"Bana bir okur tasvir edin."
...
"En "saygılıları", bizzat Tanrı Baba'yı, her şeyin nedeninin bilgisini elinde tutacak kadar anlamını emdiği bir kitap yığını üzerinde ezelden beridir oturup duran bir çeşit eski çağ keşişini tasvir ederler. Başkaları, kendini kitaplara o derece kaptırdığı için hayatın hiçbir kapısından giremeyen derin bir "içe dönük tip" resmi yapıverir. Kimileri, bir okurun olmadığı her şeyi saymaya özen göstererek, onun içi boş bir tasvirini yaparlar: sporcu değil, canlı değil, eğlenceli değil, ne "tıkınmayı", ne "takıp takıştırmayı", ne "arabaları", ne televizyonu, ne müziği, ne arkadaşları seven birisi... Daha "stratejik" olan kimileri, bilgisini artırmak ve anlayışını keskinleştirmek için kitaplar tarafından hizmetine sunulan imkânların bilincindeki okura ait akademik bir heykel dikerler öğretmenin karşısına. Bazıları bu farklı sicilleri birbirine katarlar, ama bir tanesi bile, evet bir tanesi bile kendini tasvir etmez; ne ailesinden bir üyeyi tasvir eder, ne de her gün metroda karşılaştığı sayısız okurlardan birini.
Bir kitap ellerimiz arasında biter bitmez, o bizimdir artık, aynen çocukların dediği gibi: "Benim kitabım"... Kendimi tamamlayan parça. Ödünç aldığımız kitapları o kadar zor iade etmemizin nedeni bu olsa gerek. Hırsızlık değil tam olarak... (Hayır hayır, bizler hırsız değiliz, hayır...) Bir mülkiyet kayması diyelim veya daha doğrusu, bir madde aktarımı: Diğerinin gözünün altındayken ona ait olan şey, benim gözüm onu yutarken benim oluyor.
Sevdiğimiz biri bize okumamız için bir kitap verdiğinde önce onu ararız satırlarda; zevklerini, bu kitabı ellerimizin arasına bırakmaya iten sebepleri, bir kardeşliğin alametlerini. Sonra, metin alır götürür bizi ve unuturuz bizi onun içine bırakan elleri; olabilecek her sıradanlığı önüne katıp sürüklemek bir eserin en büyük gücüdür.
Televizyona gelince, hatta iyi düşünürsek sinemada bile... Bir filmde her şey verilmiştir, insan hiçbir şey kazanmaz, hazırlanıp sunulmuştur film; görüntü, ses, dekor, yönetmenin niyetini anlayamamamız halinde ortama göre müzik... Korkman gerektiğini gösteren kapı gıcırtısı. Kitap okurken bütün bunları hayal etmek lazım... Okumak sürekli bir yaratma eylemidir.