Hande gunkut

Hande gunkut
@Handemce
“ - birini bekliyorum , - kimi ? - hatırlamıyorum ..!”
Bütün bu süreçte anılarını sessizliğe teslim etmişti çünkü sessizliği anlayamayan kişinin yaşanan olaylar hakkında anlatılanları da anlayamayacağını, çünkü sessizliğin kelimelere dökülemeyen şeyleri kendi içinde barındırdığını biliyordu, çünkü sessizlik kendi içinde tüm çığlıkları ve yankıları taşıyan bir nehir gibiydi, çünkü sessizlik bu dünyanın tüm seslerini içine çekerdi.”
Sayfa 42 - Ketebe yayınları 2018
Edebiyat & Roman
Hande gunkut
“ sözlerden yüzümden, huylarımdan kusursuz bir zırh yapacağım kendime; çıkacağım o zaman kötülerin karşısına hiç korku ve zayıflık duymadan. ” . kavafis
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
1520'de Luther, şehir ve bölgelerin kendi yoksuluna bakması ve dilenciliğin yasaklanması gerektiğini söylüyordu. Birkaç yıl sonra dilencilik tamamen yasaklanırken gerçek muhtaçların desteklenmesine yönelik düzenlemeler kabul edilmişti. Gerçekten de reform hareketi Avrupa'da dilencilikle ilgili büyük bir paradigma değişimine neden olmuştu: Yoksulluk aşağılanırken çalışmak övülüyordu.
Sayfa 45 - Fol kitap 2023
Tarih
Hande gunkut
Tembelliğe bir övgü; zehirleri, anlamsızlığı, başarısızlık korkusunu ve binlerce başka çılgınlığı arındıran bir eylem. Tembellik zamanı durdurur ve size dünyanın sizin taklalarınız olmadan da döndüğünü hatırlatır. F. Caramagna
Sultan Süleyman insanı bir kum saatine benzetiyordu ve hayata asla doyulamayacağını söylüyordu. İki yuvarlak cam şişeciğin birbirlerine aktardıkları yüz binlerce kum zerresinin ifade ettiği kıymet, bir tek saatten ibaretti. İnsanın ömür yılları o yüz binlerce kum zerresi kadar da olsa, hayat öyle esrarengizdi ki, öyle doyulmaz şeydi ki, gök kubbenin şişesi içinde, insana bir saatçik ömürmüş gibi az gelecekti. Hayat doyumluk değil, tadımlıktı. Yüz yıl yaşamak hüner değil, bir tek nefesin kıymetini verebilmek hünerdi
Sayfa 115 - Doğan kitap 2015
Biyografi - Tarih - Roman
Hande gunkut
“ tutkularınızın efendisi olmanın ihtişamından daha üstün bir teselli olmayacak.” . galeano
Bu yedi sene içinde ilk zamanlan onu sık sık görmeye gidi­ yordum. Sonra ziyaretlerim seyrekleşti. Fakat ona muntazaman para gönderdim. O, ilk zamanlar bu yardımı istemedi. Beni yaşatacak gıda değildir, ümittir. Bir gün olup sana kavuşacağı­ mı düşünmek beni besliyor, diyordu. Fakat ben ısrar ettim. Bana mülaki olması için yaşaması lazım geldiğini anlattım ve onu yedi sene besledim. Öyle zamanlarım oldu ki, ona biraz para göndermek için kendimi pek ucuz paraya ve kime olursa olsun satmaya, kiralamaya mecbur oldum. Bunu yapmak benim için pek tabii idi. O, benim için, beni rahat ettirmek için bu cürmü işlemişti. Böyle olduğu halde mahkemede benden asla bahsetmedi . . . ' Macit, beni sükunetle dinliyordu. Birden sordu: 'Bu adamın ismi nedir?' 'Ne yapacaksın' dedim, 'Ahmet, Ali Veli . . . Onun artık ismi yok ki . . . MahkUmiyetinin lakabı var. ' 'Nedir?' " Kalpazan. Ben de o kalpazanın dostuyum. ' Macit, eliyle ağzımı tuttu, 'Sus İpek, sus' dedi. Daha cüretkar ve küstah bir eda ile 'Neden susayım? Söylememi sen istemedin mi? Ben de anlatıyorum. ' " Şimdi ne olacak?' 'İkimiz de yerlerimize döneceğiz. Sen karının ve çocuğunun yanına . . . Ben de kalpazan dostumun yatağına . . . ' Benim gibi bir orospunun dostu, hüviyetinde mahkûmluk damgası olan böyle bir kalpazan olabilir. Öyle değil mi?' 'Ya ben seni her şeyi göze alacak kadar seviyorsam . . .' 'Olabilir ... Fakat sana şunu itiraf edeyim. Ben seni sevmiyo­rum. '
Sayfa 336 - Alfa yayınları 2006
Anı-Mektup-Günlük-Edebiyat
Hande gunkut
Busözüme karşı birdenbire bağırdı: 'Yalan söylüyorsun' Düşün bir kere . . . Beraber geçirdiğimiz o tatlı demleri düşün. O zamanki sözlerini düşün.' 'Düşünecek bir şey yok. Macit, sen beni eğlendirdin. Fakat aramızdaki münasebet hiçbir zaman bir aşk olmadı. Sen benim için bütün hayatımda rastladığım erkeklerden birisin. O kadar . . . Sana sarf ettiğim sözleri bütün düşüp kalktığım erkeklere söy­ ledim.' Başını ellerinin içine aldı, 'Aman yarabbi! ' dedi. 'Söylediklerini havsalam almıyor. ' 'Neden? Bizim gibi kadınlarda vefa olur mu? Bizim kira bey­ girlerinden ne farkımız var?' Bunu söyledim ama bilmeden falso yapmıştım. Macit: 'Mademki sizlerde vefa yok. O herife neden dönü- yorsun?' 'Söyledim ya ... Onu seviyorum. ' 'Beni de seversin. ' 'Gönül kumandaya gelmez. Hepsinden doğrusu bu işi bura­ da kesip atalım.' Macit perişandı . . . 'İpek' dedi, 'Ben şimdi gideceğim. İki gün gelmeyeceğim. Düşün taşın . . . Ondan sonra kararım ver. ' 'Kararımı vermek için düşünmeye ihtiyacım yok. O, beni bekliyor, ona gitmem lazım.' 'İki gün sonra git. . . ' 'Peki, öyle olsun. ' Macit, bitkin bir halde çıktı gitti. S:336
“Üzümünü yiyeceğimiz bağın sahibini öğrenme merakımız bakidir."
Sayfa 54 - Çatı kitaplari 2011
Tarih-Roman
Hande gunkut
~ Kalp kör ise, gözlerin görmesinde hiçbir fayda yoktur. Hz. Ali