Başta, çok okuduğum tarzda bir kitap olmadığı için tereddüt ederek başladım. Ancak, bir kez başladıktan sonra elimden bir türlü bırakamadım, sürekli "Acaba sonra ne olacak?" diye merakla okudum. Bazen ürperdim, bazen üzüldüm ve kitabı bir an olsun elimden düşürmedim. Kısa sürede bitirdim. Okurken, kendimi korkunç bir dünyada gibi hissettim ve Malorie'nin yerine geçmişim gibi oldum. Bu da yazarın,okuru bu korkunç dünyaya çekme ve karakterlerin duygularını derinlemesine hissettirme becerisinin oldukça güçlü ve bu konuda usta olduğunu gösteriyor. Kitap, bir kadının eğer anneliği gerçekten içten hissediyorsa, çocukları için aşamayacağı engel ve yapamayacağı hiçbir şeyin olmadığını gözler önüne seriyor. Son olarak, Malorie kendini sorguluyordu: "İyi bir anne miyim?" Bence sen çok cesur bir annesin, Malorie. Onca zorluk, korku ve tehlikeye rağmen çocuklarını koruyabilmeyi başarmış harika bir anne. Korku, gerilim türünde kitaplar seven veya tarzının dışına çıkmak isteyen okurların bu kitabı şiddetle okumalarını tavsiye ederim.
“Bizi dinleyecek kimse olmadığı için yazı yazıyoruz. Edebiyat olmasaydı, yalnız kaldığında bir insanın neler düşündüğünü hiçbir zaman öğrenemeyecektik.”
Eser, geneli 1 sayfalık kısa hikayelerden oluşuyor. Hikayeler çeşitli konularda felsefi eleştiriler içeriyor ve sonları genelde düşünülenin tersine bitiyor veya ucu açık kalarak okuyana bırakılıyor... Diğer Halil Cibran eserleri gibi kişinin felsefi kapasitesiyle orantılı olarak içeriğin anlamlandırılabileceğini düşünüyorum...
GezginHalil Cibran · İndigo Kitap Yayınları · 201914bin okunma