Kubilay Atmaca

Kubilay Atmaca
@Hindbrain
Sırt Çantalı Ex nihilo nihil fit, et in nihilum nihil potest reverti.
80 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Istırap, korku, dehşet ve yaşama arzusu, hepsi bitmişti bende. Bana telkin ettikleri dini inançlardan kurtulmuş, huzura ermiştim. Tek tesellim, ölümden sonra hiçlik ümidiydi; orada tekrar yaşamak düşüncesi içime korku salıyor, beni hasta ediyordu. Ben ki henüz yaşadığım dünyaya bile alışamamışım, bir başka dünya neyime yarardı benim? Bana göre değildi bu dünya; bir avuç yüzsüz, dilenci, bilgiç, kabadayı, vicdansız, açgözlü içindi; onlar için kurulmuştu bu dünya. Yeryüzünün, gökyüzünün güçlülerine avuç açanlar, yaltaklanmasını bilenler için.
Sayfa 63 - Yapı Kredi Yayınları
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Algı Kapıları
Meskalinin veya halihazırda ya da gelecekte üretilecek bir eczanın etkisi altında olan bitenleri, insan hayatının amacının ve nihai hedefinin, aydınlanma ve mutluluk hayalinin gerçekleştirmesiyle bir tutacak kadar aptal değilim. Ben, meskalin deneyiminin, Katolik teologların "hak edilmemiş rahmet" dedikleri şey olduğundan fazla bir şey söylemiyorum: Bu, ruhun kurtuluşu için gerekli değil, ama yararlı olma potansiyeli vardır ve eğer birine kullanım imkânı tanınırsa kişi bunu şükranla kabul etmelidir. Alışılmış algılamanın kalıpları dışına çıkmak, birkaç zamansız saat için içsel ve dışsal dünyanın, hayatta kalma saplantısıyla yüklü bir hayvana veya kelimelere ve fikirlere saplanmış bir insana göründüğü gibi değil, ama büyük bilinç tarafından algılandıkları gibi doğrudan ve koşulsuz olarak görülmesi; herkes için ve özellikle entelektüeller için paha biçilemez değeri olan bir deneyimdir.
Sayfa 61 - İmge Yayıncılık
Felsefe
Algı Kapıları
Profesor J. S. Slotkin (şimdiye kadar peyotist bir topluluğun ayinlerine katılmış çok az sayıdaki beyaz adamdan biri) böyle bir ayine katılanlar hakkında şöyle der: "Kesinlikle sersemleşmiş veya sarhoş değildirler... Sarhoş veya sersemleşmiş bir adamın yapacağı gibi ritimden asla şaşmazlar ve dilleri peltekleşmez... Birbirlerine karşı sakin, hürmetkâr ve saygılıdırlar. Beyazlara ait hiçbir ibadet evinde bu kadar dini duygulanım ve terbiye görmedim." Ve şimdi şunu sorabiliriz: Bu kendilerini adamış nazik peyotistler nasıl bir şey yaşıyorlar? Bir pazar günü kiliseye giden sıradan bir adamı doksan dakikalık sıkıntıya rağmen ayakta tutan şey yumuşak başlı bir erdem duygusu değildir. Yaratıcı ve Kurtarıcı, Yargıç ve Avutucu gibi düşüncelerin esinlediği, dindar kişiye canlılık katan yüksek duygular da değildir. Bu Amerikan Yerlileri için dini deneyim çok daha doğrudan ve aydınlatıcı, daha plansız ve daha az yapay; yüzeysel ve kendi kendinin bilincinde olan aklın kendi ürettiği bir şey değil. Bazen (Dr. Slotkin'in topladığı raporlara göre) hayal görüyorlar; İsa'nın bizzat kendisi olan hayaller. Bazen Büyük Ruh'un sesini duyuyorlar. Bazen Tanrı'nın bizzat varlığını hissediyorlar ve Tanrı'nın iradesine göre hareket edeceklerse düzeltmeleri gereken kişisel hatalarını fark ediyorlar. "Öte Dünya"nın kapılarını bu türden kimyasal bir yolla açmanın pratik sonuçları tamamen olumlu görünmektedir. Dr. Slotkin'in raporlarına göre, düzenli peyote kullanıcıları genelde daha üretken, daha ılımlı (çoğu alkolden tamamen uzak duran) ve peyote kullanmayanlara göre daha barışçıdırlar. Bu kadar tatmin edici meyveleri olan bir ağaç şer kaynağı diye hemen yargılanıp bir kenara konulamaz.
Sayfa 59 - İmge Yayıncılık
Felsefe
Nefretin Güzergahı
Kusursuz marifetler, kamu teşebbüsleri seviyesine düşer; Kutsanma en hafif gözyaşını bile soldurur. Jandarma tarafından korunan bir melek —doğrular böyle ölür, coşkuların miadı böyle geçer. Bir başkaldırının haklı çıkması ve ateşli taraftarlar yaratması, bir vahyin yayılması ve buna bir kurumun el koyması, zamanında yalnızlığa mahsus olan birkaç hayalci çömezin hissesine düşen —ürpertilerin satılmış bir varoluşla kirlenmesi için yeterlidir.
Sayfa 75 - Metis yayınları
Felsefe
Yeterince var gibi görünüyor." Araştırmacı zaman hakkında ne hissettiğimi sorduğunda bütün söyleyebilceğim buydu. Yeterince var, ama tam olarak ne kadar olduğu bütünüyle önemsizdi. Elbette saatime bakabilirdim, ama biliyordum ki saatim başka bir evrendeydi. Gerçekte ise içimde belirsiz bir süre duyumsadığım hissi vardı, hâlâ da duyumsuyorum, ya da mütemadiyen değişen tek bir vahiyden oluşan sürekli bir şimdiyi de duyumsuyorum...
Sayfa 17
Felsefe