Freida McFadden'ın en sevdiğim kitabı bu oldu sanırım. Önceden okuduğum kitaplarını da beğenmiştim ama her defasında aklımı kurcalayan mantıksız noktalar oluyordu. Belki bu kitapta da vardır ama o kadar dikkat etmedim açıkçası, iyi ki de etmemişim. Kaygısız bir şekilde okumak çok güzeldi ve kitabı da çok beğendim. Belirtmek istediğim birkaç nokta dışında oldukça başarılı bulduğum bir kitap oldu. Keşke sevgili Olimpos Yayınları Sakın Yalan Söyleme'den önce bu kitabı çevirseydi de ilk bundan başlasaydım yazarı okumaya (Sakın Yalan Söyleme nefretimi her incelemede özellikle belirtmeliyim ahahahaha).
Konusu; kahramanımız Brooke Sullivan yıllar sonra çocukluğunu geçirdiği kasabaya geri dönmüş ve iş arayan bir pratisyen hemşiredir. Başvurduğu yerler arasında kendisine olumlu cevap veren tek yer yüksek güvenlikli bir cezaevi olunca istemeye istemeye de olsa işi kabul etmiştir. Ama bu cezaevinde uyması gereken katı kuralların yanısıra kendisinden özellikle uzak durması gereken biri de vardır. Shane Nelson. Brooke'un ilk aşkı ve aynı zamanda Brooke'un yıllar önce kendisinden şikayetçi olup müebbet hapis cezası almasına sebep olduğu tehlikeli mahkûm.
Kitabın iyi yanlarından ilki tahmin edebileceğiniz gibi KUSURSUZ AKICILIĞI. Freida'nın yazdığı herhangi bir kitabı 1 günden uzun sürede bitirmem mümkün değil çok akıcı yazıyor. Üstelik bununla da kalmayıp ilk sayfadan, uzatmadan giriş yapıyor konuya ve her sayfada katlanarak devam eden müthiş bir gerilim hissettirme yeteneği var. Aslında bu kitabın gerilimiyle diğer kitapların aksine hemen tanışmadık. Kitap bir geçmiş bir günümüz şeklinde ilerliyor ve gerilim kısmı çoğunlukla geçmişte anlatıldığı icin günümüz sahnelerini okurken o kadar da heyecanlanmıyordum. Ama sonlara doğru tempo ve hâliyle gerilim de arttı. Böylece kitabı