Tefekkür dedikleri şey topu topu bu muydu? Hayatımı sorgulayışımın arkası gelmiyordu, bu da beni erkenden yordu. Bu yorgunluğu da anlamadım. Daha on sekiz yaşındasın, diyordum, niçin bu kadar yorgunsun? Benim o an tanıdığım, adı gençlik bitkinliği olan bir hastalık mı vardı?
İçinde bulunduğum yeni durumun bir parçası, anlaşılan, her vakit bir acının saldırısına uğrayabilecek olmamdı. Beni devirebilecek olan kütlesel bir acı değil, zayıf, belli belirsiz, hayatın üstüne küf gibi inen bir acı olacaktı.