Deliklerinden teninin çilleri ve kızıl kılların Görünen paçavra giysini seviyorum yaşlı Hortlak, ve bu yüzden yirmi kuruş atıyorum önüne.
Köle ve basık alnında solgun gururdan eser Yok. Köpeğin kardeşidir yoksul ve sen Biliyorsun bunu, şiirleştirmiyorsun pırtılarını.
Taş ininden çıkan bir çakal gibi, ey dindar, Seni hiçe sayan adamın ardından gidiyorsun,
Kahrını sürüyerek. Kırışıklarının, ey yaşlı,
Kaçı acıyla yüzünü buruşturmandan ? kaçı Gözyaşlarından ?
Soyun çırılçıplak, oyna, yala, yalan ve
Yirmi kuruşlarımla erdemi gıdıkla. Kahrol!
–Diz çök!.. çamura batır sakalını!
Bu aptal yirmi kuruş da ne ? deyip gülüyor Musun ? gümüş parlar, bakırsa
Yeşile çalar bir gün. Sofu olmaktan
Çok dikbaşlıyım ben.
Karar ver. –Ya at, ya al. İşte aldın. İyi
Sık avucunda, düşün ki artık o senin,
Düşün ki bende ondan daha çok var,
Düşün ve hor gör beni.
–Eğer yeteriyle cesursan dilenci, bir Bıçak alabilirsin bununla.