat aileler (!) çocuklarını bu yanlış yoldan döndürerek ona nasıl hayatını hiç bir şey yapmadan tek düze yaşayacağını çok güzel bir şekilde öğretiyorlar.